1978 yılında, deniz kenarında, donanımı eksik, ancak idealleri büyük bir binada bir hukuki serüven başladı. Ege Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nin ilk öğrencileri ve akademisyenleri, zor şartlar içinde bir yola koyuldular. Bilimin ışığını yaktılar, hukukun vicdanını oluşturdular. O gün, İstanbul'dan, Ankara'dan da büyük bir şevkle gelen bilim insanları, geleceğe yön verecek hukuk insanlarını yetiştirmenin gururunu taşıdılar.
Kimler vardı, ne söylemiş olabilirlerdi dedik;
Muhittin Alam: "Hukuk, yalnızca kurallar bütünü değildir; toplumun vicdanıdır."
Bilge Umar: "Adalet, geçmişin yükünü taşırken geleceğe umutla bakabilmektir."
Mahmut Tevfik Birsel: "Hukuk, en zor zamanlarda bile pusulanız olmalıdır."
Özkan Tikveş: "Hak, verilmez; mücadeleyle kazanılır."
Hüseyin Timur: "Adalet, en zayıfı koruyabildiğinde anlam kazanır."
Kemal Oğuzman: "Hukukçunun ilk görevi, adaleti vicdanında yaşatmaktır."
Özer Seliçi: "Eğer bir yerde adalet yoksa, orada medeniyet de yoktur."
Turhan Tufan Yüce: "Hukuk devletinin olmadığı yerde özgürlükler de güvende değildir."
Aydoğan Özmen: "Adalet, her zaman uzun bir yoldur ama sonunda ulaşılacak tek yoldur."
Nuşin Ayiter: "Hukuk, topluma yön veren bir sanattır."
Kudret Ayiter: "En iyi hukukçu, en çok dinleyen hukukçudur."
İrfan Baştuğ: "Vicdanınızla çelişmeyen bir hukuk yolunda yürüyün."
Şükrü Postacıoğlu: "Adaletsiz bir hukuk, kâğıttan bir şatodur."
Nezihe Sönmez: "Kadınların hukuktaki yeri, bir toplumun aynasıdır."
Ünal Narmanlıoğlu: "Hukukçu, kelimelerle adaleti inşa eden bir mimardır."
Beyhan Ege: "Adalet, hukukun kalbidir."
Tuğrul Ansay: "Hukuk, insan onurunun korunmasıdır."
Burhan Ceyhan: "Bir hukukçu, gerçeğin peşinde koşmalıdır."
Münci Kapanı: "Hukukun üstünlüğü, güçlülerin değil, haklıların yanında olmaktır."
Baki Kuru: "Adalet, detaylarda gizlidir."
Burhan Gürdoğan: "Hukuku bilmek yetmez, onu yaşamak gerekir."
Onlara da biz öğrencilere de katkıda bulunan o değerli asistanlarını, Şeref Ertaş, Hakan Pekcanıtez, Huriye Kubilay, Nevzat Koç, Doğan Soyarslan ve diğerlerini de selamlıyoruz, aramızda olmayanları yad ediyoruz.
Aradan geçen elli yıl içinde bu okulun sıralarından geçen bizler, ilk göz ağrısı denilen ; Abdullah Tezer, Zeliha Bahar Tonak, Eyüp Karaçoban, Mustafa Gencer, Murat Dinçer, Fikret Şahin, Osman Gürzumar, Nusret Yüksel, Günay Tavaslıoğlu, Sema Oktav, Tülay Ocaktan, Alev Suvar, Serab Bilgin, Servet Sakçin yani Seven, Metin Yılmazlar, Selçuk Ertem, Ayşe Cömert, Mediha Lüle, Nursan Balay, Nurgün Yıldız, Ömer Faruk Sercan, Simizar Ayla Öztürk, Yeşim Kanıt, Raife Doğan, Lale Özberk, Sami Doğan, Hafize Çobanoğlu, Raziye Kışla, Necla Yılmazer, Cengiz Yılmazer, Eren Yenice, Ayhan Yıldız, Şükrü Tuğsel, Zafer Aşkın, Zehra Yay, Işık Kalıpçı, Ahmet Ovacık, Ahmet Kasım Özer, Hatice Dedeler, Mustafa Balaban, Recep Sadık Katırcı, Ahmet Keleş, Bülent Arlı, Şehrazat Önal, Hüsnü Yaşar Oğuz, Mahmut Mavigül ben Suat Umutlu ile ismini sayamadığım ya da hatırlayamadığım nice arkadaş, mezuniyet sonrası avukat, hâkim, savcı, noter ya da iş insanı olarak hukukun hizmetinde oldu, içinde hep yer aldı.
