Özelde Adana, genelde Türk basını bir ulu çınarı daha kaybetti. Erdoğan Varol, sadece başarılara imza atan bir gazeteci değildi, genç meslektaşlarının Hocasıydı.
***
Aynı zamanda barışın, emeğin, demokrasinin yılmaz savunucusuydu. Örgütlenme çatısının mimarlarındandı. Basın Meslek İlkelerine bağlılığıyla tanınıyordu. Güven veren bir şahsiyetti. Güler yüzlü, dobra konuşmasıyla bilinirdi. Yol gösteren yönüyle tanınması ayrı bir özelliğini gözler önüne seriyordu.
***
Bir süredir keyfim yok. Dolayısıyla sosyal medya platformunda da uzak kaldım. Televizyon izleyemez oldum. Bu sabah kendimi iyi hissettim, Face ile aramı düzeltmek istedim. Keşke tuşlara dokunmaz olsaydım. Duayen gazeteci Erdoğan Varol'un yaşamını yitirdiği haberini okuyunca şoke oldum. İnanmak istemedim.
***
Çünkü Erdoğan Varol benim için bir ekolü simgeliyordu. Ağabey-kardeş gibiydik. Canım sıkıldığı zaman dertleşebileceğim nadir bir isimdi. Gülerek konuşması ruhumu okşuyordu. Mesleki deneyiminden yararlandığımı ifade etmeden geçemeyeceğim.
***
Erdoğan Varol, geçmişte kardeş kuruluş olarak nitelendirdiğim TRT'de uzun yıllar idarecilik yaptı. Ben de Anadolu Ajansı'nda çalışıyordum. İki kurumun idari binası Atatürk Caddesi üzerinde birbirine 200 metre uzaklıkta idi. Sıkça görüşüyorduk. Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Atatürk Caddesi Öğretmenler Sitesindeki lokalinde bir araya gelirdik. Erdoğan Varol, haber konusundaki titizliğiyle tanınırdı. Ancak dostluğu her zaman önceleyen bir karaktere sahip idi. Habercilik başka dostluk başka derdi hep.
***
Çukurova Gazeteciler Cemiyeti kurucu üyesi Erdoğan Varol 10 yıl Cemiyetimizin Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptı. Bu dönemde pek çok başarılı çalışmalara imza attı. Sanırım 2001 yılının Eylül Ayı’ydı. Adana'da bir restoranda birlikte yemek yedik. "Aslan sütü içer misiniz "? diye sordu. Reddedemezdim tabii ki!

***
-"İçmem" desem gücenir diye düşündüm. Suratıma her zaman ki gülen yüzüyle baktı, sonra devam etti: "Yalnız içilmez ki" dedi. Birlikte kadehleri kaldırdık, O an ağzından şu kelimeler döküldü:
***
"Şerefe demeni istemem. Çünkü bizler onurlu, haysiyetli aynı zamanda şerefli insanlarız. Toplum yararına alın teri döküyoruz. Gecemiz gündüzümüz yok. Haber peşinden koşuyoruz. Önceliğimiz haber. Eşimiz çocuğumuz hastalanır, doktora gider, çoğu zamanlar yanlarında yokuz. Yaptığımız meslek de bir o kadar saygın. Seninle konuşmak bana da iyi geliyor Düzgün Coşkun "
- Örgütsüzdük, kazanılmış hakları kaybettirir -
İçerken sohbet ediyoruz. Bazen de kadeh kaldırıyoruz. Konu gazetecilerin sorularına geldi, anlatırken, gözleri nemlendi. Dedi ki, "Adana güçlü bir basın sektörünün varlık gösterdiği bir kent. Çukurova Gazeteciler Cemiyet’inin varlığı bu sese ayrı bir güç kazandırıyor. Örgütlenerek sorunlarımızı çözebiliriz. Örneğin Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın ülke bazında yeniden güç kazanması lazım. Aksi takdirde kazanılmış haklarımızı da kaybedebiliriz".
***
Bakıyorum geçen zamanda gerçekten kazanılmış pek çok haklarımız törpülendi. Günümüzde gazeteciler sendika üyesi olamıyor. Yerelde asgari ücretin altında bir maaş alıyor. Halkın hakkını ararken, kendi hakkını koruyamıyor. Gazeteciler işsiz ordusunun neferi haline geldi.
***
Ne acıdır ki, Adana'nın dolayısıyla Türkiye'nin içinde bulunduğu ağır sorunlarına karşı ciddi duyarlılık gösteren duygu ve düşüncelerini her platformda yüksek sesle dile getiren güçlü bir kalem daha sustu. Erdoğan Varol da "Beyaz Atlara" binip bu dünyadan göçüp gitti. İçim açıyor. Ağzımdan dökülen kelimeleri telaffuz edemez haldeyim.
***
Oysa 17 Aralık 2025 günün akşamı beni telefonla arayarak doğum günümü kutlarken gür sesiyle konuşmuştu. Rahatsızlığından hiç bahsetmedi. Son sözü: "Düzgün Coşkun hep böyle kal. Adın gibi bir insan olmayı çoktan hak ettin. Mutluluklar dilerim" olmuştu. Ben de "Sizen övgü almak, deveye hendek atlamaktan daha zor olduğunu biliyorum" derken birbirimize veda ettiğimizi nereden bilebilirdim ki!
***
Basın dünyası çok kıymetli bir gazeteciyi kaybetti. Yeri doldurulamaz. Üzerimde hakkı var. Helal etmesini istiyorum.
***
Ben bu satırları kaleme alırken, ulu çınar Erdoğan Varol için Seferhisar Hıdırlı Camii'nde cenaze töreni düzenleniyordu. Ailesi, sevenleri, dostları son görevini yerine getirmeye çalışıyordu.
***
Dilim varmıyor ama söylemeden geçemiyorum, uğurlar olsun. Yüce Yaradan cennetine nail eylesin. Toprak tenini incitmesin. Hep anılacaksın. Yüreğimizdeki yerini kimse dolduramaz ruhun şad olsun kıymetli meslek büyüğüm rahat uyu...