375 Sayılı KHK mecliste kabul edildi, Resmi Gazetede yayımlandı ve Diyanet Akademisi kuruldu. Belki, çoğumuz duymadı bile. Belki, bir çoğumuz duydu ama unuttu. Muhtemelen çoğumuzun umurunda bile değil. Ama biz bir kere daha hatırlayalım. Lütfen, her maddeyi dikkatle yorumlayalım ve arka plandaki amaçları anlamaya çalışalım. Apaçık bir imha planı. Lütfen araştırınız, dünyada bu kadar ayrıcalıklı bir eğitim kurumu daha var mı? Yönetim şemasını gözünüzün önüne getirmeye çalışın. Bugünün problemleri içinde boğulurken, acaba yarının gündemlerini hep mi unutuyoruz?
Kararnamede neler var?
- Akademide okuyanlar askerlikten muaf. Büyük ayrıcalık (!) ama aklınıza Kurtuluş Savaşı falan da gelmeli.
- Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğünce yürütülen bazı faaliyetler, bundan sonra Diyanet Akademisi bünyesinde yapılacak.
- Diyanet Akademisi doğrudan Başkana bağlı olacak. Din Hizmetleri Sınıfına ait kadrolarına atanacakların mesleki eğitimi ve hizmet içi eğitimlerini başkan yönetecek.
- Başkanlığın görev alanıyla ilgili araştırma, yayın, konferans, panel, seminer, sempozyum ve benzeri dini, ilmi, sosyal, kültürel etkinlikler, kurs ve sertifika programları, başkanın görevlendirdiği kişiler yapacak.
- Akademi, Milli Eğitim Bakanlığı, YÖK, üniversiteler, lisans düzeyinde dini eğitim veren yüksek öğretim kurumları ve müftülükler ile “görevin gerektirdiği” diğer ulusal ve uluslararası kurum, kuruluş ve kurullarla işbirliği ve ortak çalışma yapabilecek.
- Akademi ilk ve ortaokullarda da aktif faaliyet yürütebilecek, mesleki ve bilimsel ilişkiler kurabilecek, araştırmalarda bulunabilecek, eğitim programları uygulayabilecek, danışma kurulları ve komisyonlar oluşturabilecek.
- Diyanet Akademisi personeli ve aday eğitmenlerin aylık ve ek ders ücreti karşılığında okutacakları ve okutmuş sayılacakları (Lütfen dikkat; okutmaları şart değil.) haftalık ders saati sayısını CUMHURBAŞKANI BELİRLEYECEK. Zaten bir bu kalmıştı.
- Diyanet Akademisi Başkanı’na, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısının maaşı kadar ödeme yapılacak.
ÖYLEYSE TEVHİD-İ TEDRİSAT ????
Türkiye Büyük Millet Meclisi, 3 Mart 1924 tarihinde Tevhid-i Tedrisat Kanunu (Eğitim Birliği) kabul ederek çağdaşlaşmanın, laikliğin ve bilimsel eğitimin önünü açmıştı.
Kanun neler getirmişti? Kısaca:
- Yobazlığın ve gericiliğin eğitim ve üretim merkezleri Tekke ve Zaviyeler kapatıldı.
- Latin harflerin okutulmasına başlandı, eğitim sistemi güncellenerek, Batılı ülkeler ile eşit seviyeye getirildi.
- Tüm eğitim, öğretim kurumları Milli Eğitim Bakanlığına bağlanarak, denetimi sağlandı.
- Çağ dışı eğitim sistemleri yerine yenilikçi ve eşitlikçi bir eğitim sistemi getirildi.
- Öğrencilerin batıl inançlardan uzak, bilimin ışığında bir eğitim almaları sağlandı.
- Medreseler kapatılarak yerine İlahiyat Fakülteleri açıldı.
Şimdi anlıyoruz herhalde anaokullarına, ilköğretim okullarına, liselere neden ve mollalar nasıl gönderiliyor. Yasal olmayan hiçbir şey yok: her şey kılıfına uygun. Bunların hepsi gözümüzün önünde gerçekleşti ve biz soğuk suda haşlanan kurbağa gibi seyrettik.
Milli Eğitim Bakanı gözleri şimşek çakarak, “Daha çok protokoller imzalayacağız,” diyor. Eğitimi zaten çökerttiler. Artık çekinecek bir şeyleri de kalmadı.
Henüz çocukken, okuma yazma öğrenmeden, öğrendiğimiz bir arasözü vardı: “Su uyur, düşman uyumaz.
BARİ BİZ DE UYUMAYALIM.
- UYANIK OLUP, GÖREVLERİMİZİ DÜŞÜNELİM.