Birincisi Kıbrıs Türkünün ölümsüz önderi Rauf Denktaş. Hikayesini bilmeyen yok.
Diğeri, bana göre Asil Nadir. Bir zamanlar dünyanın en zengin insanlarından biriydi. Amerika’dan, Singapur’a kadar dünyanın her tarafında yatırımları olan Kıbrıslı iş adamı.
ABD’nin Türkiye, Kıbrıs ve Yakın Doğu sorumlusu büyükelçi;doğrudan Beyaz Saray’a bağlı çalışan Nelson Ledsky ve İngiltere’nin Amerika Büyükelçisi AntonyAcland Asil Nadir’inBarkleySquare’deki ofisinde görüştüler. Teklifleri açıktı. Dediler ki;
- “Biz bu Kıbrıs meselesini kısa zamanda çözmek istiyoruz. Yalnız Rauf Denktaş uzlaşabileceğimiz bir şahıs değil. Biz her şeyi planladık. Denktaş’ı devireceğiz, onun yerine sen geçeceksin. Biz Rumlarla anlaşmayı sağlarız; Vasiliu’yla beraber dönüşümlü Cumhurbaşkanlığı yaparsınız.”
Nadir düşünmedi bile. Cevabı kesindi. “Denktaş benim dostum, ayrıca bizim halkımız için çok gayret etti, ben ne ona ne de halkıma ihanet edemem.”
-“Tam da halkın için bunu yapman gerek, çünkü Denktaş’la uzlaşma olmayacak.”Nadir,
-“O ada benim için çok önemli. Kıbrıs benim doğduğum toprak, vatanım,” deyince,
-“Sen ada mı istiyorsun? Bizde ada çok. Sana istediğin yerde bir ada veririz.” iye cevap verdiler.
Onuruna dokunmuştu Nadir’in. “Siz benim memleketimi satmamı mı istiyorsunuz? Böyle bir şey olmayacak. Ben satılık değilim,” dedi ve kesip attı. Çok sinirlendiLedsky
Ledsky ve Aclandhemen Denktaş’ı aradılar. Denktaş da duyduklarını İngiliz Büyükelçisi’ne anlattı. Elçi durumu İngiltere’ye bildirdi ve devreye gizli servisler devreye girdi. gerisiçorap söküğü gibi peş peşe geldi...
Asil Nadir, ölüm tehditleri almaya başlamıştı.Hayatında ilk defa korumalarla gezmeye mecbur kaldı.Zorlu bir süreç başlamıştı.
Bir sabah ofisine geldiğinde,bir sürü polis ve gazeteciyle karşılaştı. Yol kapatılmıştı. Vergi Dairesi ve Dolandırıcılık Masası görevlilerini ofistearama yapıyor, hesapları inceliyordu. Televizyonlar ve gazeteler baskını önceden haber almıştı. Bir kurgu olduğu apaçıktı…
Nadir, kendine ait Impeks Bank’ta bir toplantı yaptı ve eniştesi Fehim Nevzat’ı da alarak Londra’ya uçmak üzere havaalanının yolunu tuttu. Uçak kalkmak üzereyken,Fehim Nevzat son kez sordu, “Gitmek istediğine emin misin, Asil?”Asil Nadir de,“Sen korkuyorsan hemen uçaktan in. Ben gidiyorum,”diye cevap verdi. Nevzat da boş adam değildi. “Anca beraber kanca beraber,”dedi ve havalanırlar.
UçakLuton Havalimanı’na inecekti ama iniş izni alamadılar. Dönüp Stansted için izin istediler, yine izin alamadılar. Kule “Heathrow’a inin,” dedi. Heathrow, özel uçakların kullandığı bir havaalanı değildi. Pilot kuşkulandı ve, “Havada bir problem yok, bizi Heathrow’a indirmek istemelerinde bir gariplik var. Yakıtımız var. İsterseniz Paris’e gidelim,” dedi.Nadir ise, “Hayır, Heathrow’a in,” dedi.Pilot Paris’e inmek için ısrar ettiyse de Nadir’, ikna edemedi. Ve indiler .havaalanı polis kaynıyordu. Nadir,
-“Tamam, benim için geldiler, siz telaşlanmayın,” dedi.
Kapı açıldı. Ellerinde tüfeklerle bir grup polis, bir narkotik köpeği uçağa çıktı. Polislerdenbirinin elinde çekiç vardı. Onun hemen arkasındaki memur, “Bay Nadir, gözaltındasınız,”. dedi. Nadir’in kolundan tutarak uçaktan indirdiler. Elinde çekiç olan uçağın içindeki barları, buzluğu, dolapları kırmaya başladı. Narkotik köpeği uçağın her tarafını aradı.
Gerisini yazmayacağım. Fazlasını merak edenler. “Bir Nadir Hikayesi” adlı kitabı okusun. Egemen güçlerin istediği zaman bir imparatorluğu nasıl çökerttiklerini ve olayın bugünlere uzanışını görecekler.
KİM NE DERSE DESİN...
“O ada benim doğduğum toprak, vatanım. Siz benim memleketimi satmamı mı istiyorsunuz? Ben satılık değilim,” DİYEN, KENDİSİNE RÜŞVET OLARAK TEKLİF EDİLEN CUMHURBAŞKANLIĞI VE BİR ADAYI REDDEDEN, BU UĞURDA KENDİ ELLERİYLE KURDUĞU İMPARATORLUĞUN BATMASINI GÖRE ALAN İNSAN,