BİR DEVLET AKLININ YOK EDİLMESİ

DPT siyasi iktidarların günlük çıkarlarının üstünde düşünür, “20 yıl sonra ülke nerede olur,” düşüncesini esas alırdı.

Devlet Planlama Teşkilatı, Cumhuriyet’in kalkınmacı aklını temsil eden en önemli kurumlarımızdan biriydi. 30 Eylül 1960’ta kuruldu. “Piyasa kendi hâline bırakılırsa kalkınma olmaz; devlet yön vermeli,” fikrinden doğmuştu. Kapatılması Türkiye’nin devlet anlayışının dönüşümü oldu. 

Temel görevlerinin başında “Beş Yıllık Kalkınma Planları” yapmak vardı. Bu planlar, sanayide hangi sektörler öncelikli olacak, tarım nasıl desteklenecek, eğitim, sağlık, ulaşım nereye evrilecek, bölgesel eşitsizlikler nasıl azaltılacak, gibi uzun vadeli sorulara cevap aramaktı. DPT siyasi iktidarların günlük çıkarlarının üstünde düşünür, “20 yıl sonra ülke nerede olur,” düşüncesini esas alırdı. Devlet yatırımlarının Koordinasyonu ve kamu kaynakları nereye aktarılacak, gibi konularda merkezi akıl rolünü üstlenirdi.

Ekonomik ve sosyal analizler yaparak, göç, kentleşme, işsizlik, eğitim seviyesi, gelir dağılımı, gibi konularda hükumetlere yol gösterirdi.     

DPT, popülist projelere hep mesafeliydi. Kısa vadeli siyaset yapan iktidarlar için ciddi bir engeldi. Yanlışlara, “Hayır,”diyebilen bir kurumdu. 2011’de kapatıldı, yetkileri, Cumhurbaşkanlığı’na bağlı ofislere devredildi. Yani planlama, kurumsal akıldan çıkarılıp siyasetin emrine verildi. Artık her konuda tek adam karar verebilirdi. 

Böylece, Türkiye kalkınma planlarından vazgeçti. Uzun vadeli aklı zayıfladı. Kurumsal hafıza yok oldu. Kamu yatırımları siyasi tercihlere bırakıldı. Oysadevlet, günü kurtarmak için değil; geleceği kurmak için düşünmeliydi. Kapatılması, bir kurumun değil, bir zihniyetin tasfiyesi oldu. Yeni zihniyet yol, köprü gibi hemen görülebilecek bir şeyler yapmak istiyordu.

DPT  kadroları özellikle “uzman” statüsündeydi. Bunlar mutlaka iktisat maliye, kamu yönetimi, sosyoloji, istatistik, endüstri mühendisliği, şehir ve bölge planlama gibi alanlardan en iyi öğrenciler arasından seçilirdi. Sınavlarda akademik kapasiteye ve düşünme yeteneğine bakılırdı.

Mülakat, CV sohbeti şeklinde değildiSiyasi referans kontrolü hiç değildi. Adaydan, ekonomik bir olayı bağlamına oturtmasısosyal sonuçlarını tartışmasıalternatif politika önermesi beklenirdi. Yanlış cevap değil, yüzeysel cevap elenme sebebiydi. Asıl eleme sonradan başlardı. DPT’ye giren biri önce uzman yardımcısı olurduYıllarca rapor yazar ve kıdemli uzmanlarca didik didik edilirdi. Bir rapor, defalarca geri döner, “Bu varsayımı neye dayandırdın, bu önerinin yan etkisi ne,” gibi sorulara cevap vermek zorundaydı. Yani önce ve mutlaka liyakat.   

Başarılı olanlar, ABDİngiltere, Fransa gibi ülkelere yüksek lisans ve doktorayapmaya gönderilirdi. Ama önemli bir şart vardı. “Geri döneceksin ve devlete hizmet edeceksin.” Bu, beyin göçü değil, beyin ithali idi. Uzman olmanın son aşaması, Ciddi akademik bir tezi   Kurumsal Jüri önünde savunmaktı. Yani hayvanat bahçesi müdürünü TUBİTAK’a, ya da ortaokul mezunu güreşçiyi Vakıflar Bankası yönetim kuruluna atamak gibi değildi

DPT, Türkiye bürokrasisinin zirvesiydi. Hazine ve Dışişleriyle, yıllarca, “Devletin Beyni” olarak anıldı. DPT uzmanları, bakanlara yön verir ama kamera önüne çıkmaz, siyasetçi gibi konuşmazdı. Sessiz ama etkiliydiler.

DPT kapatılırken, “Verimsizdi,” denmedi, “Uyumsuzdu,” dendi.  DPT’nin kapatılması bir “verimlilik” kaygısı değil, devletin fethi meselesiydi. İktidarla bilim uyuşamamıştı.

NE DERSİNİZ, YAZIK OLMAMIŞ MI? KAYBETTİKLERİMİZ SADECE,

  • FABRİKALAR, LİMANLAR, RAFİNERİLER, 18 ADA FALAN DEĞİLMİŞ MEĞER.

 

 

 


İfral TURGUT

26.01.2026 18:03:00

YAZARLAR


İbrahim Ortaş Yazdı / DOĞANIN BEYAZ ÖRTÜSÜ KARIN GÜZEL YÜZÜ VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK AÇISINDA EKOLOJİK ÖNEMİ

LAHANA MODELİ GİYİNİN, HAREKETSİZ KALMAYIN...

Oktay EROL Yazdı/ 200’NCÜ GÜNDE YAĞMUR ALTINDA…

TÜRKİYE’NİN ARAÇ ARIZA HARİTASI

Nurettin ÇELMEOĞLU Yazdı/ KIYL-Ü-KAL ÇIKTI MEYDANA BAŞKANINDAN OLDU ADANA

BAZEN BİLMEYİZ NEREYE GİTTİĞİMİZİ

Şahin ESENDEMİR Yazdı/ ADANALILIK RUHU NASIL KABUK DEĞİŞTİRMİŞ?

200. GÜNÜNDE ZEYDAN KARALAR’A ÖZGÜRLÜK İSTEDİLER

İfral TURGUT Yazdı / THE SOUND OF SİLENCE (Sessizliğin Sesi)

Düzgün COŞKUN Yazdı/ AVUKAT ÇETİN: "BÖYLE BİR KARARDAN HABERİM YOK"

ADANA’DA GIDA DENETİM SONUÇLARI AÇIKLANDI

AK PARTİ’DEN ADANA ‘DA İL DANIŞMA MECLİSİ TOPLANTISI

GÖNÜLLERİ ISITAN KONSER

Aydın SİHAY Yazdı / MUTLU EV

Ç.Ü’DE PİYANO FESTİVALİ VE YARIŞMASI

ÇGC PROJESİNE AB DESTEĞİ

SONER ÇETİN’DEN AÇIKLAMA VAR