Önce bir tespit: 1923’te Türkiye toplumunun %90 civarı kırsalda yaşıyordu. 1950: %25’i kentte; %75’i kırsalda. 2010: %75’i kentte; %25’i kırsalda. İki kuşak zarfında, kent ağırlıklı bir toplumsal yaşantı. En hızlı değişim 1970-1990 arasında. Ve 2021, köy nüfusu % 7 dir.
Böylece taşra, merkezi istila ederek ele geçirmiş, kent yoksulu kitle, kendi değerlerini kent yaşamına ve siyasete hakim kılmıştır. Bu nedenle bugüne kadar yerleşim yeri veya sınıfsal kökenin seçmen davranışını açıklamakta etkili bir rol oynadığını gösteren bir kanıt yok.
Emeğini satarak geçinen biri, “ben işçiyim” demeye utanır. Özel sektörde beyaz yakalı çalışan birine sorarsanız “memurum” der. Onun için Türkiye’de siyasetin toplumsal tabanı, büyük ölçüde kültürel ve kimlik farklarından kaynaklanan çatışmalı fay hatlarından besleniyor.
Bu çatışmalardan biri de Sünni-Alevi ayrıklığıdır. 1500 lerde Osmanlı-Safevi çatışmasında başlamış, Yeniçeri Ocağının kaldırılmasıyla şiddetlenmiş, Cumhuriyet döneminde Çorum, Sivas, Kahramanmaraş katliamlarıyla zirve yapmıştır.
Peki bu günlere nasıl geldik?

Bedir ve Uhud Savaşlarında ölen insan sayısı 200. Sıffin ve Cemel Vakasında ölenlerin sayısı ise 83.000. Sıffin ce Cemel’den sonra islam dünyası tam bir şok ve travma yaşadı. Ayrılık Kerbela olayı ile zirve yaptı ve bu günlere kadar geldi. (Kaynak: Prof. Dr. Mustafa ÖZTÜRK)
Ulema, bu travmayı atlatabilmek için "DEVLE Kuramı”nı ortaya attı: "İktidarı ele geçiren ve elinde tutmayı başaran bireyler veya hanedanlar; Tanrı’nın lütfuna erişmiş, dolayısıyla ahlaki olarak desteklenmeye layık kişilerdir. Zalimce davransa bile onların yönetimine yine de katlanılmalıdır."
İktidarda kalabilmek için AKP de bu kurama bel bağlamış durumda. Bana göre bu kuram bu gün tarikatlarca kabul ediliyor. İktidar tarafından iyi beslendiklerinden AKP ye tam destek veriyorlar.
Bu çatışma bugünde sürüyor. Pakistan’da, İran’dan gelen domatesleri “Şii malı” diye döküyorlar. Sünni kesim dünya genelinde tüm cihatçıları yığarak, maaşlarını vererek Suriye’yi Esad’a dar ettiler. Sonra da Colani gibi bir El Kaide’ciye ülkeyi teslim ettiler.
Bakmayın siz afra tafra yaptıklarına. ABD ve İsrail’in karşısında hazırolda duruyorlar. Tom Barrack Osmanlı Millet Sistemini öneriyor gibi yaptı ama aslında talimat verdi.
İslam dünyası çağın gerisinde kalmış ve cehalete teslim olmuştur. Giydiği donun bile tasarımını batılılar yapıyor ama bizim adamlar, hak dininden gördükleri halde Hristiyan ve Musevileri kıskanıyor, cennete almıyor. Sanki cennette şarap ve hurilerin kullanım hakkı kendilerinde.
Çağrı: Yüz yıl öncesinin Osmanlı Millet Sistemine dönerek bu topluma kıymayın efendiler!
24 Ocak 2026.
Mahmut TEBERİK
m.teberik@gmail.com