BİLGELERİN SOHBETİ: “VİCDANI DİRİ TUTMAK”

Vicdan çoğu zaman bir ses olarak tanımlanır. Bana göre ise, vicdan, bir sesten çok bir uyanıklık hâlidir. İnsan bazen hiçbir şey söylemeden de vicdanını yitirebilir. Asıl tehlike, yanlışın farkında olmamak değil; farkında olduğu hâlde onsuzluğa alışmaktır. İşte vicdanı diri tutmak, tam da bu alışmaya direnme çabasıdır.

Vicdan çoğu zaman bir ses olarak tanımlanır. Bana göre ise, vicdan, bir sesten çok bir uyanıklık hâlidir. İnsan bazen hiçbir şey söylemeden de vicdanını yitirebilir. Asıl tehlike, yanlışın farkında olmamak değil; farkında olduğu hâlde onsuzluğa alışmaktır. İşte vicdanı diri tutmak, tam da bu alışmaya direnme çabasıdır.

Sokrates’in sözünü ettiği o iç ses, bugün sanki daha kısık sesle konuşuyor. Kalabalıklar çoğaldıkça insanın kendisiyle baş başa kalması zorlaşıyor. Oysa vicdan, en çok yalnızken duyulur. Sokrates’in mahkûm edilmesine rağmen susmaması, haklı olmaktan çok kendisiyle çelişmemeyi seçmesindendi. Vicdan burada bir ahlak kuralı değil, insanın kendine karşı duyduğu saygıdır.

Aristo’yu düşündüğümde vicdan bana bir anlık pişmanlık değil, zamanla oluşan bir karakter gibi görünür. İnsan bir kez değil, defalarca seçer. Yanlışa bir kere göz yummak kolaydır; zor olan, bunu alışkanlığa dönüştürmemektir. Vicdan, her seferinde yeniden karar vermek zorunda kalan yorgun bir bilinçtir aslında.

Kant’ın “iç mahkeme” benzetmesi ise beni her zaman rahatsız etmiştir; çünkü insan o mahkemede kaçacak bir yer bulamaz. Kimse görmese de, kimse bilmese de, insan kendini bilir. Vicdan burada bağırmaz; yalnızca bekler. Susturulabilir sanırız ama o, zamanı gelince insanın karşısına yine çıkar.

Nietzsche bu noktada araya girer ve soruyu tersinden sorar: “Ya vicdan sandığımız şey, başkalarının sesiyse? ”Ya suçluluk duygusu bize ait değilse?” Bu itirazı ciddiye almak gerekir. Vicdanı diri tutmak bazen itaat etmemek, bazen de “herkes böyle yapıyor” cümlesine mesafe koymaktır. Diri vicdan, sürüden ayrılma cesaretini de içerir.

Hannah Arendt’in uyarısı ise en sarsıcı olanıdır: İnsan düşünmeyi bıraktığında, kötülük sıradanlaşır. “Ben sadece görevimi yaptım,” diyen biri, vicdanını başkasına emanet etmiş demektir. Oysa vicdan devredilemez. İnsan, yaptığıyla yaşayıp yaşayamayacağını kendine sormadığı anda tehlikeli bir rahatlığa teslim olur.

Belki de vicdanı diri tutmak, büyük erdemlerden çok küçük uyanıklıklar meselesidir. Susmanın, görmezden gelmenin, ertelemenin de bir seçim olduğunu fark etmektir. Vicdan, insanın kendi içindeki tanığa sırtını dönmemesidir.

Ve sonunda şu noktaya geliriz: İnsan her şeyi kaybedebilir; makamını, itibarını, hatta haklılığını… Ama vicdanını kaybettiğinde, geriye savunacak bir şey de kalmaz. 

ÇÜNKÜ 

 

  • VİCDAN, İNSANIN KENDİNE VERDİĞİ SON SÖZDÜR

 


İfral TURGUT

19.01.2026 21:48:00

YAZARLAR


Düzgün COŞKUN Yazdı/ ÇGC'YE YARAŞIR BİR GENEL KURUL

Nurettin ÇELMEOĞLU Yazdı/ BEYGİRLER VE EŞEKLERE ‘PEDİKÜR’ UYGULAMA İŞİ

Tuncay DAĞLI yazdı/ BIRAK YIKILDIĞI YERE KADAR GİTSİN

Suat UMUTLU Yazdı / ​MİZAN / DİKKAT!: SİYAH BEYAZ HAKİKAT 2

“KİTAPLARA VE DÜŞÜNCEYE YÖNELİK ŞİDDET KABUL EDİLEMEZ”

İfral TURGUT Yazdı / BİLGELERİN SOHBETİ: “VİCDANI DİRİ TUTMAK”

Oktay EROL yazdı/ 10 OCAK ARDINDAN…

DİVAN MUSİKİ DERNEĞİ YENİ YILA MUHTEŞEM KONSERLE BAŞLADI

ADANA YIL 1955

İfral TURGUT Yazdı /ŞÖVALYELİK RUHU

Nazım ALPMAN Yazdı/ KADIKÖYLÜ NÂZIM!

Adnan GÜMÜŞ Yazdı/ YÖK VEYA MESEM: KÖTÜLÜĞE RIZA ÜRETİMİ NASIL SAĞLANIYOR?

Ergül HALİSÇELİK Yazdı / TÜRKİYE EKONOMİSİ ALARM VERİYOR: SAVAŞ YAŞAYAN ÜLKELERLE AYNI SEFALET LİGİNDEYİZ,,,

KIVANÇ: ÜRETMENİN ARTIK TEK BAŞINA YETERLİ OLMADIĞI BİR DÖNEMDEYİZ

VALİ KÖŞGER ADANALILARLA VEDALAŞTI

TGC BAŞKANI VAHAP MUNYAR İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ’NE KONUK OLDU

EVDE SAĞLIK EKİBİNE TAKDİR BELGESİ