Çocukken nasıl da neşeyle okurduk bu marşı.
Ve ''seni görmek ister her bahtı kara" diye coşkuyla devam ederdik.
Ankara, çocukluk günlerimin güzel kenti.
Okullar kapanıpta yaz tatili başlayınca annem biz üç kardeşi alıp Ankara'ya teyzemlere götürürdü.
Dikmen vadisinde kuzenlerimle koşturup dururduk.
Aşağı Ayrancı'daki kuzenlerimle de geçirdiğimiz neşeli günler unutulur mu?
Suat eniştem, Anıtkabir'de çalışıyordu.
Bazen işe giderken biz çocukları da arabaya doldurur götürürdü.
Akşama değin neşeyle Anıtkabir'de koşturur dururduk.
Ankara'da kitapçı dükkanlarında kendimi kaybederdim adeta.
Zafer çarşısına sabah girip akşam çıkardım.
Kızılay'dan yürümeye başlar Operanın, radyo binasının ve müzenin önünden geçip Ulus'a ulaşırdım.
Bazen troleybüse binerdim.
Sonra Çankaya'ya tırmanırdım.
Bazen Kızılay'daki sinemaların birine girerdim.
Goralı'da sandviç yerdim.
Severdim bu aydınlık kenti.
Ankara'nın neresinden baksam Mustafa Kemal'i görürdüm.
Bu bana güven verirdi.
Mutluluk verirdi.
İçimi aydınlatırdı.
Hele akşamları Ankara'nın...
Binlerce ateş böceği geceyi aydınlatırdı sanki.
Severdim bu kenti.
Şimdi daha çok seviyorum.
Kalbim orada atıyor.
Orhan Veli, beni alıp o güzel günlere götürdü.
1950'ye kadar Ankara'daydı Orhan Veli.
Belediyenin sorumsuzluğu sonucu bir çukura düştü.
Sonucunda hayatını kaybetti.
Bugün onun şiirlerini okudum.
Başında fötr şapkası, elleri beyaz pardesüsünün cebinde hiç konuşmadan birlikte dolaştık Ankara'yı bugün.
Kızılay'da buluşalım mı?
555K
Aydın Sihay