Düzgün COŞKUN Yazdı/
KÖŞE YAZILARI 29.01.2026 01:02:00 0

Düzgün COŞKUN Yazdı/ "BİZLER ELOĞLU DEĞİL, ÜLKENİN ÖZ EVLADIYIZ"

Bu satırları kaleme alırken, kendi kendime, "iyimserlik iyidir. İyimser olmaktan zarar gelmez" diye söylendim. Ancak, günümüzde emeklilerin yaşadığı çileyi görmezden gelmek de saflık olur. Kaldı ki, bu konuda kaç yazı yazdığımı ha

Nerede bir emekli görsem yüreğim sızlıyor. Kuyruk olan her yerde, emekli ve emekçiler başı çekiyor. Özellikle son yıllarda ağır yaşam koşulları emeklilerin hayallerini yerle yeksan etti. Yüzü gülen, mutlu olan emekliye rastlamak neredeyse olası değil. 

***

Bu satırları kaleme alırken, kendi kendime, "iyimserlik iyidir. İyimser olmaktan zarar gelmez" diye söylendim. Ancak, günümüzde emeklilerin yaşadığı çileyi görmezden gelmek de saflık olur. Kaldı ki, bu konuda kaç yazı yazdığımı hatırlayamıyorum bile. 

***

Gururla belirtmek isterim ki, alın teri dökmüş, ömrünün en verimli yıllarını çalışarak etkin hizmetlerde bulunmuş onurlu kitlenin mensubuyum. Emekli olurken, ikinci baharı dolu dolu yaşayacağımı hayal ediyordum. Ama yaşayamadım. Nasıl yaşayayım ki, yüzde 12,19'luk artışla. 

***

Emekli olduğum 1997 Ocak ayında asgari ücretin birbuçuk katından bir tık fazla maaş alıyordum. Günümüzde bu rakam asgari ücretin altında kaldı. 

Her emekli gibi ağır ekonomik sorunlar yaşadım hala da yaşıyorum. Neyse! 

***

Asıl komuya gelmek istiyorum: 26 Ocak 2026 günü maaş almak için üç banka şubesini dolaştım. Çareyi Yapı Kredi Bankası'nın Gürselpaşa Mahallesi izzet Begoviç Bulvarı üzerindeki şubeye gitmeye karar verdim. Maaşımı da bu şubeden alıyorum.

***

Geçmişte Mahfesığmaz şubesinden maaş alıyordum. Banka küçülmeye gitti ve bu şube kapandı. Yola koyulurken, sıra yok diye düşünüp durdum. Yanıldığımı bankadan içeri girerken anladım. 

***

Sıraya girip numara aldım. 843 rakamını görünce umutsuzluk bedenimi sardı. Hüzünlendim. Benden önce gelenler vardı. Kalabalığı görünce bir nebze de olsa teselli buldum. Bir süre ayakta bekledim. Sıra alırken saat 10.20’yi gösteriyordu. Tabiri caiz ise, bankada toprak atsan yere değmezdi. "Neyse" dedim. Yanıma ileri yaşlarda bir emekli geldi. Ayakta güçlükle duruyordu. Zaten 20 yaşlarında torunu ile birlikte geldiğini gördüm. 

***

Dakikalar geçiyor, dört gişenin ikisi boş. İki ve üçüncü bankoda gişe elemanları harıl harıl çalışıyor. Ancak bankadan biri maaşını alıp çıkarken, iki-üç emekli içeri giriyordu. Neyse ki, orta yaşlı bir emekli kalkıp ayakta güçlükle duran yaşlı insana yer verdi.

***

Giyimi ve duruşuyla gormüş, geçirmiş kültürlü bir insan izlenimini veriyordu Nezaketten ödün vermediği dikkatlerden kaçmıyordu. Birara göz göze geldik. Tebessüm ederek dedi ki, "Ben 38 yıl ülkeme hizmet ettim. Aldığım maaş bir tık asgari ücretin altında. Çektiğimiz çileye bakar mısınız Beyazevler Mahallesi'nden geliyorum. Burada daha ne kadar bekleyeceğiz maaş alabilmek için".

***

Bu arada sırası gelen gişe önündeki sandalyeye oturuyor. Gişe elemanı önce "Hoş geldiniz, nasıl yardımcı olabilirim" diye soruyor ve kimlik istiyor. Emekli isteksiz cevap vermeye çalışıyor.

- Önümü göremiyorum ATM'den para nasıl çekeyim -

Gişe elemanı, "Mobil banka şifreniz varsa ATM'den günlük 25 bin Tl'ye kadar çekebilirsiniz" derken yaşlı kişi, "Öfkeyle sesini yükselterek, "Kızım ben önümü rahat göremiyorum. 78 yaşındayım. Dijital dünyadan anlamam. Kafam da almıyor. Akıllı telefon da kullanmıyorum. ATM önlerinde yakayı dolandırıcılara kaptırmak istemem. Maaşımın tamamını almak istiyorum".

***

Sıra bekleyenler pürdikkat bu şahsa bakıp içini çekti. Yanımdaki yaşlı, hüzünlendiğini ifade ederek tepkisini şöyle dile getirdi: 

***

"Biz bu çileleri hak edecek ne yaptık, dürüst ve özverili çalışmaktan başka. Emekliler bu muameleyi hak etmiyor. Her emekli mobil banka sistemini kullanmayı bilmeyebilir. Emekliler hem ATM önlerinde hem de banka şubelerinde yaz kış, kar yağmur demeden çile çekiyor".

