Çıkılmamış
dağlar gibidir
hayat.
İnsan kendini
hep zirvede sanır.
Dünya döner,
mevsimler geçer,
günler elbet biter.
Yaşamasını bilmezsen
gençlik çağında
içilmemiş meyler
kalır elinde.
Herkese nasip olmaz
aşk.
Nerede çıkacağı
belli olmaz karşına.
Sevmesini bilmez,
gülmesini görmez,
girmesini bilmezsen
kalbe;
verilmemiş güller
kalır elinde.
Gerçek dostluk
bakidir
kıymet bilene.
Selam olsun
“Benim sadık yârim
kara topraktır”
diyene.
İz bırakmasını
bilmezsen
sevgili yüreğine,
gazel olmuş bağlar
kalır elinde.
Ana, baba,
bacı, kardeş,
eş, dost
bir de arkadaş...
Evladın da varsa
sana sırdaş.
Kışın bahar,
baharın yaz olur.
Erimişse dağında karın,
kopmuşsa dünyayla
gönül bağın,
akmıyorsa nehrin, çayın;
ağacın kurur,
dalı kalır elinde.
Nasihat sanma
sözlerimi;
yaşayan bilir
uykusuz geceleri.
Unutur, hatırlamazsan
sevenlerini;
yalnızlık
yoldaşın olur.
Özlersin gidenleri.
Akmayan yaşlar
kalır gözlerinde.
Her şeyin
bir zamanı vardır.
Gençliğin kıymetini
bilmek gerek.
Çalışmak kadar
gezmesini, eğlenmesini de
bilmek gerek.
Son vagonu bekleme.
Güzeller içinden
güzeli sevmek..
Sevgiliye hoş sözler
etmek gerek.
Sonra pişman olursun;
suskun diller
kalır elinde.
6.3.2026 — Tuncay Dağlı