Adana, AK Parti iktidarı döneminde Büyükşehir Belediyesi üzerinden iki kritik kırılmaya tanıklık etti. İki farklı isim, iki farklı dönem, iki ayrı siyasi kimlik… Ama benzer bir kader tartışması. Aytaç Durak ve Zeydan Karalar.
Bu iki isim üzerinden yalnızca bireysel siyasi hikâyeleri değil, Türkiye’de yerel yönetimlerin merkezi iktidar karşısındaki konumunu da okumak mümkün.
Aytaç Durak, Adana tarihinde en uzun süre belediye başkanlığı yapmış, farklı siyasi partilerden seçilmesine rağmen seçmen desteğini koruyabilmiş ender isimlerden biriydi. Siyasete Adalet Partisi’nde başladı, belediye meclisi üyeliği yaptı. İlk belediye başkanlığını Turgut Özal’ın kurduğu ANAP’tan kazandı. Sonrasında MHP, DYP ve AK Parti’den de Adana Büyükşehir Belediye Başkanı oldu. Bu yönüyle Aytaç Durak, Adana siyasetinde istisnai bir figür olarak öne çıktı.
Aytaç Durak’ın Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı olduğu dönemde, Recep Tayyip Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıydı. Bu süreçte Türkiye Belediyeler Birliği Başkanlığı görevi Erdoğan’a devredilmedi. Bu tablo, yerel yönetimler arasındaki güç dengeleri ve siyasi rekabet açısından dikkat çekici bir ayrıntı olarak kayda geçti.
AK Parti kurulduğunda Aytaç Durak aday gösterildi ve seçim kazanıldı. Ancak AK Parti, kuruluşundan bugüne Adana Büyükşehir Belediyesi’ni Aytaç Durak dışında aday gösterdiği hiçbir isimle kazanamadı. Mehmet Ali Bilici, Abdullah Torun, Fatih Mehmet Kocaispir… İsimler değişti ama sonuç değişmedi. Adana, AK Parti açısından hep “zor” bir şehir olarak kaldı.
AK Parti, Aytaç Durak’ı ikinci dönem için aday göstermedi. Durak bu kez MHP’den aday oldu ve bir kez daha seçimi kazandı. Ancak seçimden kısa süre sonra hakkında soruşturma açıldı, tutuklandı ve 40 gün cezaevinde kaldı. O dönemde Recep Tayyip Erdoğan Başbakandı. Aytaç Durak cezaevinden çıktı fakat görevine iade edilmedi. Yerine vekâleten MHP’li meclis üyesi Zihni Aldırmaz seçildi. Bu karar, yalnızca bir görevden alma değil, Aytaç Durak’ın aktif siyaset hayatının da fiilen sonu oldu.
Yıllar sonra Adana’da benzer bir tartışma bu kez Zeydan Karalar üzerinden yaşanıyor.
Zeydan Karalar, Seyhan Belediye Başkanlığı’nın ardından 2019’da CHP’nin, Millet İttifakı adayı olarak Adana Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. Karalar, MHP ve AK Parti’den oluşan Cumhur İttifakı’nın adayı Hüseyin Sözlü’yü mağlup ederek Adana’daki siyasi dengeleri değiştirdi. 2024 seçimlerinde ise bu kez yalnızca CHP adayı olarak yarıştı ve açık farkla yeniden kazandı. Bu sonuç, Karalar’ın kentteki seçmen desteğinin geçici olmadığını ortaya koydu.
23 Mart 2025’te Ekrem İmamoğlu’nun görevden alınmasının ardından Zeydan Karalar, geçici olarak Türkiye Belediyeler Birliği Başkan Vekilliği görevine getirildi. Ancak bu görev çok uzun sürmedi. 5 Temmuz 2025’te İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında, Seyhan Belediye Başkanlığı dönemine ilişkin bir dosya nedeniyle gözaltına alındı. 8 Temmuz’da tutuklanan Karalar, 212 gün cezaevinde kaldıktan sonra 5 Şubat’ta tahliye edildi.
Tahliyesinin ardından yaptığı açıklama netti:
Görevine iade edilmek için İçişleri Bakanlığı’na başvurulacaktı.
İşte tam bu noktada mesele yalnızca Zeydan Karalar meselesi olmaktan çıkıyor.
Recep Tayyip Erdoğan, Aytaç Durak görevden alındığında Başbakandı. Bugün Cumhurbaşkanı. Aradan yıllar geçti, siyasi sistem değişti, Türkiye başkanlık sistemine geçti. Ancak söz konusu yerel yönetimler olduğunda, geçmişte yaşananlarla bugün yaşananlar arasındaki benzerlik dikkat çekici.
Başlıktaki soruya dönelim:
Zeydan Karalar görevine iade edilir mi?
Bu sorunun yanıtı yalnızca bir belediye başkanının kaderini değil, seçmen iradesinin ne ölçüde korunacağını, hukukun nasıl işletileceğini ve yerel demokrasinin sınırlarını da gösterecek.
Biz bu soruyu soruyoruz.
Yanıtını ne zaman alırız — ya da gerçekten alabilir miyiz?