Düzgün COŞKUN Yazdı/ AĞLATAN VEDA!
KÖŞE YAZILARI 6.01.2026 15:06:00 0

Düzgün COŞKUN Yazdı/ AĞLATAN VEDA!

Hastaları doktorun emekli edildiğini ancak 8 ay sonra öğrenebildi. Duygulu anlar yaşayan bazı hastalar, göz yaşlarına hakim olamadı.

Hastaları doktorun emekli edildiğini ancak 8 ay sonra öğrenebildi. Duygulu anlar yaşayan bazı hastalar, göz yaşlarına hakim olamadı. 

***

Şaşkınlığa yol açan acı sürpriz, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı polikliniklerinde yaşandı. Yıllardır tedavilerini yapan bilim insanının emekli edildiğini öğrenen çoğu hasta inanmak istemedi, "Bu nasıl şaka" diyerek tepkisini dile getirdi. Oysa şaka değil gerçekti.

***

1983 yılında genç bir doktor olarak tıp fakültesinden mezun oldu. Çukurova Üniversitesi'nde bilimsel araştırma çalışmaları yürüten grubun içinde yer alan genç bir hekim olarak isim yaptı.

***

Bilimsel araştırma çalışmalarıyla kısa sürede dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Ömrünü bilimsel araştırma çalışmalarının yanı sıra, yetiştirdiği öğrencilere ve hastalarına adadı. Üniversite çatısı altında ücretli hasta bakmayı reddeden, özel muayenehane açmayan, aldığı maaş ile geçmesini bilen erdemli bir akademisyen olarak tanındı. 

***

Bu yönüyle de hastalara "umut" aşıladı. Amansız hastalığa yakalanan kişi, bu akademisyenin poliklinik kapısından içeri girmeyi başarabildiyse eğer, kendisini şanslı saydı. Çünkü kıymetli bilim insanının hasta ve hasta yakınlarıyla empati kurmanın haklı gururunu yaşadığını bilmeyen sağlıkçı da yoktu.

***

Yıllarca süren hastalarıyla arasındaki disiplin ve düzeyli ilişki, dillere destandı. Öğrencilerine ve hastalarına zaman ayıran, ulusal ve uluslararası araştırma çalışmalarına imza atan bir akademisyen olmanın ayrıcalığını yaşadı.

***

Sakin, mütevazi, samimi duruşu alçak ses tonu ile hastalarına hitap etmesi, hoş sohbetiyle dikkatleri üzerine çekti. Saygın bir bilim insanı olarak çalışmalarını üstün başarıyla sürdürdü.

- Hastalar sayesinde rahat nefes alıyordu -

Hastaların yaşam kalitesini iyileştirmek için yoğun çaba sarf ettiği dikkatlerden kaçmadı. Hem öğrencileri hem de hastaları için bir nefesti adeta!..

***

Üniversite çevresinde sevilen sayılan ve itibar gören akademisyen olarak tanındı. İlkeli bir duruşu vardı, taviz vermekten hiç hoşlanmazdı. Tavrından değişiklik gördüğü meslektaşlarına karşı mesafeliydi. Bu bağlamda keskin çizgileri vardı. Kaldı ki birlikte görev yapan doktor, hemşire ve sağlık çalışanları bu gerçeğin farkındaydı. 

- Atatürk'ün izinden yürüyen Cumhuriyet insanı -

Ata'sına hayrandı. Çalışma Odasının duvarlarını Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün dokunmuş halı tablosu ve yağlı boyalı fotograf kareleri süslüyordu. Hastalarının tedavisine azami özeni gösteriyor, nefes alıp verme ve nabız atışlarını pürdikkat izliyordu.

***

Hastalarının kaliteli bir yaşam sürdürebilmesi için, mesai saatleri dışında servislerde ziyaretler gerçekleştiriyordu. Zaman zaman akşam saat 20:00'ye kadar poliklinik yaptığı da hastalar tarafından sıkça dile getiriliyordu. 

***

Hastaların tedavileriyle bizzat ilgileniyordu. Haftanın belirli günlerinde akşam geç saatlere kadar poliklinikte hasta muayene ettiğine tanıklık yapanlardanım.

***

O, başarılı bir hekimdi ama her zaman erdemli bir insan profiliyle hastalarının ve öğrencilerinin karşısına çıkıyordu. Asistanlardan önce poliklinik kapısını açan kendisi oluyordu. Gözlerini hastalardan ayırmıyordu. 

