Ülkemizin yetiştirdiği büyük müzisyenler arasında ön sıralarda yer alan orkestra şefi Cem Mansur, klasik müzik sevgisini yaygınlaştırmak için yıllardır özel çaba harcayan bir sanatçıdır. Konserlerinden yarım saat önce sahneye çıkarak “bu gece çalacağımız besteler” diye başlayarak konser sırasında icra edecekleri parçaları, bestecilerini, hangi koşullarda bestelediklerini, o yılların özelliklerini, sanatçının ruh haline kadar geniş yelpazeli bir sunum yapar.
Klasik müzik konserlerine gitmek için çok üst düzey bir kültürel birikim gerekmediğini düşünür. Pek çok kişinin “ben klasik müzikten anlamam” diyerek senfoni orkestralarının konserlerinden uzak durmalarına karşı itirazı vardır:
-Benim bu “anlamak” ile ilgili meselem var. Klasik müzik konserini dinleyip bundan hoşlanmışsa tamamdır. Nefesliler şöyleydi, yaylılar acaba böyle mi çalsaydı diyecek halleri yok. O konular biz profesyonellerin işi.
Cem Mansur dünyanın pek çok büyük orkestralarını yönetmiş bir şef… Uzun yıllar Akbank Oda Orkestrası ile temalı konserler yaptı. Mesela Çekoslovak bestecilerin eserlerinden oluşan konserin adı “Çek Sanat Mafyası” idi! Bir başka konserini Bakırköy Akıl Hastanesinde tedavi gören hastalara vermişti. Şimdi Gedik Senfoni Orkestrasının kurucusu ve şefi. Süreyya Operasında düzenli olarak dinleyicilerinin karşısına çıkıyor. Yeni orkestrasını anlatmasını istedim, o da şunları söyledi:
-Gedik Filarmoni Orkestrası aslında çok ‘butik’ diyebileceğimiz bir proje. Gedik Sanat çerçevesinde, Gedik Üniversitesi ve Vakfının farklı etkinliklerinden biri. Özellikle pandemi döneminde ortaya çıkan ama sonrasında devam eden piyano festivali başta olmak üzere birçok etkinlik var. Orkestra konserleri, değişik kurumlarda veya serbest çalışan, çok üst düzeyde profesyonel müzisyenin bir araya gelmesiyle oluşuyor. 6 konserlik bir dizi, ama yaklaşımımızın temelinde, bir orkestra veya konser salonunun bir müze değil, yaşayan bir organizma olduğu düşüncesi var. Son üç sezonda her konserde bir Türk bestecisinin yeni bir eseri, bir 20nci yüzyıl klasiği bir de klasiklerden bir eser yer alıyor. Konser öncesi sohbetlerimle birlikte bunun, başka bir kurumda bulunmayan bir deneyim olduğunu düşünüyorum
-Sen çok fazla şapkası olan bir şefsin. Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası da var senin başında olduğun. Bu yıl için TUGFO ile neler yapacaksın?
-Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası kısaca TUGFO ile 19ncu yılımızda, seçme başvurularını kabul etme safhasındayız. Geçen yıl 550 olan başvuru sayısının daha da artacağını düşünüyorum. 10 Ağustos’ta, ana destekçimiz Sabancı Vakfı’nın misafiri olarak Sabancı Üniversitesi’nde kampımız başlıyor. Yoğun bir hazırlık ve Türkiye’de bir dizi konserden sonra her yıl olduğu gibi Avrupa’nın önde gelen festival ve salonlarında konserlerimiz olacak. Her konser heyecan verici bir deneyim, ama bu yıl Hamburg’un muhteşem Elbphilharmonie salonunda ve beşinci defa Prag’da olmak, sabırsızlıkla beklediklerimiz arasında. Repertuarımızda Britten, Grieg, Beethoven gibi müzik tarihinin devlerine ek olarak genç besteci Cem Esen de var.
-Kütüphanen hangi evinde? Daha doğrusu hangi ülkede hangi şehirde yaşıyorsun?
-Istanbul ve Londra arasında yaşıyoruz, tabii ki arada farklı yerlerde de zaman geçiriyorum. Akbank Oda Orkestrası yıllarımda müzik kütüphanemi ağırlıklı olarak İstanbul’a geri getirdim. Son yıllarda nota ve bilgiye erişim internet yoluyla çok kolaylaştığı için istediğime ulaşmak, nerede olursam olayım daha kolay.
-2025 yılında Cem Mansur’u sevenleri nerelerde görüp izleyebilecekler?
-Gedik Filarmoni’nin bu hafta 27 Şubat Perşembe günü Süreyya Operası’nda konseri var. Yaz aylarında da Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası ile de birçok şehirde olacağız.
Cem Mansur’un yıllara yayılan, büyük bestecilerin izinden onlarla birlikte yürüdüğü uzun yolu devam ediyor.