Geçtiğimiz yılın hayırsızlığından, uğursuzluğundan bunalmış, 2026’nın bir an evvel gelmesi için dualar etmeye başlamıştık. Gerçekten kötü bir yıldı. Öncelikle benim için hastalıklar ve ölümcül kazalar yılıydı 2025. Ben neyse, Adana da nasiplendi. Düşünebiliyor musunuz; Büyükşehir, Seyhan ve Ceyhan Belediye Başkanlarımız Silivri Zindanlarına konuk(!) edildi. Çiftçilerimiz kan ağladı. Memurlar borçlanmaktan moralsizken işçiler ev kirasını veremez hale geldi. Az ve çok, bilemem, fakat okula kahvaltısız giden yavrular yürek kanattı.
MEMLEKETTE DURUM
Ekonomi hakkında lâf etmeme gerek yok. Milyonların her gün söylediğini tekrar etmek ukalalık olur. Elbette bu sıkıntılar aşılacaktır. Biz ki, borç alıp saray yaptıran sultanları görmüşüz; ağaç kabuğundan çorba yapmaya çalışmış neneleri dinlemişiz. “Yamalıklı giymek ayıp değil, kirli giymek ayıp” sözüyle şekillenmişiz, kala kala ekonomik darboğazdan mı korkacağız!..
Bu arada yangınlar, cinayetler, kuraklık, seller, 20 canımızı şehit mertebesine kavuşturan uçak kazası gibi olayların ardı-arkası kesilmedi.
Sıkıntımız Ortadoğu’daki haydutlardan, şakilerden, vicdansızlardan kaynaklanıyordu. Gazze’de onbinlerce insan öldürülürken çoluk-çocuk, kız-kızan dinlemediler, bastılar bombayı. Yüzbinler evini, barkını yitirdi. Camiler, kiliseler beyse de, hastaneler de bomba üstüne bomba yedi. İsrail’in Netanyahu’su çıldırmış, kana susamış canavar oldu, vurdukça vurdu. Üstelik, sözüm ona büyük ülkeler sessiz kaldı bu görülmemiş cinayetlere.
ŞİMDİ DE TRUMP
Turuncuya çalan seyrek saçlarıyla arz-ı endam eyleyen Trump isimli sahtekâr katil, artık kirli yüzü ortaya çıkan Ortadoğu uygulamalarından hoşlanmış olacak, sen kalk, üzerine vazifeymiş gibi Venezuela’nın diktatörü ile eşini yataklarından alıp Amerika’ya indir. Hayır, bir diktatör olarak Maduro’nun savunulacak tek noktası olmadığını düşünsem de, Trump’ın yaptığını resmen haydutluk ve gasp olarak değerlendirmekteyim. Değerlendirmek şöyle dursun, endişelenmekteyim. Bu çılgın adam, yarın Küba diyebilir, İran diyebilir, Meksika, Peru diyebilir ve sonunda dünyanın tamamını cehenneme çevirebilir.
Şöyle bakıyorum; Amerika’nın saygıdeğer haramisinin söylemekten çekinmediği plânları ortada. Venezuela’nın tapusunu almış gibi konuşuyor. Bununla yetinmiyor, “Grönland zaten benimdir, resmen almam gerek” diyor. Dahası var; koskoca Kanada’yı da Amerika’nın yeni eyaleti olarak tescilleme niyetinde…
Ukrayna-Rusya arasındaki savaş bitmedi, tükenmedi… Müzâkereler umarız iyi sonuç verir. Fakat her iki taraf da bu çekişmelerden esaslı zarar gördü, çok canlar yitirdi.
Dünyamız küresel ısınmanın arz ettiği çoook ciddi doğal felâketi yeterince ciddiye almıyor. Bu alanda emek sarf eden bilim adamlarını uyarıları kulak arkası ediliyor. Ne bileyim, ağzımdan yel alsın, kıyamete koşuyoruz sanki…
Kısacası; hain ve vicdansız 2025’ten kurtulduğumuza sevinemiyorum. Korkarım, daha ilk haftasındaki becerileri(!) ile, 2026 önceki yılı aratacak.