BAYRAMDI…/2

Bir yalnızlık çöküyor bayramların üstüne; görmüyor musunuz? Yurttaş gibi, bayramın suçu değil bunlar; yönetenlerin “dilek” tutarak savsaklamasının sonucu… Ekmeğe bakarak, dünden bugüne bakarak soruyorum; hani, sözünü verdiğiniz “neleri” iyileştirdiniz?

Bayramdı… Kimselerin kimsecikleştiği bir bayram… “Kimse”, nasıl kimsecikleşir, demeyin! Üç günlük dinlencenin nasıl dokuz güne çıkarıldığını düşündünüz mü hiç? Çalışmaktan çok yorulduk ya; taş kırıyorduk dağ yollarında, zemheri soğukta kaldık çatısız/ sobasız, ne bileyim işte “zordaydık” kim bilir? Ama doğru yorgunduk/ yorulduk! Bir şey yapmamaktan, bir şeyi değiştirmek için çaba harcayamamaktan, yönetenlerin “şükrüne/ sabrına” sığınmaktan yorulduk! Bu nasıl bir “yorgunluk” desenize! Bayramın ilk günü pazar, ardından pazartesi/ salı günleriyle tamamlanıyordu dinlence! “İktidarın” iyi yanına geldi; çarşambayı, perşembeyi, cumayı da dinlenceye kattı nedense… “Dinlenceyi uzattık” diye sevinenler oldu, bu sürede “ne yiyip ne içeceğiz” diyenler duyulmadı!

İnsanların “kimsecikleşmesi” ne demek bilir misiniz? Yalnızlaşmasıdır, kalabalığın arasında yitip gitmesidir, canının istediğini yiyememesidir, bayramda çocuğundan ayrılmasıdır, çocuğuna bayramlık alamamasıdır, bayramda eş/ dost buluşmalarına katılamamasıdır, bayramın sıcacık sarmasını yaşamamasıdır! Ücretlinin ya da emeklinin aldığı aylıkla, çocuklarından ayrılmış analarla/ babalarla dinlencenin dokuz gün olmasına nasıl sevinebilirseniz sevinin artık…

***

Bir yalnızlık çöküyor bayramların üstüne; görmüyor musunuz? Yurttaş gibi, bayramın suçu değil bunlar; yönetenlerin “dilek” tutarak savsaklamasının sonucu… Ekmeğe bakarak, dünden bugüne bakarak soruyorum; hani, sözünü verdiğiniz “neleri” iyileştirdiniz? Haydi “iyileştirmeleri” bir yana bırakalım, “nelerin” yerinde kalmasını sağladınız? 

Bayramın ikinci günüydü. Fırından ekmek almak için sıradaydım. Bir anne iki çocuğu ile gelmiş, ön sıralarda bekliyordu! Fırıncının, ekmek uzattığı açık alanın önüne “nedenini” bilmediğim renkli sakız, renkli çikolata, renkli şeker kutuları koymuşlardı. Çocuklar görünce ellerini uzattılar! Anneleri “onu alacak paramız yok” diyerek çocukları azarladı! Ekmeği alıp, çocukların kolundan çekiştirerek uzaklaştılar! Bugün “bayramdı”! Anaya “savaş alanı” olmalı…

***

Vitrinin gerisinde her şey var, ama “gereksinmen” olmasına karşın birçoğuna ulaşamıyorsun! Bu olgu “kimsecikleşmeye” götürmez mi toplumu? Gereksinim ile “tüketimi” aynı anlamda düşünmüyorum son zamanlarda nedense; “gereksinim” yaşam için gerek olandır, “tüketim” doymazların bitiremeyip/ masada bırakıp çöpe attıklarıdır! “Gereksinim” doymak için, “tüketim” topluma yabancılaşmanın bir biçimidir! “Gereksinimin” yerini “tüketim”, söyleşmenin yerini ekran başındaki sessizlik aldığında neler yaşandığının bilincinde değil miyiz? Yan yana, küs gibiyiz!

