BİR DİKTATÖRDEN KAÇIP, BAŞKA BİR DİKTATÖRE SIĞINMAK…
Celal Şengör’ün yazdığı bir kitap: “Dahi Diktatör.” Atatürk’ün her istediğini yaptırması açısından bir diktatör sayılabileceğini ama bu diktatörlüğünün içinde bilimin, aklın, dehanın da barındığını, hiçbir istediğini, “Ben böyle istiyorum,” diyerek yaptırmadığını, her şeyi müzakereler sonucu, karşı tarafı ikna ederek yaptırdığını anlatıyor.
Celal Şengör’ün yazdığı bir kitap: “Dahi Diktatör.” Atatürk’ün her istediğini yaptırması açısından bir diktatör sayılabileceğini ama bu diktatörlüğünün içinde bilimin, aklın, dehanın da barındığını, hiçbir istediğini, “Ben böyle istiyorum,” diyerek yaptırmadığını, her şeyi müzakereler sonucu, karşı tarafı ikna ederek yaptırdığını anlatıyor.
Başlıkta adı geçen iki diktatörden biri Hitler, diğeri ise Atatürk. Hitler kaçılan diktatör, Atatürk sığınılan diktatör. Almanya’da faşizmin, Türkiye’de Cumhuriyetin yükseldiği yıllar.
Hitler her konuşanı, her bilim adamını, kendisine aykırı söz söyleyen herkesi tutuklayıp toplama kamplarına gönderiyor. Türkiye’de ise üniversite reformu yapılıyor. Doğru dürüst bilim adamımız yok. Almanya’nın en önemli profesörleri, bilim adamları Nazi zulmünden kaçmak için çareler arıyor. İsviçre’de Philip Schwartz, “Yurt Dışındaki Alman Bilim Adamları Yardım Cemiyeti“ adlı bir organizasyon kurmuş. Atatürk'ün böyle bir arayışta olduğunu öğrenince Paşa ile görüşüyor ve “Kimleri istiyorsunuz,” diye soruyor. Atatürk de, "Alanında en iyileri,” diye cevap veriyor.
Bir süre sonra Schwartz bir liste ile geliyor. Atatürk listeyi inceleyince, diş hekimliğinde mesleğinin en iyisi ve birinci sırada olan Prof. Alfred Kantorowicz'in adının üstü çizildiğini görüyor. Atatürk sebebini sorunca ,"Efendim, kendisi sosyal demokrat olduğundan Lichtenburg Toplama kampında. Reich hükümeti bu adamı bize teslim etmez, bu yüzden listenin ikinci sırasındaki arkadaşı size öneriyorum," cevabını alıyor. Atatürk, “Siz onun bana bırakın,” diyor ve Almanya’ya Kontorowicz’i resmen istiyor.
Aradan iki ay geçmesine rağmen Almanya’dan bir haber gelmeyince, Atatürk, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras'tan Reich hükümetine bir nota çekilmesini istiyor. Nota şöyle, "İki ay mektubumuza cevap verilmemesi Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne kasıtlı bir hakaret midir? 48 saat içinde Kantorowicz kamptan çıkarılıp Türkiye’ye yollanmalıdır.”
Hücresinde ölümü bekleyen 39 yaşındaki Kantorowicz, serbest bırakılıyor eşi ve dört çocuğuyla, İstanbul'a geliyor ve Türkiye'de diş hekimliğinin kurucusu oluyor.
O sırada, İran şahının bir diş sorunu var. Atatürk, Şah'a, "Majeste, dünyanın en iyi diş hekimi bizim memleketimizde, arzu ederseniz sizi misafir etmekten memnuniyet duyarız," diye bir davet gönderiyor. Çok mutlu olan şah, mutlulukla Türkiye'ye geliyor.
Şah'a Dolmabahçe Sarayı'nda özel diş muayenehanesi kuruluyor ve Şah'a bir protez yapılıyor ve çağdaşlaşma yolunda hızla ilerleyen Türkiye Cumhuriyeti komşularına, "En iyiler bendedir," mesajını da veriyor.
Konu elbette sadece diş hekimliği değildir. Alman diktatörün zulmüyle, Türkiye’de üniversite reformunun ayni zamana denk gelmesi de bir tesadüftür. Ama bu tesadüfleri akılla yorumlayıp, akıllıca kullanarak, Üniversite reformunu Alman üniversitelerinin en seçkin ve yetkin profesörlerine yaptırmak da bir dehanın eseridir.
KİM BİLİR, ALMAN DİTATÖR BELKİ DE,” GİDERLERSE GİTSİNLER,” DEMİŞTİR.
- AMA DAHİ DİKTATÖR BU SAYEDE YİRMİ YILLIK BİR REFORMU BİR YILDA GERÇEKLEŞTİRMİŞTİR.
İfral TURGUT
25.03.2026 13:20:00
-
1
ADANA’DA SU KRİZİNİN EŞİĞİNDE TÜRKİYE VE DÜNYA PANELİ
-
2
Oktay EROL Yadı/ PORTAKAL ÇİÇEĞİ KARNAVAL MI, ŞÖLEN Mİ, YA DA…
-
3
Hilal ULUDAĞ Yazdı/ ADANA’NIN KURALSIZ PARALEL CADDELERİ
-
4
KASAPLAR ODASINDAN BİRBİÇER AÇIKLAMASI
-
5
MİMAR KEMAL İLKOKULU ÖĞRENCİLERİNDEN FİDAN SEFERBERLİĞİNE DEV ÇIKARMA
-
6
TABİP ODASI’NDA 18 NİSAN’DA SEÇİM VAR
-
7
UEFA DEMİRSPOR’UN 6 PUANINI DAHA SİLDİ
-
8
TBMM GENEL KURULU TOPLANDI
-
9
ADANA “ALTIN ŞEHİRLER” SIRALAMASINDA 5.
-
10
"YENİ 75. YIL SANAT GALERİSİ'Nİ ÖZLEMLE BEKLİYORUZ"
-
11
HEPATİT SİNSİ İLERLEYEBİLİYOR!
-
12
Düzgün COŞKUN Yazdı/ PARKLAR PATİKA YOL DEĞİL AMA!

