Hilal ULUDAĞ Yazdı/ ADANA’NIN KURALSIZ PARALEL CADDELERİ
KÖŞE YAZILARI 25.03.2026 11:39:00 0

Hilal ULUDAĞ Yazdı/ ADANA’NIN KURALSIZ PARALEL CADDELERİ

Burası Seyhan ilçesine bağlı İboosman Caddesi. Altun Bulvarla kesiştiği noktada her gece ve gündüz bomba sesini aratmayan seslerle fırlıyoruz balkona. Mutlaka yerde yatan bir motosiklet sürücüsü ve başında toplanan kalabalık ve ke

Burası Seyhan ilçesine bağlı İboosman Caddesi. Altun Bulvarla kesiştiği noktada her gece ve gündüz bomba sesini aratmayan seslerle fırlıyoruz balkona. Mutlaka yerde yatan bir motosiklet sürücüsü ve başında toplanan kalabalık ve kesilmeyen sireniyle gelen ambulans. Geçen gece ilk defa incirlik hava üssünden gelen siren sesi ve patlama bu kazalardan biri değildi. Ne bir mobese ne bir sinyalizasyon ne bir trafik levhası ne de hız sınırını belirten bir levha var. Cadde tamamen bir kuralsızlığa emanet. İnanılmaz bir tasarruf söz konusu sanki. Bu caddenin paralelinde Bülent Angın Bulvarı var. Orada her şey yerli yerinde. Sanki evrenin dönüşündeki fizik kuralları o cadde için geçerli bu caddenin aksine. İboosman caddesi üzerindeki her şey tam bir kargaşa içinde ve sanki uzayda başıboş gezen gök taşı gibi. Atmosferi olmayan bir gezegen gibi ve her türlü çarpışmaya hazır durumda. Adana’nın böyle kuralsız birçok caddeleri ve sokakları var. Adana’nın caddeleri bir evin koridoru ve o koridora açılan odalar gibi sokakları var. Her an her yerde arabalar çıkıyor kuralsızca.

Motosikletliler zaten karada, havada, yaya yolunda neredeyse evin koridorunda da rastlayabilirsiniz. 

Bu durumu bildirecek bir kurum bulamadım ne yazık ki. Belediyeyi aradım, trafik şubeyi arayın dediler. Belediye, çevre ve şehircilik bakanlığı dedi. Onlar da kendi ilinizde olayı çözün dediler. Bir tek kızıl haçı aramadım. Belki onlar hemen telefonu yarıda kesmezlerdi. 

İstediğim fazla bir şey değildi oysa. Aynen Kıbrıs veya incirlik hava üssündeki gibi sadece trafik levhaları ve mobese konulabilirdi. Kıbrıs’a gittiğimde çok şaşırmıştım tıpkı incirlik gibi hiçbir trafik sinyalizasyonu yoktu. Sadece dur kalk levhaları vardı ve sürücüler kayıtsızca uyuyor inanılmaz bir ahenk vardı trafikte. Bu sebeple böyle bir kontrolün şart olduğunu düşünmekteyim. Devletimiz yeni trafik paketine bu caddeleri dâhil etse sanırım birçok insanı böyle tehlikelerden korumuş olacaktır. Yayalar hiçbir şekilde karşıdan karşıya geçemiyor. Sadece caddeden değil, ara sokaklardan çıkan araçlar ve motosikletler insanın aklını başından alıyor.

Her gece kavşakta mutlaka çarpışma söz konusu. Çarpışma sonrası yaralıların durumunu takip edemiyoruz tabi ki. Acaba sakat mı kaldılar? Yaşamını mı yitirdiler? Bilemiyorum.

Yine bu çarpışma günlerinde birinde, ben de hemen koştum yardıma. Acaba bir şeyler yapabilir miyim diye. Yine bir motosiklet bir genç kıza çarpmıştı. Tüm esnaf ve komşular oradaydı. Herkes elinden geleni yapmaya çalışıyordu. Ama ben yanlış bir şeyler yapmasınlar diye çabalıyordum. Çünkü kaza sonrası genelde yapılan yanlış müdahaleler sakatlık yaratıyordu. Gerçi artık sürücü kurslarında güncel ilk yardım bilgileri veriliyor. Herkesin daha bilinçli olduğunu düşünüyorum. En azından ambulans gelene kadar beden bütünlüğüne zarar vermeden solunum ve kalp açısından değerlendirip sarsmadan güvenliğini sağlamak gerekiyor. Özellikle vurma çarpma ve düşmelerde mutlaka omurga zedelenmesi düşünülerek mümkün olduğunca ambulans gelene kadar hareket ettirilmez. 

