Nazım ALPMAN Yazdı/ İKTİDARLAR BİTER GAZETECİLİK BİTMEZ!
KÖŞE YAZILARI 26.02.2026 12:59:00 0

Nazım ALPMAN Yazdı/ İKTİDARLAR BİTER GAZETECİLİK BİTMEZ!

Bizim ülkemizde gazetecilerin hayatı aynı “çileli yollarda” yeniden yürümekle geçti. İnandıkları, güvendikleri ve dayandıkları en kuvvetli temel yapı mevcut Anayasa’da da yer alan 28. madde idi:

Bizim ülkemizde gazetecilerin hayatı aynı “çileli yollarda” yeniden yürümekle geçti. İnandıkları, güvendikleri ve dayandıkları en kuvvetli temel yapı mevcut Anayasa’da da yer alan 28. madde idi:

-Basın hürdür ve sansür edilemez!

Teorisi kusursuzdu. Ama pratiği başka türlü gerçekleşti. İktidara gelip muktedir olanlar için gazeteciler hedef halinde her zaman ön sırada yer aldılar.

İstanbul’da 1980’lerin ikinci yarısında Necmettin Yıldırım adında çok ünlü bir çevik kuvvet şube müdürü vardı. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerini dağıtma bakımından “çok başarılı” olduğunu kendisi de kabul ederdi. Prosedürü hızlı uygulardı:

-Yürüyüşünüz yasa dışıdır-dağılın-dağıtın!

En önemli talimatını da en sonda verirdi:

-Önce gazetecilere!

Foto muhabirlerinin makineleriyle birlikte elleri kolları da kırılırdı!

Necmettin Yıldırım gitti ama basına bakış açısı baki kaldı.

Bir kargaşa yaşanacaksa önce gazeteciler etkisizleştirilecekler.

Devletin son seçtiği gazeteci Alican Uludağ oldu!

Uludağ’ın avukatı Abbas Yalçın, tutuklanmaya giden süreci Deutsche Welle Türkçe’ye gayet net olarak açıkladı:

  -Uludağ’ın Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının Casperlar olarak anılan yapıya ilişkin basın açıklamasını alıntılamasıyla başladı. Bu açıklamada, bir soruşturma kapsamında “kamu görevlileriyle dirsek teması” ve “soruşturma bilgilerinin çete yöneticilerine iletildiği” yönünde değerlendirmeler bulunuyordu!

Ama Alican’ın tutuklanmasında bu konu yok. Onun yerine “Cumhurbaşkanı’na hakaret” var. Bir de AKP’nin son “alamet-i farikası” yanıltıcı bilgiyi aleni olarak yaymak yer alıyor isnat edilen suçlar konusunda…

Ne zaman işlemiş hakaret suçunu?

Bir, bir buçuk yıl önce!?!

Türkiye’nin bağımsız yüce yargısı, Cumhurbaşkanlığı’nın resmi avukatları, Erdoğan ailesinin özel hukukçuları,  toplu olarak Güney Kutbuna mı gitmişti de bu “hakaretten” haberleri olmamıştı?

Herkes biliyor ki, ortada hakaret falan yok. Bunlar tamamen gazetecilere yönelik baskının artan biçimde hissettirilmesi.

Alican’nın sosyal medyada paylaştığı bilgi, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kamuoyuna duyuruyorum diye başlattığı soruşturma bilgisi.

Bu soruşturmanın kapsamlı detaylarını Timur Soykan 24 Şubat 2026 tarihli BirGün gazetesinde yazdı. Bakırköy Başsavcılığı Casperlar Çetesine devlet içinden bilgiler aktaran polislerin ve savcıların da olduğu dokuz kişi hakkında gözaltı kararı çıkartmış. Sonra da tutuklatmış.

Bu haber değil mi?

Özgür basın öncelikle güçlü olmak isteyen hükümetlerin işine yarar. Hata yapma risklerini azaltır. Basının özgür olduğu ülkelerde hükümetler bu tür haberleri yapan gazetecilere karşı saygıda kusur etmezler. Bu davranışın kısa bir adı var:

-Demokrasi!

Bizim ülkemiz artık “yarı özgür” kategorisinde kabul ediliyor. O yüzden de her yerden yasa-dışılık akıyor.

Bir iktidar eğer “şifa bulmak” istiyorsa, işe basın özgürlüğünü gazetecilere iade etmekten başlayabilir.

Patlamış fosseptiğin fotoğraflarını yasaklayabilirsiniz ama kokusunu engelleyemezsiniz!

Artık anlaşılması gerekiyor ki:

-İktidarlar biter gazetecilik bitmez!

 

 

YAZARLAR

13.9° / 5.4°