***

-"Emeklilerin kabahati hiç mi yok"? diye sorduğumda bakınız ne yanıt verdi:

***

"Zaten sefalet ücretine mahkum edildik. Çoğu emeklinin evinde tencere kaynamıyor. Aldığım maaş beni ve eşimi ancak 15 gün idare ediyor. Sonra çocuklar yardıma koşuyor. Hic kimseden destek almayan emeklinin nasıl geçindiğini düşünmek bile istemiyorum. 

- Emekliyiz diye el açıp dilenecek değiliz -

Devlet emeklileri unutmuş olabilir, ama biz ölünceye kadar devletimizin emrindeyiz. Ülke iyi yönetilmiyor. Türkiye her geçen gün sosyal ve ekonomik yönden kötüye gidiyor. Biz emekliler düpedüz kandırılıyoruz. Emekliyiz diye el açıp dilenecek değiliz". 

***

Daha sonra kıymetli insan ile aramızda şu konuşma geçiyor:

***

-"Kandırılıyoruz" derken, neyi kast ediyorsunuz. Konuyu biraz açar mısınız?

***

"Bakınız ülkenin unutulan kesimini biz emekliler oluşturuyoruz. Sefalet ücretine neden mahkum edildiğimizi bilemiyoruz. Muhalefet partilerinin verdiği soru önergeleri iktidar kanadı tarafından reddediliyor. Ana Muhalefet Partisinin Meclis'te tuttuğu sefalet nöbeti de fayda etmedi.

- Sadece açlık çekmiyor, ruhsal çöküntü yaşıyoruz -

İktidar emeklilerin refahını iyileştirmek noktasında adım atmak istemiyor. Aksine emeklileri görmezden geliyor nedense! Zaten iktidar partisinin gurup sözcülerinin açıklamaları sadece emeklilerin değil, toplumun moralini yerle yeksan ediyor. 

***

Türkiye'deki güvenilir anket şirketleri, bir saha araştırması yapsa ülkede en fazla antideprasan ilaç kullananların emekliler olduğu anlaşılacaktır. Çünkü emekliler sadece açlıkla mücadele etmiyor, aynı zamanda ruhsal çöküntü yaşıyor".

***

Bu kez emeklilerin neden birlik olmadığını, gücünü birleştirip kararli bir mücadele refleksi göstermediğini soruyorum. Yaşlı insan derin bir nefes alıyor, ardından gözlerimin içine bakarak ağzından şu kelimeler dökülüyor: 

- İnsana yaraşır onurlu bir yaşam istiyoruz -

"Bireysel çabalardan netice beklememiz doğru değil. Ülkede milyonlarca emekliyi açlığa, yoksulluğa, sefalete, yalnızlığa ve mutsuzluğa terk eden politikaya örgütlenerek mücadele edilmesi gerekir. Bu bağlamda yetersiz kalınıyor. İnsana yaraşır, onurlu bir yaşam için emeklilerin haklı taleplerine sahip çıkması lazım.

***

Bizler ömrümüzü ve verimli zamanlarımızı çalışarak geçirdik. Ekonomiye yüksek katma değer sağladık. Bugün milyonlarca emekli asgari ücretin altında maaş alıyor. Derinleşen ekonomik bunalım ruhsal dengemizi de bozuyor. Örgütlenemezsek eğer önümüzdeki dönemlerde hak kayıplarımızın artarak devam edecek diye kaygı duyuyorum".

***

Bilindiği üzere, söz konusu hak kayıpları ve yaşanan mağduriyetler, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’ndan kaynaklanıyor. 2008 yılında yürürlüğe giren 5510 sayılı yasa ile emekliliğe erişim hakkı zorlaştı, emeklilik yaşı yükseltildi. Emekli aylığı elde etme koşulları değişti. Emekli aylıkları düşmeye başladı. Emekliler yokluğa, yoksulluğa mahkum edildi.

- Emeklilerin eloğlu değil ülkenin öz evladıdır -

Oysa emekliler günümüzde daha çok İnsanca yaşamaya huzura, esenliğe, sosyal desteğe ihtiyaç duyuyor. Yalnızlık çekmek ve mutsuz yaşamak istemiyor. Torunlarının ellerini tutarak çarşıda pazarda gezmek, alışveriş yapmak, lokantalarda yemek yemek istiyor. Kredi kartlarına bağımlı yaşamak hiç istemiyor. Emekliler sefaleti değil, onurlu yaşamayı çoktan hak ediyor. 

***

Kıymetli insanın dediği gibi, sayıları milyonlarla ifade edilen emekliler, geride kalan ömürlerini kuyruklarda bekleyerek geçirmek istemiyor. Kuyruklarda sıra beklerken, yerlere kapaklanıp ölmeyi hiç istemiyor. Ülkenin kalkınması ve refahını yükseltmek için yıllarca emek verdiler, alın teri döktüler. Son dönemini rahat geçirmenin hayalini kuruyor, özlemini çekiyor. Emekliler ve emekçiler eloğlu değil, ülkenin öz evladı olduğunu unutmayalım.

Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor

YAZARLAR

11.8° / 5.8°