***

Hem yetiştirdiği öğrencilere hem de hastalar için bir hekimden öte sevgi ve şefkat gösteriyordu. Tedavi ettiği hastalarının sadece bedenlerine değil, yüreklerine dokunuyordu. İsmi bilim dünyasının dilinden de hiç düşmüyordu.

***

Ünlü akademisyenin ismi sadece hastaların tıbbı dökümantasyon dosyalarından geçmiyordu. Aynı zamanda hastalarının kalplerinde yer alıyordu. 

***

Bir bilim insanı ancak hasta ve hasta yakını, dolayısıyla halk tarafından bu kadar sevilir, sayılır kadir kıymet bilinirdi. Toplum nezdinde Çukurova Üniversitesi'nin Yüz Akı bir akademisyen olarak nitelendiriliyordu.

***

Adana'nın dolayısıyla ülkenin gurur duyduğu bir bilim insanı ve Türk kadınının onur abidesiydi. Kartvizit getiren hasta ve hasta yakınlarına kapısı kapalıydı. Hiçbir hastaya öncelik tanımazdı acil vakalar dışında.

- Makam ve yetkisine bakarak hasta tedavi etmezdi -

Makam, mevki, yetki, kimlikli olup olmadığına itibar etmezdi. Poliklinik kapısından içeri giren her hastaya aynı gözle bakardı. Gereken tedavi neyse uygulardı.

Bir anlamda çaresizin, yoksulun, kimsesizin de kimsesiydi. 

***

Bilimsel araştırma çalışmalarında 40 yılı aşkın hizmeti geçti. Bilime, insana ve insanlığa verdiği hizmetlileriyle Türk kamuoyunda parmakla gösterilen bir bilim insanı olma onuruna nail oldu. 

***

Çukurova Üniversitesi'nin geleceğin bilim insanlarını yetiştiren öncü kurum olduğu bilinen bir gerçek. Tıp Fakültesi'nde kadın akademisyenlerinin başarı grafiginin her geçen gün trend yapmasında bu bilim insanının katkısı küçümsenemez. 

***

Elsevier ve Stanford Üniversitesi işbirliğiyle yıllık olarak açıklanan dünyanın en etkili bilim insanlarının yer aldığı 2023 listesinde Türkiye’de Çukurova Üniversitesi'nden bir isim vardı. Bu isim "Dünyanın en etkili bilim insanları" listesinde hem yıl bazında hem de kariyer dönemi bazındaki sıralamada yer alıyordu. 

- Çukurova Üniversitesi'nin aydınlık yüzüydü -

Siz değerli okuyucularımın, bu ünlü bilim insanın kim olduğunu merak ettiğini biliyorum. Bu bağlamda sabrınızı daha fazla zorlamak da istemiyorum. Söz konusu akademisyen, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin aydınlık yüzü Prof. Dr. Semra Paydaş'tır.

***

Sayın Paydaş'ı ayrıcalıklı kılan bir başka yönü daha var ki; hastalarının yanı sıra, toplum kendisine büyük hayranlık duyuyor. Prof. Dr. Semra Paydaş dürüst nezaketli, tutarlı bir bilim insanı olarak tanınıyor. Tevazu sahibi ve alçak gönüllüdür. Hastalarına bir hekimden öte candan yakınlık gösterir.

***

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Semra Paydaş, yukarda ifade ettiğim gibi, ücretsiz poliklinik hizmeti veren nadir bilim insanlarından birisi olma onuru ve ayrıcalığını da yaşıyordu.

- Kimi hasta " Abla", kimi "Hocam" diye hitap ediyordu -

Kimi hastalar Prof. Dr. Semra Paydaş'a, "Abla", kimi "Anne", kimi "Hocam", kimisi de "Kızım" diye hitap ediyordu. Kısacası yaşamını bilimsel araştırma çalışmalarına, yetiştirdiği öğrencilere ve hastalarına adayan bir akademisyendi. 2025 Mayıs ayında "Yaş Haddin"den dolayı emekli edildiğini, takvim yaprakları 5 Ocak 2026 pazartesi gününü gösterirken, yetkili ağızlardan öğrenmiş oldum. Oysa Nisan 2025 tarihinde poliklinik yapmadığını biliyordum, fakat kurumla ilişkisinin kesildiğini inanın bilmiyordum.

- Bu sessiz derinlik neyi ifade ediyordu acaba! -

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı, Üniversite Rektörlük Makamı, Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanlığı'nın geçen 8 aylık süre içerisinde sessiz sedasız kalmasına bir anlam vermek olası değil. Bu sessiz derinliğin ne ifade ettiğini, ne anlama geldiğini bilen yok değil, ama dillendiren tek doktor, hemşire ya da personel yok!..