Buradan “eski bayramlara özlem” duyduğum anlaşılmasın… “Eskiyle” uğraşmak değil amaç, amaç “eskiyi” iyileştirerek ileriye taşımak… Bilim gibi… Bilim, günümüzde birçok şeye ulaşımı kolaylaştırdı. Eskiden günlerce gidilen yollar birkaç saatte alınırken, bugün yakınlaştı!  Önemli olan, kazanılan zamanın en iyi kullanılması, insana yararlı duruma getirilmesi! Yoksa, istediğince yolları kısalt/ istediğince hızlı trenleri yaparak zaman kazan; insanın “bayram” yapması sağlanamıyorsa, anne/ baba çocuğuna şeker alamıyorsa, gereksindiklerini alamıyorsa, birbirine sarılamıyorsa ne” önemi var ki?

***

“Bayramdı”, unutmayalım… Bayramları, uzun “dinlence günleri” gibi göstererek toplumsal kaygıları/ doyumsuzlukları kamçılamaya hiç gerek yok! Bilmiyorum, gelişmiş olarak bildiğimiz ülkelerde bizim kadar “dinlence” yapar mı yurttaşlar? Üstelik kapitalizmin doymazlığı uğruna, daha çok “tükettirmek” uğruna, gözden “ırak” dursunlar uğruna… Oysa yurttaşa “bayram” yaşatmanın yolu “doymasını” sağlamaktan geçer; çeyrek yüzyıllık “iktidarın” bunu anlamış olması gerekir artık! Bayramın öncesinde açıklanan “açlık sınırı” ekmeği küçültürken, “fahiş fiyat” için önlemlerin alınması geciktirilirken, iki şekeri çocuğuna almakta zorlanan anneler varken; dokuz günlük dinlenceyi sorun kendinize, kapitalist sistemin "tüketim" odaklı dayatmasından başka nedir?

Bayram… Uzun dinlence günlerinin yaşandığı bir süreç değil, toplumun “insan olma” bağlarının korunması, birbirini anlaması, acıyı/ tatlıyı üleşebilmesi içindir! “İnsanım” demesi içindir! 

 


Oktay EROL

5.04.2025 01:57:00

YAZARLAR


DÜNYA ÇOCUKLARI KARNAVAL’DA “BARIŞ VE DOSTLUK” MESAJI

KILIÇDAROĞLU: GENEL BAŞKAN ADAYI OLMAYACAĞIM

GÜRER:SARIMSAKTA ‘BEYAZ ALTIN’ OLDU

8 SORUDA DİYABET TESTİ!

ADANA PORTAKAL ÇİÇEĞİ KARNAVALI 5 NİSAN’DA BAŞLIYOR

HALİSÇELİK’TEN ADANA İÇİN ÖNERİ

TBB BAŞKAN VEKİLİ KARALAR’DAN İLK TÖREN

MOBBİNG EN FAZLA SAĞLIK SEKTÖRÜNDE GÖZLEMLENİYOR!

Hüseyin SUNGUR Yazdı/ PORTAKAL ÇİÇEĞİ FESTİVALİ “FIRSATÇILIK” FESTİVALİ OLMASIN

SERAMİK SANATINDA ULUSLARARASI BAŞARI, AYŞE YEREBAKAN'A İKİ YENİ ÖDÜL

Düzgün COŞKUN Yazdı/ KARNAVALDA PASTANIN BÜYÜĞÜ BU KEZ YEREL MEDYANIN OLMALI!

KOZAN’DA TRAFİK KAZASI 5 ÖLÜ

Hüseyin SUNGUR Yazdı/ NİSAN’DA ADANA GÜZELDİR

EN’LERİN TAKIMI ADANA DEMİRSPOR

ADANASPOR’DA UMUTLAR TÜKENİYOR

KARALAR: MİLLETİN İRADESİNE GEM VURULMAZ

BAYRAMDA EN SIK DÜŞÜLEN 7 HATAYA DİKKAT!