Son günlerde, sosyal medyada bir video dolaşıyor. Yaşlı bir adam. Elinde gitarı. Yanında küçük bir kız. İhtiyar çalıyor, küçük kız söylüyor. Kız söylemeye başlayınca seyirciler göz yaşlarını tutamıyor.
Kurgu elbette ama oldukça dokunaklı. (B
ana göre iyi kurgulanmış ve yönetilmiş bir senaryo. Küçük kızın şarkısı ise yapay zeka destekli. Sözleri şöyle:
Hello darkness, my old friend.
I've come to talk with you again.
Because a vision softly creeping,
Left its seeds while I was sleeping.
And the vision that was planted in my brain,
Still remains.
Türkçesi de aşağı yukarı şöyle:
Merhaba karanlık, eski dostum.
Seninle tekrar konuşmaya geldim.
Çünkü yavaşça sürünen bir vizyon,
Ben uyurken tohumlarını bıraktı.
Ve beynime yerleştirilen görüntü,
Hala kalıyor.
Şarkı aslında çok daha uzun bir film müziği. 1967 yapımı, baş rolünü Dustin Hoffman’ın oynadığı “The Graduate” (Mezun) adlı film. Bestecisi Paul Simon. Sözlerini 21 yaşındaki bir genç, 1965 yılı gençliğini anlatmak için yazmış. O dönem gençliğinin endişelerini, insanların birbiriyle yabancılaşmalarını ve yalnızlığını anlatmaya çalışıyor.
Şimdi isterseniz şarkının sözlerini ve video görüntülerini beraber yorumlayalım.
Yaşlı adam, tecrübe, yorgunluk, ve geçmişi; küçük kız, masumiyet, gelecek, kırılgan umutları; ağlayan seyirciler, geçmiş ve gelecek arasında bocalayan, mutlulukları, pişmanlıkları, başarı ve başarısızlıkları yaşamış orta yaş neslini simgeliyor.
Yaşlı adamın gitarı ile küçük kızın sesi arasında kurulan köprü, insanlığın ortak duygusu: Zaman geçer ama acılar ve duygular aynı kalır.
Küçük bir çocuğun “darkness” (karanlık) demesi, orta yaşı sarsıyor. Çünkü çocuk, karanlığı bilmemeli, umutla, neşeyle, ışıkla özdeşleşmeli, hep aydınlık bir dünya hayal etmelidir. Halbuki vermeye çalıştığı mesaj: “Dünya artık çocuklara bile ağır.” Acaba çocuk karanlığa rağmen geçmişi özlemiş olabilir mi? Baksanıza, ”Seninle tekrar konuşmaya geldim,” diyor. Ne konuşacak olabilir ki karanlıkla?
Yaşlı adam “bilgeliğin, yorgunluğun, hayatı yaşamışlığın simgesidir. Gitarı ise, hayatı boyunca anlatamadığı şeylerdir. Konuşmaz, hesap sormaz, öfkelenmez sistemi eleştirmez, kızmaz, talepte bulunmaz. Sadece çalar. Yani susmuş, susturulmuş bizim nesildir.
Değerli Dostlar, elbette bunlara katılmak zorunda değilsiniz. Ama rastlarsanız, videoyu bir kere de bu gözle seyrediniz.
NE KAYBEDERSİNİZ?