30 Ağustos Zaferi’nin 103. yılını dün büyük bir gururla kutladık. Tüm ülkemiz, tüm Türkiye bu onur gününde zaferi Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün anısı önünde minnet, özlemle ve hürmetle eğildi ve yek vücut oldu. Zafer coşkuyla kutlandı. Tüm ülke bayraklarla süslendi. Atatürk Anıtları ziyaret edildi.
Ancak, bu konudaki beni iliklerime kadar etkileyen ifadeleri HALKBANK’ın camında gördüğüm aşağıdaki ifadeler oldu. Şöyle yazıyordu:
“BÜYÜK ZAFERLER BÜYÜK MÜCADELELERLE KAZANILIR!”
“30 Ağustos zaferi’nin 103. yılını gururla kutluyor; Başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tarihe cesaretiyle yön veren gazilerimizi ve aziz şehitlemizi saygı ve minnetle anıyoruz. 30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun!”
Bu yıl Türkiye 103. yıl kutlamalarını yüksek sesle haykırıyor.
Mustafa Kemal Paşa, işgale karşı Anadolu’nun “Çoban Ateşleri”ni birleştirdi. Meclis’i kurdu. Ordu oluşturdu. Günü geldi Büyük Taarruz emrini verdi. Bizzat yönettiği Başkomutanlık Meydan Muharebesi dehası sayesinde işgalci ordunun kesin yenilgisi, Türk’ün zafer destanı olarak tarihe kazındı.
Milyonlar bugün çağdaş, laik cumhuriyetin yolunu açan Büyük Zafer’i coşkuyla kutluyor.
*****
Şimdi de ünlü şairimiz Fazıl Hüsnü DAĞLARCA’nın, Cumhuriyet Gazetesi’nin birinci sayfasında yer alan ünlü şiirine bir göz atalım:
“Yediyordu Elif kağnısını
Kara geceden geceden.
Sankim elif elif uzuyordu, inceliyordu.
Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar.
İnliyordu dağın ardı, yasla.
Her bir heceden heceden.
Mustafa Kemal’in kağnısı derdi, kağnısına.
Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı.
…
Kocabaş yığıldı çamura,
Büyüdü gözleri, büyüdü yürek kadar,
Örtüldü gözleri örtüldü hep.
Kalır mı Mustafa Kemal’in kağnısı, bacım.
Kocabaşın yerine koştu kendiği Elifcik,
Yürüdü düşmanın üstüne, yüceden yüceden.”
*****
Zaferi büyük bir coşkuyla kutluyoruz, ancak bu aşamada “şapkamızı önümüze koyup” öz eleştiri yapmamız gerekiyor! Bence ülkemiz Zaferi kazandığımız günlerdeki coşkunun çok uzağında. Yanlış mı düşünüyorum?