BARIŞ BİLİNCİ YÜKSELMELİDİR

Atatürk’ün ifade ettiği gibi “Yurtta Barış, Dünyada Barış” özdeyişinin benimsemiş biriyim. Ama nedense ABD/İsrail-İran savaşında İran’ı gönülden destekliyorum. Çünkü saldırıya uğramış, mağdur olmuştur. Tıpkı 1. Dünya Savaşı sonrası Anadolu’nun yabancı ülkeler tarafından saldırıya uğraması, işgal edilmesi gibi. İran’ın ABD/İsrail güçlerine karşı saldırıları meşru müdafaadır.

Kız kardeşimin sosyal medya profilinde “Tarafsızım desem yalan olur güzel şeylerden yanayım” diye yazıyor.
Ben de elbette savaşsız bir dünyadan yanayım. Yüce Atatürk’ün ifade ettiği gibi “Yurtta Barış, Dünyada Barış” özdeyişinin benimsemiş biriyim. Ama nedense ABD/İsrail-İran savaşında İran’ı gönülden destekliyorum. Çünkü saldırıya uğramış, mağdur olmuştur. Tıpkı 1. Dünya Savaşı sonrası Anadolu’nun yabancı ülkeler tarafından saldırıya uğraması, işgal edilmesi gibi. İran’ın ABD/İsrail güçlerine karşı saldırıları meşru müdafaadır.
Tabi ki İran’ın Molla rejimine karşıyım. Kadınlara yapılan uygulamalarını, anti demokratik yapılarını hoş görmüyorum. Laiklik varken şeriat düzenini Atatürkçü biri olarak asla savunmayız.
“İran’dan bize ne” de diyemiyoruz. Geçmişten gelen tarihi bağlarımız var. Onu da geçtik, savaş nedeniyle ölen binlerce masum insan var. O nedenle “önce insan” düşüncesinde olduğumuz için, bu savaşa olduğu gibi  tüm savaşlara da karşı olan biriyiz.
Benim Facebook’ta iki hesabım var. Sayfamın birinin  ana profilinde “Zafer kimin olursa olsun; her kurşun gidip bir ananın  (babanın da) yüreğini bulacak. SAVAŞA HAYIR!” yazısı vardır. İkinci hesabımın ana profilinde de Atatürk’ün “Yurtta Barış Dünyada Barış” veciz sözü ile ağzında zeytin dalı olan uçan bir güvercin vardır.
DEVLET YÖNETİCİLERİ İLE HALKI BİRBİRİNE KARIŞTIRMAMAK GEREKİR
Yıl 2009. 1 Kasım. İstanbul’dayız. Dünya Kardeşlik Birliği Mevlana Yüce Vakfı’nın her yıl 1 Kasımlarda düzenlediği “Evrensel Kardeşlikten Dünya Barışına Çağrı Panel ve ödül Töreni”ndeyiz. Avustralya ve Rusya’dan birer kişi ile İsrail’den iki kişi var. Bir Müslüman. Diğeri ise Yahudi. Müslüman olan kişinin adı Şeyh Abdul Azız Bukhari, diğerinin adı ise Eliyahu Mclean. Her ikisi de dini inançlarına uygun kıyafetleri ile gelmişti. Yani biri Müslümanların, diğeri de  dindar Musevilere özgü tipik takkesi, püsküllü giysisi ve lüleli şakaklarıyla kürsüdeki yerini almışlardı.
Kudüs doğumlu olan Şeyh Abdul Azız Bukhari ve ABD’nin California eyaletinde Musevi bir anne ve Hıristiyan bir babanın oğlu olan Eliyahu Mclean;kutsal toprakların barışa kavuşabileceği mesajını Orta Asya, Avrupa ve ABD’nin çeşitli kentlerine yaptığı ziyaretler ve toplantılarla  yaymaya çalışmışlardır. Bu barış elçileri  gösterdikleri bu çabalarla tüm dünyaya örnek olmaya çalışıyorlardı. Her ikisi de “Kudüs Barıştırıcıları”nın eş başkanlarıydı.
İsrailliler ve Filistinliler arasında bir köprü oluşturmak üzere yürüttüğü çeşitli projelere imza attılar. Örneğin bunlardan bir önce iki aile arasında yani Müslüman ve Musevi iki aile arasında bir barış yemeğinde bir araya geldiler. Orada dediler ki,”Devletler arasında olan savaş bizi ilgilendirmez. Bizler kapı komşuyuz. Bugüne kadar birbirimizi incitmedik. Bundan sonra da aynı yolu izleyelim.Barış içinde yaşalım.” Bu konuda her iki aile hemfikir olup bu şekilde yaşamaya devam ederlerken, Kudüs Barıştırıcıları bu olayı bir bayram günü tüm köye yaymışlar. Daha sonra civar köy ve ilçelerde de uygulamışlar. Tabanda halklar kardeşçe yaşarken, devletleri yönetenler arasındaki çeşitli ilişkiler dünyayı zehir haline getiriyor.
Konuşmaları bitince Şeyh Abdul Azız Bukhari ve Eliyahu Mclean sahnenin ortasına gelerek birbirlerine öyle kardeşçe bir sarıldılar ki, 2500 kişilik salon ayağa kalkarak dakikalarca alkışladık.
*
Şeyh Abdul Azız Bukhari ve  Eliyahu Mclean gibi barış peşinde koşanlar gibi olmalı tüm insanlar.
İran-İsrail arasından da bu gibi çalışmaları yürütenler var. Her iki devletin rejimine ve yöneticilerine karşı olanlar sokaklara dökülmektedir.
*
Sonradan öğrendim ki Şeyh Abdul Azız Bukhari ölmüş. Çok üzüldüm.
*
BARIŞ BİLİNCİNİ GELİŞTİRMEK GEREKİR
Yarınların mutlu dünyasını kişisel bilinçlerin aşan, sevgisini bölüşen, düşmanını bile bağrına basabilecek yüce bilinçler kuracaktır. Tabi bu kolay yoldan olmayacaktır. Netanyahu ve emperyalist sistemin başkanı Trump Donald gibi insan görünümünde olup ama insanlıktan çıkışmışlara halkların demokratik yollardan geçit vermemesiyle olur.
Tüm insanlığın barış bilincinin yükselmesini dilemekten başka bir şey elimizden gelmiyor.
Türkiye’ye genellikle anti Amerikancı görüşler hakimdir. Yukarıda da izah etmeye çalıştığım gibi devlet yöneticileri ile halkı birbirine karıştırmamak, Amerikan ve İsrail halkına düşmanlık beslememek gerekir.