***

Bekleme Salonu ve poliklinikte kime sorarsanız sorun, ister uzman, ister asistan doktor, ister hemşire isterse idari personel ve yardımcı sağlık çalışanları. Siz bunlara özel güvenlik ve temizlik şirketi çalışanlarını da dahil edin, hepsi sözbirliği yapmışçasına, sorunuza "Bilmiyoruz" cevabını verip geçiştiriyor. 

- Personelin yüzündeki acı ifade düşündürücü -

Çevre illerden gelen hastaların da tedavi gördüğü kurumda çalışan sağlık ordusu, bu konuda nedense susmayı tercih ediyor. Anlayacağınız ser verip sır vermiyor. Yüzlerindeki acı ifade ister istemez insanı kara kara düşündürüyor! 

***

Üniversite çatısı altında 42 yıl hizmet veren bir bilim insanı "Yaş Haddi"nden dolayı emekli ediliyor. Sistem bu! Fazla söze gerek var mı, aslında yok!

***

Ama yine de dikkat buyurun!

***

Gönüllere dokunan bilim insanı "Emekli oldu" demiyorum. Nitekim, emekli olmanın koşulları belli. Bu koşullar gereği 67 yaşını doldurmuş akademisyenler emekli edilebiliniyor! 

***

- Üniversite, Paydaş'ın emekli olduğunu duyurmuyor -

Çukurova Üniversitesi yönetimi, başarılı bilim insanı ile yollarını 8 ay önce ayırdığını kamu oyu ile paylaşmaya bile gerek duymamış. Öğrendiğim kadarıyla bu konuda her hangi bir duyuru da yapılmamış. 

***

Gerekçeye bakar mısınız: Ünlü bilim insanı Prof. Dr. Semra Paydaş, kendisi için veda töreni düzenlemesini istememiş(miş)! Ama duyuru yapılmasın da dememiş! 

***

Ben de kamuoyu adına buradan üniversite yönetimine sesleniyorum: 

-42 yıl hizmet veren, Türkiye'ye binlerce genç doktor yetiştiren güçlü kadro içinde yer alan isimlerden birisi olma onurunu taşıyan Prof. Dr. Sayın Semra Paydaş, kendisi için veda töreni düzenlemesini neden istememiştir? Bunun Rektörlükçe bilinen özel bir sebebi var mı, varsa nedir? 

- Veda töreni istemeden çok sevdiği eğitim kurumundan emeklilik nedeniyle ayrılan başka akademisyen oldu mu, yoksa Prof. Dr. Semra Paydaş bu bağlamda da bir İlk'e imza atan bilim insanı olarak üniversite tarihine mı geçti? 

***

Prof. Dr. Semra Paydaş, Çukurova Üniversitesi'ne adeta kan bağı ile bağlı bir bilim insanıdır Nasıl oluyor da 8 ay önce makam odasını boşaltıyor, özel eşyalarını topluyor, "Yüksek Makam"a "veda" etmeden, kendisini uğurlayanlarla kucaklaşmadan ömrünü verdigi hastaneden, sevdigi meslektaşlarını ve şifa bekleyen hastalarını yüzüstü bırakıp ayrılabiliyor. Buna bırakın sağduyulu insanları, aklını oynatan kişileri bile inandırmak oldukça zor! 

***

Bilim insanının şatafatlı bir veda programının düzenlenmesini istemediğini düşünelim, Üniversite Senatosu bilimsel araştırma çalışmalarıyla Çukurova Üniversitesi'nin misyon ve vizyonuna önemli katkı sunan Prof. Dr. Semra Paydaş'ın ismini yeni açılacak bir ünite ya da yerleşke içerisinde açılmış ama henüz isimlendirilmemiş veya kısa sürede açılacak bir caddeye adını vererek onurlandırmayı düşünüyor mu?

***

Üniversite Yönetiminin gündeminde böyle bir planlamanın olduğu söylenebilir mı, ya da böyle bir olasılıktan bahsetmek mümkün mü?