Artık yıl 2025,...
Kimi adaletin tam ortasında mücadeleye devam ederken, kimi meslek hayatını noktalayarak hem okul anılarıyla hem de ailesiyle yaşamaya devam ediyor. Ancak ortak noktaları, hukuka ve adalete olan inançlarıdır, eminim...
Zira,
Adaletin temel ilkelerinden biridir: "Herkese hakkını vermek."
Bir toplumun huzur ve refah içinde yaşayabilmesi, şüphesiz adaletin varlığıyla mümkün olur. Hukuk, sadece bir meslek değil, bir vicdan, bir sorumluluk ve bir şair ruhudur. Bu ruhun inşa edilmesi, nesilden nesile aktarılan şanlı bir mirastır.
Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'ün "Adalet, devletin en temel dayanağıdır." sözü, çağdaş bir hukuk devleti olmanın şartını ortaya koymuş ve "İstiklalin, istikbalin ve hürriyetin ancak adaletle kaim olacağını" vurgulamıştır. Adaletin olmadığı yerde huzur da olmaz, barış da olmaz. "Yurtta barış, dünyada barış" ilkeside hukukun her alanında uygulanmadan gerçekleşemez, öyle değil mi!
Platon,"Adalet, ruhun sağlığıdır." derken, Aristoteles ise adaletin, "eşitler arasında eşit davranmak" olduğunu söyler. Ya Çicero'nun "Hukuk, en yüce felsefedir." , Montesquieu 'nün "Bir devletin temeli adalettir." sözü anlamlı değil midir!
İşte bu büyük düşüncelerle yetişen hukuk insanları, bugün bu ilkeleri yaşatarak toplumda bir denge unsuru olmaya devam ediyorlar mı diye de sormak,sorgulamak mecburiyetindeyiz diye düşünüyorum.
Tüm insanların, insanca bir yaşamda yer edinebilmesi, ki içinde barış da var, sağlık da var...Ancak öncelikle cehalete son vermek, adil olmak şartı unutulmamalıdır diyerek,biz öğrencilerinden o değerli insanlara da bir minnet mesajımız olmalı;
"Ege Hukuk'un, artık Dokuz Eylül Üniversitesi 'nin ilk mezunları olarak bizler, bu kutsal mesleğin temelini atan kıymetli hocalarımıza minnettarız. Onların bize aşıladığı bilgi, ahlak ve adalet duygusu, meslek hayatımızın her anında bize yol gösterdi. Hukukun üstünlüğünü savunurken, onların öğretileriyle hareket ettik, öyle olmaya da devam edeceğiz.
Bugün aramızda olmayan hocalarımıza saygı ve rahmetle, yaşayan hocalarımıza ise sevgi ve şükranla sesleniyoruz: Bizlere sadece hukuk bilgisini değil, aynı zamanda onurlu ve dürüst bir meslek ahlakını öğrettiğiniz için, ilk göz ağrınız bizlere bir ana,bir baba gibi değer verdiğiniz için teşekkür eder, adalet savaşında bizlere ışık olduğunuz için de minnettarız. Saygılarımızla..."
Unutmayın!
Bugün, hepimiz hukukun ışığında bir yolculuk yapıyoruz. Adaletin ve hukukun sınırsız ufkunda, cesaretle ve vicdanla ilerliyoruz. Bu yolculukta hep birlikte olmak, dünyaya bırakabileceğimiz en kıymetli miras olacaktır.
Yarın 5 Nisan ... Avukatlar Günü'müz kutlu olsun...
Av.Suat Umutlu