Vahit ŞAHİN

19.03.2026 11:20:00

YAZARLAR


OYA TEKİN’E ÖZGÜRLÜK İSTEDİLER

Nazım ALPMAN Yazdı/ MUHALEFETİN KIYMETİNİ BİLİN!

ÇAĞ ÜNİVERSİTESİ’NDE DOĞU AKDENİZ VE KIBRIS KONFERANSI

SEYHAN’DA BAYRAM ÖNCESİ GIDA DENETİMİ

HORLAMA 20’Lİ YAŞLARDA ARTIYOR!

EVLENMELERDE AZALMA, BOŞANMALARDA ARTIŞ VAR

ZEYDAN KARALAR, SAYGI ÖZTÜRK’E KONUŞTU

35 YIL SONRA ADANA YENİDEN PATROİT İLE TANIŞTI

Mahmut TEBERİK yazdı /RAMAZAN DAVULCULARI

İNCİRLİK’E YENİ BİR “PATRİOT” KURUYOR

ŞERİF KAYA’DAN “MOR TEPELERDEKİ ÇOCUKLUĞUM” ROMANI

VALİ YAVUZ’DAN ŞEHİTLER VE ÇANAKKALE MESAJI

SEYHAN’DA ZAM ORANI AÇIKLANMADI

AOSB’DEN YENİ PROJELER

ŞEVKİN: 20 BİN DİŞ HEKİMİ İŞSİZ!

BARUT, İKTİDARI GÖREVE ÇAĞIRDI

ADANA’DA ALZHEİMER FARKINDALIĞI İÇİN TİYATRO ETKİNLİĞİ