Oktay EROL Yadı/ ADANA İLKYAZDA DAHA GÜZEL…
KÖŞE YAZILARI 12.03.2026 08:07:00 0

Oktay EROL Yadı/ ADANA İLKYAZDA DAHA GÜZEL…

En çok doğal dönüşümler etkiliyor demek ki insanları… Toprağın doğurganlığını tanımayan, hava değişimlerinin etkisini kanıksamayan, kuru dallara ışkının yürüdüğünü anlamayan insanı nasıl bilecek ki?

Adana’da kavurucu sıcağı atlattık, ardından kış soğuklarını da… Şimdi sırasıyla havaya/ suya/ toprağa düşen “cemre” ilkyazın gelişini müjdeledi… Toprak ananın cömertliğini üstü beton ya da asfaltla kapanmamış yer bulabilirseniz görebiliyorsunuz… Koca tarlaların kıyılarını ebegümecinin sardığına bile tanık oluyorsunuz, renkli çiçeklerin açtığına/ kelebeklerin üzerine konduğuna/ kulağınızın dibinde arıların vızıldadığına/ karıncaların toprağı zorladığına… Ne güzel değil mi ama?

En çok doğal dönüşümler etkiliyor demek ki insanları… Toprağın doğurganlığını tanımayan, hava değişimlerinin etkisini kanıksamayan, kuru dallara ışkının yürüdüğünü anlamayan insanı nasıl bilecek ki? İnsanla nasıl duygudaşlık kurabilecek, nasıl kendinden başkalarının da yemeye/ dinlenmeye/ gezmeye/ sevmeye/ yaşamaya hakkı olduğunu bilecek ki? Doğayı tanımadan, doğanın yaşadığı sancıları/ değişimleri/ gelişimleri anlamadan nasıl olacak ki?

***

Burası Adana olunca, kaldırım kıyılarındaki turunç ağaçlarının kokusunu anlamadan olmaz… bir de yalnız uyanan toprak değil ki; içimizdeki o kaskatı kesilmiş, buz tutmuş umutlar da çözülüyor doğaya düşen cemrenin yaydığı sıcaklıkla. Şimdi, göğsümüzün tam orta yerinde, güneşin ilk ışıklarıyla yıkanan bir gelincik tarlası düşünsenize... Akdeniz’in o çivit mavisi göğü altında, dalların ucunda patlayan tomurcukların çıkardığı o sessiz ama görkemli gürültüyü duyun… Doymayan işbirlikçiler bombalayıp dururken Ortadoğu’yu, çocuk çığlıklarını duyun…

Ne çok uğraşıyorlar doğanın gücünü gizlemek, kaygının gri dumanlarıyla ışıldayan gözlerini önünü kapatmak değil mi?  Güçleri doğaya yetmiyor ama, çatlamış betondan başını uzatan o inatçı yeşilin ne denli vazgeçilmez bir direnç olduğunu anlamıyorlar/ bilmiyorlar... Bir salkım söğüdün suya eğilmesi gibi nazlı, bir zeytin ağacının bin yıllık kökü kadar sağlam duranı koruyor doğa. Bilmiyorlar ki sevgi, bir pınarın kayalar arasından süzülüşü gibi akacak yer bulacaktır kendine, umut hep var olacak…

***

Düşümde gördüm; evin beton avlusunda çizgi inceliğinden bir çatlakta “can” bulan iki dal yaprak büyüyordu! “Çizgi inceliğinde” diyorum, tohumu ekmek istesen sığdıramayacağın bir “çatlak…” Üzerinde “iki dal yaprak” vardı, doğanın katledilişine inat, tohum “var olabileceğini” gösteriyordu… Adına ne derseniz deyin, hangi anlamlar yüklerseniz yükleyin, “doğanın gücünden” başka bir şey olmadığını söylüyorum… Doğayı durduramaz, doğaya karşı koyamaz, doğaya verilen zararın bedelini yaşamadan yapamazsınız!

Betonun soğuk yüzü ne denli sert olursa olsun, altındaki o köklü damar, o yaşam suyu bir yolunu bulup yeryüzüne çıkıyor işte. Adana’nın ılgıt ılgıt esen yeliyle birlikte, yüreklerin paslanmış sürgüleri de çözülüyorsa eğer; ne güzel! Karanlığın kuşatmasına inat, bir gelincik inceliğiyle ama bir anıt ağacın sarsılmaz inancıyla buraya dek gelmedik mi? İlkyazın gelişi bir bağış değil, bir direniş çağrısıdır aslında. Toprağın çağrısı… "Eğer ben bu fırtınalardan sonra çiçeklenebiliyorsam, sen de yapabilirsin." Şu unutulmamalı aslında; en koyu gecenin sonu bile bir sabahtır, günde umut vardır…

***

İçimize çöreklenmiş yılgınlıklar var değil mi? Bir yana itip ilkyazın gür sesine kulak vermek de olmaz değil mi ama... Çatlamış betondan süzülen o küçücük yaprak istediğince doğanın bilgeliğini ortaya koysun… N’oldu hani? Yaşamın akışı durdurulabildi mi? Gökyüzünün maviliğine, turunç dallarını renklendiren çiçeklerine karşı duran olabildi mi? Yalnızca dışarıdaki uyanışı değil, kendi özümüzde saklı gücü de duymaktan uzaklaşmadık mı? Doğanın döngüsü; sarsılsak da devrilmemenin erdemini, kırılsak da yeniden yeşermenin umudunu göstermiyor mu bugün iyi bakın…

Her savaş doymazların kazanma hırsından kaynaklanır, doymazlar ne denli hırslı olursa olsun kazanan doğa olur! Tarihte hangi savaşın kazananı doymazın doğaya egemen olduğunu gördünüz? Tamam çok canlar yitirilecek, mavi gökyüzü alabildiğince griye boyanacak, ama yine geriye bir doğa kalacak! Doğayı seven/ yaşamanın o duru pınarını kanıksayan, tüm kuraklıklara karşın yaşamını sürdüreceği dere yatağını bulacak, kökleri derinde olan zeytin ağaçları gibi güçlü duracak… Adana ilkyazda daha güzel…

 

Anahtar Kelimeler: Oktay / ADANA İLKYAZDA GÜZEL…

Yükleniyor

loading

Yükleniyor

loading

Yükleniyor

loading

YAZARLAR

Güneşli
17.5° / 7.5°