"Yenilmez Armada"nın son temsilcisi ile memleket hasretini dile getiren bir anı yazısı bu sadece; meraklısına özel! Okurken sadece Adana sevdalılarının kendine has bir şeyler bulacağı bir nostaljik hikaye aslında..
***
"Adana'nın Eski Fotoğrafları" ile sosyal medyada muhteşem birlikteliklere imza atan "gerçek dost" Sabri Gül haber verdi.. "Behçet Kurtiç sizlerle buluşmak, azıcık da olsa memleket hasretini gidermek istiyor" dedi, topu bana attı!..
Heyecan verici bir haberdi.. Sadece benim için değil, bizim yaştakiler için "gerçek bir efsane" idi Behçet Kurtiç.. Yüzme sporunda kırdığı rekorlarla yeri 60 yıldır durdurulamayan, sutopundaki hayalleri zorlayan başarıları ile hep hafızalarda kalmış efsane bir sporcu, daha iki yıl önce 82 yaşında Avrupa'nın zirvesine çıkmış, Europian Master Şampiyonası'nda 3 Türkiye rekoru kurarak, 3 gümüş madalya almış bir rekortmen, anılarımı süsleyen efsane bir isimdi..
Behçet Kurtiç denince akan sular durur, hiçbir mazeret geçerli olmaz, olamazdı! ..
***
Adana'da "yüzme sporunun ayaklı ansiklopedisi" olmayı başarmış, bu konuda gerçekten çok önemli çalışmalar gerçekleştirmiş Ramazan Şanıvar'la irtibat kurdum öncelikle.. Adana'da yüzme sporunun dünü, bugünü ve yarınını birleştirici güç olmayı başarmış tek gazeteci, tek araştırmacı, tek meslek gönüllüsü idi Ramazan Şanıvar meslektaşım.. On yılların emeği ile oluşturduğu "Adana'nın yüzme sporu ve efsanelerini bir kitapta birleştirmiş çok özel bir emektar dostumuz, kardeşimizdi..
Bir anlamda tarihi bir görev, ama aslında "Adanalılık ruhu"nun gereğini yapmak için buluşup yola çıktık.. Yüreğir'deki Avrupa standartlarına erişmiş tek yüzme havuzuna ulaştığımızda, ikimizde de farklı bir heyecan vardı.. Adana'da gerçekten çok özel ve çok önemli bir yüzme şampiyonası yapılıyordu ve bu rüya gibi etkinlikte genç yüzücülerle, bu sporun efsane isimleri aynı havayı teneffüs edeceklerdi..
***
Kapalı Yüzme Havuzunun hemen girişinde karşılaştık Adana'nın yüzme sporundaki en unutulmaz ismi ile.. Daha selamlayıp sarılamadan, "Rekor sertifikası" almak üzere anons edilince, yaşından beklenmeyecek bir çeviklikle kürsünün bulunduğu yere gidişine imrenerek baka kaldım.. 84 yaşında ama daha 18 yaşındaki bir genç gibi enerji ve heyecan yüklüydü Behçet Kurtiç..
Bir tarafta yarışan genç yüzücüler, bir tarafta onları izlemeye gelerler ve şampiyonayı yönetmeye çalışanları izlerken, lise çağlarındaki arkadaşım, Adana'nın yüzme sporuna imza atmış kardeşim Gürhan Bencan'la sarmaş dolaş olduk.. Önce kızlarını yetiştirmişti, şimdi torunları yarışıyordu ve bunun heyecanını gözlerinin ışıltısı ile ortaya koyuyordu..
Orada buluşmak için sözleşmiştik, Sabri Gül'ün katılımı ile bizim ekibin ilk atağını başlatacağımız ortam oluşmuştu..
***
Daha hasret gideremeden, Adana'nın spor dünyasında bir başka efsane isim, unutulmayan bir spor adamı Tuncay Şenyüz ile yanyana geldik.. 1960'lı yıllara gittik birlikte, sanki zaman tünelinde yolculuğa çıkmıştık.
Rahmetli Cemil Oka'dan sonra Beden Terbiyesi Adana İl Müdürü olmuştu Tuncay Şenyüz.. Sporun, sporcunun dostu, gerçek bir Adana sevdalısıydı.. Tuncay Şenyüz Adana'nın siyasete kurban edilen bürokratları arasında unutulmaz bir anı ile zihnimde yer bulmuştu..
