Aralarında, Türkiye’nin en önde gelen 168 diplomalı hukuk duayeni, yazar, sanatçı, akademisyen, gazeteci ve meslek odası temsilcisinin bulunduğu aydınlar “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlıklı bir bildiri yayınladı. Gözden kaçırmış olanlar olabileceği düşüncesiyle, oldukça kısa sayılabilecek bildiriyi aynen paylaşıyorum.
“Laikliği Birlikte Savunuyoruz
Ülkemiz ABD ve İsrail planları doğrultusunda bölgemizdeki gelişmelerle birlikte ‘Talibanlaştırma’ baskısı altına girmiş durumda. ABD güdümlü bu gerici saldırı ülkemizin önündeki en yakıcı tehdide dönüşmüştür.
Siyasal İslamcı rejim, ABD ve Trump'ın ipine sarılarak Türkiye’yi adım adım Orta Doğu’nun gerici bataklığına sürüklemektedir.
Laik eğitimi, laik hukuk düzenini ve laik kamusal hayatı adım adım ortadan kaldırmaya yönelik hamleler ivme kazanmıştır. Bu hamleler toplumdan yükselen laiklik çağrılarına karşı gerici azınlığın provokasyon ve saldırılarını göz ardı etmeye; laik cumhuriyeti savunanların -Anayasa’yı hiçe sayarak- ‘suçlu’ gibi cezalandırılmasına kadar gelmiştir. Laikliği savunmak suç değildir. LAİKLİĞİ birlikte savunuyoruz, şeriatçı dayatmaları reddediyoruz! Karanlığa teslim olmayacağız!”
Şimdi de bunlara dayanak olan anayasa maddelerini aynen sunuyorum.
MADDE 1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
II. Cumhuriyetin nitelikleri
MADDE 2- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
III. Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti
MADDE 3- Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.
Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.
Başkenti Ankara’dır.
IV. Değiştirilemeyecek hükümler MADDE 4- Anayasanın 1.inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2.inci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.
Metni birkaç kere okudum. Aklımın yettiği kadarıyla bir suç unsuru bulamadım. Bulanların tepkilerini ise pek anlamlandıramadığım için de sizlerin görüşlerine sunmak istiyorum.
1.Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Bu 168 kişinin imzaladığı metinde bizleri zan altında bırakan ifadeler, benim durduğum yerden suç teşkil eder. Dolayısıyla biz bununla ilgili de bir suç duyurusunda bulunacağız," dedi.
Sorularım: Durduğu yer neresi? Oradan bakınca ne görüyor ki, bu bildiri suç teşkil ediyor? Göreve başlarken anayasaya ve yasalara bağlı kalacağına namusu ve şerefi üzerine yemin ettiğine göre, laikliği korumak hepimizden önce, onun görevi değil mi?
2.CB. Erdoğan, “Azgın güruhun hezeyanlarına, Ramazan'a gölge düşürmelerine eyvallah demeyeceğiz,” dedi.
Açıklamalarım: Azgın: Öfkeden gözü dönmüş, saldırgan, azmış (kimse), saldırgan. (Başka anlamları da var.) Güruh: Değersiz kimseler topluluğu, ayaktakımı, sürü. (TDK’dan.)
3.Devlet Bahçeli, "Allah'a iman etmek gericilikse biz de bal gibi buz gibi gericiyiz. Çocuklarımıza ramazan ayının muteber ahlak ve manasını aktarmak gericilikse biz de buna sonuna kadar ortağız," dedi.
Yorumum: Demek ki, o da böyle anlamış. Laikliği çocukluğundan beri böyle mi biliyordu, acaba? Ama artık ne derse yeridir. Boş verin.