Sevgili hocam,
Öncelikle Nobel ödülüne layık görülmeniz nedeniyle kutluyor, başarılarınızın daim olmasını diliyorum.
“Ulusların Düşüşü” ve “Dar Karidor” adlı kitaplarınızı okudum, bilgilendim ve büyük keyif aldım.
Bu kitaplarınızda ulus devletlerin gelişiminde iç dinamiklerin önemini net bir dille anlatıyorsunuz. Fakat dış dinamiklerden, bir iki cümle dışında neredeyse hiç söz etmiyorsunuz.
Sevgili hocam, size İran’ı örnek vermek istiyorum.
En başta ve en önemlisi, İran’ın iç dinamikler bağlamında eksikliğini, zayıflığının altını çiziyorum. Ancak;
MS 700 lü yıllarda Araplar, MS 1000 li yıllarda Türkler,
MS 1200 lü yıllarda Moğollar, MS 1900 lerin başında Rusya ve İngiltere’nin müdahalesiyle Persler gün yüzü görmemişlerdir.
ABD uşakları Şahlar yüzünden ülke bir türlü toparlanamamış, 1979 da ise şeriatın ŞİA kolu tarafından raptı zapt altına alınmış ve karanlık bir döneme girmiştir.
Emperyalist batının Ortadoğu’da çizdiği yapay sınırlar yüzünden bu coğrafya tam yüzyıl kaosa sürüklenmiş, şimdide BOP (Büyük Orta Doğu Projesi)yle yeniden bölüşülmektedir.
Geçtiğimiz yüzyıl boyunca sizin ikinci vatanınızı yönetenlerin bu coğrafyada ve dünyada, açıktan CİA darbeleri dahil, hangi dümenleri çevirdiğini dünya tarihi yazmaktadır.
Ve son örnek: Yaşadığınız ülkenin; Meksika ve Kanada’yı eyalet yapma ve Ortadoğu’daki uydusu İsrail’le birlikte Gazze’yi boşaltma düşüncesi dış müdahale değilse nedir?
Naçizane önerim: Kitaplarınıza ulus devletlerin gelişiminde 1. Dış güçlerin doğrudan, 2. Emperyalizm ve yerli işbirlikçilerinin ortaklaşa müdahalelerini de eklemenizdir.
Selam ve saygılarımla,
Mahmut TEBERİK
Endüstri Mühendisi