Onca başarılı hizmeti varken, Adana gençlerinin sporun her dalında başarı kazanması için gecesini gündüzüne katan Tuncay Şenyüz, "Cumhuriyet Gazetesi okuyor iddiası ve suçlaması ile" görevden alınmış, yerine Veli Andaç Durak atanmıştı..
Olimpik standartlarda Yüreğir yüzme havuzundaki bu önemli şampiyonaya, hem Adanalı bürokratların, belediye başkanlarının ama öncelikle de basınımızın ilgisiz kalmasına biraz parmak bastıktan sonra içimiz buruk, yüreğimizde heyecan salondan ayrıldık.. Behçet Ağabeyimizin bizimle birlikte teneffüs etmek istediği nostaljik ortamlara doğru yola çıktık..
***
Direksiyonda Sabri Gül olunca, rotayı belirlemesine sesim çıkmıyordu.. "Senin gençliğinin mıntıkasına" diye sinyali verdi, Çakmak Caddesi'ne gidilecekti.. Sabri Gül, trafik yoğunluğu ve park sıkıntısı nedeniyle o Küçüksaat'te bir kenarda beklerken biz Tahtalı Cami Sokağına doğru yol almaya başladık.. Ben o kalabalıkta yürümek için savaşırken, benden 8 yaş büyük Behçet Ağabeyim, "ceylan gibi" sekiyordu "maşallah!".. Eşi Adana'ya yola çıkmadan sipariş vermişti ve alacağı yeri de özellikle söylemişti.. Tepebağ'a doğru açılan yolun hemen girişinde, Tahtalı Cami'nin kemerinin altındaki Karaisalı Baharatçısı'nda bulduk aradıklarımızı.. "Kallavi" bir hemşehri kıyağı sonrası acılı biber salçası ve tam acılı maraş pul biberini aldık. Azıcık "murtçu mu, hambelesçi mi?" muhabbetinden sonra Sabri Gül ile buluşup ikinci hedefe doğru yola koyulduk..
***
Behçet Kurtiç, çocukluk ve gençlik yıllarını geçirdiği Adana ile ilgili anıları daha Atatürk Caddesi üzerinde yol alırken anlatıyor, gözleri dolu dolu oluyordu;
"Bu caddede yürürken tanımayan kimse olmazdı hiç.. Herkes bir sonraki yarışmayı hatırlatır, 'Rekor istiyoruz, rekor!' diye teşvik ederdi.. Ben o dönemlerde, Adanalıların rekor makinası bir yüzücüye dönüşmüş olduğumu, o sevgiyi, o bağırlarına basışlarını hayatım boyunca unutmadım..
Öncelikle yüksek tahsil ve iş hayatı nedeniyle Adana'dan çok genç yaşta ayrıldım, ama ben hem Adanalı kaldım, bedenimle olmasa bile ruhumla Adana'da kaldım!.."
Ama asıl önemli olanını, gözleri nemli içtenlikle, duygulu sözlerle şöyle dile getiriyordu:
"Avrupa'da birçok şampiyonada madalya kazandım. Kürsüye çıktığımda beni anons ederken, İngilizce veya başka dillerde 'Yenilmez Armada'nın gururu Behçet Kurtiç' diye tanıtmaları benim en büyük kıvancım oldu..
***
Atatürk Caddesi'nden çıkıp, tren hattının altındaki geçitten geçerken, o taşlı topraklı sahalarda nasıl futbol oynadıklarını anlattı, Behçet Ağabey; "Size bir sır vereyim" dedi ve ilginç bir özelliğini dile getirdi:
"O zamanlar çim saha yok.. Bırakın çimi, doğru dürüst toprak saha bile bulamıyoruz. . Önümüze gelen taşlı topraklı eğri büğrü tarlalarda top koşturuyoruz.. Ayrıca, şimdiki gençlerde olduğu gibi spor ayakkabıları hiç yok.. Yalın ayak oynuyoruz futbolu.. Ayakkabılarımızı çıkarıp, çıkıyoruz meydana..
Benim baş parmaklarım da aldığım darbeleden, yaralardan dolayı çarpık büyüdü.. İçe doğru kıvrıldı.. O nedenle ördek ayakları gibi perdeli bir şekle büründü.. Bunun neticesi ile de yüzme sporunda önemli avantaj sahibi oldum!.."