***

Prof. Dr. Semra Paydaş Temmuz 2020'de Onkoloji ve Hematoloji Bölümünde mezun olmuş genç meslektaşlarına hitap ederken bakınız ne demiş:

- Değersiz insanların kapınızı çalmasına izin vermeyin -

"Doktorluk zorlu ve meşakkatli bir meslektir. Sizler değerli insanlarsınız. Değerinizi bilin. Çok önemli mesleğe başladığınızı biliyorum. Doktorluk bir yaşam biçimidir. İyi bir hekim olmaya bakın. Sizler sadece bizler için değil, aileleriniz için de çok değerli insanlarsınız. Halk sizden hizmet bekliyor. Meslek yaşamınızda değersiz insanlara asla geçit vermeyin. Kapınızdan içeriye almayın. Mesleğiniz her zaman önünüzde olacak. Her şeyden önce doktorsunuz. Kaldı ki; başka meslek yapamaya kalkışsanız da yapamazsınız. Yaptığınızı farzedin, asla mutlu olamazsınız".

***

5 yıldır Onkoloji tedavisi gören ancak ismini vermek istemeyen 81 yaşındaki emekli öğretmen, "Ben Semra kızımın hastasıyım. Beni yeniden hayata döndürdü. Şefkatli elleri olmasaydi bugün hayata olmayabilirdim. Eğer yaşıyorsam bunu önce Yüce Allah'a sonra da Semra kızıma borçluyum. En son Mart 2025’te beni muayene etti. Daha sonra kontrola geldigimde hasta bakmayacağını söylediler. Emekli olduğunu bugün öğrenmiş oldum. Üzgünüm. Ben kendisine "Kanatsız Melegim" derdim. Çünkü bana kızım kadar yakındı. Aynı zamanda bir terapistti. Emekli olduğunu öğrenince göz yaşlarıma hakim olamadım. Keşke şimdi çıkıp gelse kendisine sarılıp helallik isteyebilsem inanın dünyanın en mutlu insanı olurdum. Bu dünyadan göçerken gözlerim açık gitmezdim".

***

Prof Dr. Semra Paydaş, 2013 Eczacıbaşı Tıp Bilim Ödülünü kazanarak hem Çukurova Üniversitesi'ne hem de bu üniversitede görev yapan bilim insanları, akademisyen, doktor ve asistanlara onurlu bir gün yaşatmıştı. 

***

Rektörlük makamı unutmamalıdır ki; Çukurova Üniversitesi gibi saygın bir bilim yuvası çatısı altında canla başla bilimsel çalışma ve araştırmalar yapan bir değil, onlarca hatta yüzlerce Semra Paydaş'lar vardır. ***

Demem o ki, Çukurova Üniversitesi'nin akademik kadrosu aydınlık Türkiye için uğraş veriyor. Sözkonusu bilim insanlarının değeri bilinmez, şu veya bu sebeple yollarına taş konularak çalışma azimleri kırılır, motivasyon erozyonuna uğratılabilinirse, bunun müsebbibinin yönetim kadrolarının olacağı aşikar. Böyle bir olay yaşanırsa ki- hiç beklenmez- bu vebalin altında üniversite derin yara alır hatta ezilir(!) 

***

Daha da önemlisi; bilim dünyası nezdinde sadece Çukurova Üniversitesi itibar kaybetmez, Adana dolayısıyla Türkiye saygınlığını kaybeder!

***

Prof Dr. Semra Paydaş'ın yanlış, yanlı uygulama ve talimatlara prim vermediği akademisyenler tarafından da bilindigi rahatlıkla söylenebilir. 

***

Bu erdemli bilim insanı, eğer emekli olmamış olsaydı Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sayın Erol Özvar'ın 24 Kasım 2025 tarihinde yaptığı açıklamayla, yaş sınırı 72'ye, özel sözleşmeyle de 75'e kadar uzatılabilinirdi. 

***

Sonuç olarak; Çukurova Üniversitesi Hastanesi Onkoloji- Hematoloji Merkezi çok değerli bir bilim insanınından bugün yoksun kalmazdı. Tedavi olan hastalar da bekleme salonunda bu haberi alırken, göz yaşlarına boğulmazdı.

***

Nitekim, özelinde Adana, genelde Türkiye, üstün başarılara imza atmış, ülkesini bilim dünyasında en iyi şekilde temsil etmiş, literatürlerde bilimsel çalışmaları yayımlanmış erdemli bilim insanlarına sahip çıkmayı becerisi pek söylenemez. Eğer becerebilseydi Türkiye sağlık başta olmak üzere her alanda dünyanın gıptayla baktığı marka ülke sıralamasında ilk'lere girmiş olacaktı. 

***

Değerli bilim insana bundan sonraki yaşamında sağlık, mutluluk ve huzur diliyorum. Kalbi selam ve saygılarımı sunuyorum.

 

Anahtar Kelimeler: Düzgün COŞKUN Yazdı/ AĞLATAN !

Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor

YAZARLAR

16.6° / 7.2°