Demokrasinin özü, gücünü doğrudan halktan alan ulusal istençtir (milli iradedir). Bu kavram, toplumun kendi geleceğini belirleme hakkını, seçme özgürlüğünü simgeler. Sandıktan çıkan her oy, bireyin devlet yönetimine kattığı bir değerdir. Ulusal istence saygı duymak, hukuksal zorunluluktan daha çok; toplumsal barışın, adaletin, ortak yaşamın en büyük güvencesidir. Halkın özgür seçimleriyle iş başına getirdiği temsilciler, o toplumun ortak sesini, var olma gücünü yansıtır.
Bu istencin görmezden gelinmesi ya da engellenmesi, demokrasinin temel direklerini sarsar. Seçmen istencine duyulan bağlılık, hukuk devletinin en belirgin kanıtıdır. Halkın kararı her türlü siyasi çıkarın, kişisel görüşün üzerinde tutulmalıdır. Çünkü bir kenti yönetme yetkisi, ancak o kentte yaşayan yurttaşların onayıyla varlık kazanır. Ulusal istence bağlılık, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma yolunda atılacak en kararlı adımdır. Toplumun sandıktaki gücü, demokrasinin erdemidir; bu erdemi korumak her kurumun yadsınamaz görevidir.
***
Adana, 31 Mart günü sandık başında bu ulusal istenci en gür sesiyle ortaya koydu. Seçmen, özgür istenciyle Zeydan Karalar'ı yeniden anakent belediye başkanı olarak seçti. Verilen her oy, bir kentin geleceğine duyulan güvenin, hizmete olan inancın kanıtı... Ancak bugün gelinen noktada, binlerce yurttaşın sandığa yansıyan bu kararı asılı kalmış durumda... Adanalılar, aylardır seçtikleri başkanın görevi devralmasını, kentin sorunlarına çözüm üretmesini bekliyor.
Hukuksal süreçlerin sonuçlanması, halkın istencinin koltuğuna dönmesinin önünde hiçbir engel yok! Adana gibi büyük, dinamik bir kentin "vekaletle" yönetilmesi; projelerin, hizmetlerin aksamasına yol açarken toplumsal erince de gölge düşürüyor doğal olarak. Adanalının ortak duygusu, adaletin yerini bulması, sandıktaki karara saygı duyulması yönünde... Zeydan Karalar'ın makamına geçmesi, koltuk değişimi gibi algılanmamalı; bir anlamda Adana halkının onuruna, seçme hakkına sahip çıkılmasıdır da... Demokrasinin anlam bulması, seçilenlerin görevlerini yapabilmesiyle olasıdır çünkü...
***
Adana'nın seçilmiş anakent belediye başkanı Zeydan Karalar, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde halkın özgür oylarıyla yeniden göreve getirildi. Ancak bu süreç, "iktidarın" sıkça yinelediği "muhalefeti silkeleme" adını verdiği, dayanaksız "ihbar" sayılan suçlamalarla gölgelendi… 2025 yılında başlatılan bir soruşturma kapsamında, ikiyüzoniki gün kanıt ortaya konulmadan Silivri'de tutuklu kalan Karalar, 5 Şubat 2026 tarihinde serbest kaldı.
Görevden uzaklaştırma kararı ise İçişleri Bakanlığı tarafından "geçici önlem" olarak uygulandı. Bu uzaklaştırma süresi, en son 9 Mart 2026 tarihinde yeniden uzatıldı. Halkın sandıkta ortaya koyduğu istenç uzun süredir askıda kalmayı sürdürürken, kent adına yitirilenler de her gün biraz daha büyüdü. Adanalılar, seçtikleri başkanın makamına dönmesini, kentin sorunlarına çözüm üretmesini beklerken, bu hukuksal süreçler toplumsal erince gölge düşürdü. Karalar'ın serbest kalmasıyla birlikte, hukuksal açıdan önemli bir engel aşılmışken, uzaklaştırma süresinin yenilenmesi Adanalıların sabrını zorluyor. Tutukluluk süresi sonrası halkın oylarıyla geçerlilik kazanmış bir başkanın makamından ayrı tutulması, hukuk devleti ilkeleriyle bağdaştırmak olası değil.
***
Ulusal istencin anlamı, Adana'nın sandıkta ortaya koyduğu kararla birlikte Silivri dönüşünde bir kez daha görünür oldu. Halk, özgür oylarıyla seçtiği başkanın görevine dönmesini bekliyor, hukuksal süreçlerin uzamasını/ bu istencin askıda kalmasını istemiyor. Gelinen bu noktada, ulusal istenci savunmak, yalnız seçim gününe değil; seçilenin görevini özgürce yapabilmesine de sahip çıkmaktır. Zeydan Karalar'ın yedi ay süren tutukluluğu sonrası serbest kalması, adaletin yerini bulması adına umut verici bir adımdır. Ancak halkın oylarıyla kazanılmış bir başkanlık makamının, uzaklaştırma kararlarıyla uzatılması demokrasinin özüyle çelişmektedir.
Adalet, geciktirilmeden tüm sonuçlarıyla yaşama geçirilmelidir. Adanalıların sabırla beklediği bu süreç, kentin geleceği, toplumsal barışın korunması için yaşamsal önemdedir. Seçmen istencine duyulan saygı, hukuk devletinin en büyük sınavıdır. Adana'nın kendi seçtiği başkanla yönetilme hakkı, engellenemez bir demokratik gerekliliktir. Demokrasinin erdemi, seçilenin makamına, kentin erince kavuşmasıyla gerçek anlamını bulacaktır.