Önce kısa hatırlatmalar:
- Atatürk’ün, “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır, o satıh bütün vatandır,” dediği savaş: Sakarya Meydan Muharebesi. Savaş Tarihimizde “Subaylar Savaşı” diye anılır. Çünkü bu savaşta, 5.401 olan subay mevcudumuz, 4.012'ye düştü. Tüm birliklerde subay zayiat oranı %70'e kadar ulaştı. Genelkurmay kaynaklarına göre Kütahya-Eskişehir ve Sakarya muharebeleri sırasında kaçak sayısı 48.000’i aşmıştı.
- Teğmen Çelebi, parlak bir subaydı. Ergenekon davaları kapsamında tutuklandı. 41 ay hapis yattı. Cezaevinde iken evlendi. Nikah şahitleri, Kemal Kılıçdaroğlu, Metin Feyzioğlu, Ümit Kocasakal ve Celal Ülgen idi.
- CHP onu milletvekili yaptı. Sandık güvenliğinden sorumlu idi. Urfa’da görevlendirildi. Daha ilk gün tırstı, korktu, sandığı bırakıp kaçtı.
- “CHP yeterince muhalefet etmiyor,” diyerek, istifa etti, Memleket Partisine geçti. Bu aslan subay Çelebi’nin ilk ricatı idi. Yeteri kadar olgunlaşınca oradan da, AKP’ye geçti. Artık kafası rahat.
Şimdi “Aslan Asker Şvayk.”
Jaroslav Hašek’in romanı. Saf, hatta aptal bir askerin maceralarını anlatıyor. Şvayk, I. Dünya Savaşı sırasında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ordusunda gönüllü bir asker. Aşırı derecede itaatkâr, görünüşte saf ve aptal, emirleri harfiyen yerine getiriyor. Ya gerçekten saf biridir ve sistem onun saflığı karşısında çöker; ya da bilerek aptal rolü yapan ve otoriteyi kendi silahıyla vuran biridir.
Şvayk tipi, yalnızca I. Dünya Savaşı’nın Avusturya-Macaristan ordusuna ait değildir. O tip, aklını askıya almış her düzenin doğal ürünüdür. Bu yüzden Şvayk, Türkiye’ye yabancı bir karakter değil, aksine fazlasıyla tanıdıktır.
Şvayk’ın en büyük silahı düşünmek değil, itaat etmektir. Hem de nasıl itaat? Eksiksiz, tartışmasız, harfiyen ve körü körüne. Akılla değil talimatla. Yanan ormanları söndürmek, depremde ölenleri kurtarmak için bile talimat bekleyecek kadar. Çünkü talimat kutsaldır.
Şvayk akılsız itaatin aklı nasıl yok ettiğinin bir örneğidir. Cesur değildir. Zeki olduğunu
kanıtlamaya çalışmaz. Hatta çoğu zaman aptal görünür. Türkiye’de Şvayk’a benzer tiplerle sıkça karşılaşırız: Yönetmeliği ezbere bilen ama nedenini bilmeyen, talimatı uygulayıp sonucu sorgulamayan, “Yukarıdan böyle emir geldi,” diyerek işin içinden çıkan.
Peki, Teğmen Çelebi bir Şvayk mıdır? Evet ve hayır.
- Teğmen Çelebi, zekidir. Askeri okulları hep birincilikle bitirmiştir. Zekası aklını değil, kurnazlığını destekler ve çıkarının nerede olduğunu iyi hesaplar. O çıkarın ahlaki ve askeri olup olmadığı önemli değildir.
- Uzun vadeli, geleceğe dönük, stratejik planlar yapmayı becerir. Hapishanede evlenmesi, en rahat milletvekili seçileceği partiye girmesi, yerini sağlamlaştırınca sıçrama tahtası olarak kullanacağı yumuşak bir partiye geçmesi, son olarak da menfaatinin olduğu yere yerleşmesi hep bir stratejik planın parçalarıdır.
- Ahde vefası yoktur. Kendine yapılan iyiliklerin hiç birini hatırlamamak gibi bir yeteneği de vardır. Ona göre sahip olduğu her şey kendi hakkıdır. Asker yemini bile umurunda değildir.
LAFI UZATMADAN AKLIMDAKİ SORUYU SORAYIM:
- SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİNE ÇELEBİ GİBİ SUBAYLARLA GİRSEYDİK, NE OLURDU, ACABA?