***
Behçet Kurtiç'in Adana'da özlediği ve çok istediği bir şey daha vardı; biz onun için güzergâhımızı Toros Mahallesini çevirmiştik. Behçet Kurtiç, hikayesini çok farklı şekilde anlattığı "Halka tatlısı"nı en nostaljik ortamda yemek istiyordu.. Biz de kamyonet arkasında sadece halka tatlısı yapan, "Deli dolu tatlıcı Sabri"nin yanına yöneldik..
Hem sıcak tatlıyı parmaklarının arasından şireler damlata damlata yemenin, hem de Tatlıcı Sabri'nin "tablacı" şakalarından nasibini almanın keyfini yaşadı Behçet Ağabey;
"Özlemişim ya… gerçekten bu tadı dünyanın başka yerinde bulamıyorsun.. Bu tad Adana tadı, memleket tadı.." diye mutluluğunu ifade ediyordu..
Önce acılarını almıştık Adana'ya özgü tatların, salçasını ve biberini Alanya'da bekleyen vardı.. Ama tatlıyı, bu mistik tadı oraya götürme şansı yoktu.. "Bir benim için, bir de özleyen için! .." diyebildi usulca fısıldayarak..
***
Sırada bir dost muhabbeti, biraz özel bir Adanalı sohbeti vardı.. Dar zamanda iyi dostlarla birlikte olmak için, fırsatı değerlendirmek istedik.. Bizim dost muhabbetimize katılma şansını Adana Büyükşehir Belediyesi eski Başkanlarından Zihni Aldırmaz da yakalayınca Adana tabiriyle lafın beli kırıldı..
O andan itibaren, sadece bir sporcu, belki biraz entelektüel hemşeri muhabbeti ile tanıdığımız Behçet Kurtiç'in konusunda uzmanlaşmış bir hukukçuluk, mükemmel bir hatiplik başta olmak üzere çok farklı birikimlerinin de olduğunu öğrendik.. İki şehircilik uzmanı, iki Adana sevdalısı yan yana gelince bizler sustuk, onlar içlerindeki güzellikleri, hayalleri ve olmasını beklediklerini dile getirdiler..
Onları dinlerken, içimizde yaşayan, gönlümüzde yaşayan nice hazineler olduğunu fark ettim. "Biz bu hazinelerin, bu önemli değerlerin farkında mıyız acaba" diye çok sordum kendime.. Sabri Gül ile çok kez göz göze geldik. O da benim gibi düşünüyordu..
***
Behçet Kurtiç gibi bu kent için çok önemli bir değerin, bir efsanenin yarınlarımızı oluşturacak gençlere hak ettiği gibi tanıtılması gerekiyordu.. Bu aslında bir kentin, bir kültürün, bir mirasın tanıtımı olacaktı.. Bunun için önce kamu yöneticilerimize, belediyelerimize, Ticaret ve Sanayi Odalarına, öncelikle ve özellikle Çukurova Üniversitesi ve Bilim ve Teknoloji Üniversitesine büyük görev düşüyordu..
Adanalı gençlere, yeni yeni yetişen sporcularımıza anlatılması gereken çok özel ve Adana'ya özgü değerler vardı, bunlar mutlaka canlandırılmalı, bunlara sahip çıkılıp yaşatılmalı idi..
Adana'nın sporda, siyasette, tarımda ve ticarette yeniden eski muhteşem yıllarını yakalayabilmesi için olması ve ilk planda değerlendirilmesi gerekenin ne olduğunu bu birkaç saatlik nostaljik ortamdan cımbızla çıkardığım özette bulabildim:
***
Yazacak çok şey var ama bunlarla yetinmek gerekiyor;
"Adanalı öncelikle, kendi değerlerine sahip çıkabilme özelliğine kavuşturulmalı.."
"Adana'da çok büyük ihtiyaç ve önemli gereksinim olan "Adanalılık ruhu" , mutlaka ve mutlaka yeniden canlandırılmalı, üzerindeki ölü toprağı kaldırılmalı.."
Bize en can alıcı yaramızın ne olduğunu bir kez daha hatırlattınız Behçet Ağabey..
Yenilmez Armada'nın yaşayan son temsilcisi.. Adanalılar seni unutmadı, sen de unutma hiçbir zaman, daha sık, daha çok ve daha sıcak ortamlarda buluşmak dileğiyle..
İyi ki geldin Adana'ya.. Adana seninle bir kat daha güzelleşti..