Kaza yapan genç kızda bilinç yerindeydi herhangi bir yaralanma yoktu. Sadece yere düştüğü için yüzünde hafif bir morarama vardı. Ama o en çok ona üzülüyordu. Telefonun camı kırılmıştı. Yüzümde bir şey var mı diye ağlamaklı sordu bana, bir sorun olmadığını söyledim ve esnaftan buz buldum yanağına buz koydum. O arada Zülbiye hanımla tanıştık. Kendisi de tam caddenin köşesinde oturuyor. Hepimiz bu kuralsızlıktan şikâyetçiydik. Fakat Zülbiye hanımın isyanı bir başkaydı. O genelde geceleri olan bu çarpışmalarının canlı tanığıydı.

Konuşacak çok şeyimiz vardı. Zülbiye hanımın hikâyesi derindi. Ambulans gelene kadar özellikle biz bayanlar bekledik. Genç bayanı ambulansa teslim ettikten sonra bir esnaf bayanın kapısındaki iki sandalyeye oturduk ve Zülbiye Hanım anlatmaya başladı;

Her gece oluşan kazaları. Kuryelerin çarpışma ile yerlere savrulduğu ve hemen aşağıya inip bir ilkyardımcı gibi onlara yardım ettiğini ambulansı çağırdığını ve gelene kadar başında beklediğini söyledi. Ayrıca hep elinde bir su ve bir örtü ile kaza yerine tedbirli geldiğini anlattı. Ancak en dramatiği ise gecenin bir yarısı genç kadınların ve kızların arabadan feryat figan yolun ortasına atıldığını anlattı boğazı düğüm düğüm bir şekilde. Yine birinci katındaki evinden yalınayak koşup geldiğini ve bir anne şefkatiyle onları sarıp sarmaladığını elindeki şişeyle su içirdiğini, sarıldığını anlattı. Hatta karşı tarafa sizin anneniz bacınız yok mu? neden böyle yapıyorsunuz? diyerek azarladığını anlattı. Bu sokakların dili olsa da konuşsa diyor Zülbiye Hanım. Her gece mutlaka arabadan atılan bir kadın, sepeti sağa sola devrilen bir motor kurye, çarpışan arabalar. Anneler babalar nasıl kızlarını nasıl böyle insanlarla dışarılara gönderiyorlar diyor. İnsanın gözünden sakındığı çocuklarına başkaları ne kadar da acımasız davranıyor diyor. Kimi çarpıyor, kimi arabadan atıyor, kimi şiddet uyguluyor. Zülbiye hanım kendisi ağır ameliyat geçirirken eşi onu hastane yatağında terk etmiş. Kendisi bir oğlu iki kızıyla baş başa kalmış ve inanılmaz bir yaşam mücadelesiyle yeniden ayağa kalkmış ve onlara hem annelik hem babalık yapmış ama her haliyle tükenmişlik sendromu yaşadığını da saklamıyor. Bir kızı geçirdiği trafik kazasında kafatası kırılmış bir dizi operasyondan sonra şimdi engelli bir şekilde yaşamını sürdürüyor. Nefes almakta güçlük çekiyor Zülbiye Hanım. Aşırı nikotinden dolayı göğsü tıkanmış ve şimdi nikotin yasak olmasına rağmen çocukların hepsi sigaradan vazgeçmiyor. Kendisine bir konfor alanı kuramıyor bin bir emekle kurduğu bu kuralsız cadde üzerindeki evinde. Gençlere de söz geçiremiyor. Zaman zaman başını alıp hiç bilmediği tanımadığı bir yerlere gitmek istiyor. Tıpkı o penguenin sürüsünü terk ettiği gibi. Ama anne yüreği bunu da yapamıyor. Bir çocuk tamam ama ikinci üçüncü fazlaymış diyor Zülbiye Hanım ne yazık ki. 

Bazen evlerden caddelere taşan dramlar bazen de caddelerden evlere uzanan çarpışmalar. Çoğu zamanda kadınların feryatları bu kuralsız caddelerde yankılanıyor. Bir trafik ışığı, 

Bir trafik levhası bir mobese kamera bu dramları çözebilecekken böyle bir yüzyılda hala feryatlar çığlıklar çarpışmalar yankılanmakta ve nice insanlar hayatından olmakta ve sakat kalmaktadır.

Güçlünün zayıfı ezmediği bir trafik ve insanlık kuralı diliyorum tüm şehrimin ve ülkemin caddelerine, sokaklarına.

Saygılarımla

Hilal Uludağ

25.03.2026

00.17 

 

YAZARLAR

Orta kuvvetli yağmurlu
17.2° / 9.1°