DOĞAL VE SOSYAL AFET TANIMI, SİYASETİ, AHLAKI, FELSEFESİ NEDİR?

Erzincan, Erzurum, Muş, Van, Adana, Adapazarı, Düzce, Elâzığ, Malatya, Maraş, Hatay, İzmir, İstanbul… depremlerin hepimiz doğrudan dolaylı tanığıyız, kimimiz en odağında kimimiz biraz daha uzaktan yaşadık yaşıyoruz.

Bugün 6 Şubat. Koca üç deprem Pazarcık, Hatay, Elbistan ve geçen üç yıl.

Erzincan, Erzurum, Muş, Van, Adana, Adapazarı, Düzce, Elâzığ, Malatya, Maraş, Hatay, İzmir, İstanbul… depremlerin hepimiz doğrudan dolaylı tanığıyız, kimimiz en odağında kimimiz biraz daha uzaktan yaşadık yaşıyoruz.

Ben de bireysel olarak çeşitli depremler yaşadım ama 2023’te yaşadıklarım öncekilerden çok farklı idi.

2023 depremleri depremin şiddeti veya jeolojik bakımından değil ama başka pek çok bakımdan farklı bir afet oldu. Bugünkü sorum, 2023 depremlerinin öncekilerden farkının ne olduğudur. 

Bir mahkeme kararı: Afetin adaleti, ahlakı, yönetimi, siyaseti sorunu

2023 depremlerinde gündeme gelen olaylardan biri Adıyaman’da aralarında KKTC’li öğrenciler ve tur rehberlerinin de bulunduğu 72 kişinin yaşamını yitirdiği Grand İsias Otelinin yıkılması ve davaya ilgi oldu. Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesi, tam da bu hafta kamu görevlisi sanıkların eylemlerinin neden ‘olası kast’ değil de ‘bilinçli taksir’ kapsamında değerlendirildiğine yönelik gerekçeli kararını açıklamış. Gerekçeli kararda; Adıyaman’ın deprem risk haritasının zamanla az riskli bölgeden yüksek riskli bölgeye değiştiğine, 6 Şubat’taki 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerin şiddetine ve bu büyüklükte bir depremin yakın tarihte yaşanmamış olmasına, sanıkların çoğunun Adıyaman’da ikamet etmesine ve ruhsat ile yapı kullanım izni tarihleriyle deprem tarihi arasındaki süreye dikkat edildiği, bu gerekçelerle kamu görevi bakımından sanıkların ‘olası kast’ değil de ‘bilinçli taksir’ kapsamında yargılandığı/cezalandırıldığı ifade edilmiş.

Mahkeme, açıkça olmasa da, 2023 depremi sonrası yıkımları doğal bir afet olarak tanımlamış bulunuyor. Bu da tüm siyaset, ahlak, adalet ölçütlerini, değerlendirme biçimlerini değiştiriyor.

Peki, yaşanan afet doğal afet miydi sosyal siyasi bir afet miydi?

2023 afeti öncekilerden çok farklıydı: Aradaki fark sosyal siyasi farktı

Mahkemenin “öngörülemezdi” gerekçesini ben de bir türlü öngöremiyorum.

Depremleri öngörebiliyordum da deprem sonrası o gün bugündür yaşananların, yapılanların pek çoğunu öngöremedim, ancak hepimiz öngöremediğimiz çok şey gördük, görmeye de devam ediyoruz.

Mahkemenin kararında da öngöremediklerimiz var, maalesef öngördüklerimiz de hukuka, adalete yönelik çok soru oluşturuyor.

2023 depremlerinde depremlerin şiddeti değil ama depremde yaşanacaklara yapılacaklara dair öngöremediğimiz çok şey oldu, öngöremediğimiz çok şey yapıldı yaşandı. Depremde birincil roldeki AFAD işi organize edemedi, doğrudan arama kurtarma güvenlik rolü olacak asker bile alana sokulmamaya çalışıldı. Kızılay çadır satmaya kalktı. On binlerce insan günlerce AFAD ekibi bekledi, yaralısına cenazesine ulaşmak için adam aradı, tanıdık aradı, desteği olabilecek kurum kuruluş aradı, ulaşmakta zorlandı. Cenazesini işçi tutup çıkaranlar oldu. Yıkılan marketlerden sadece bisküvi su alınmadı, kasaları bile çalındı. Yardımların bir kısmı adreslere ulaşmadı, iline köyüne kasabasına göre farklı muameleler oldu, olmaya devam ediyor.

Benim dünyamda, çoğumuzun dünyasında, 2023 depremleri önceki tüm depremlerden farklı şeyleri, öngöremediğimiz çok şeyi, bir kısmını tahmin ettiğimiz ama ihtimal vermemeye çalıştığımız, kendimize ve insanlığa yakıştırmadığımız pek çok şeyi açığa çıkardı, yüzümüze vurdu.

Ancak depremin vektör etkisi ile açığa çıkardıklarının çoğu şey, enkaza yetişmekten, okulların kapatılmasından rezerv alanlarına kadar doğal afete değil sosyal afetlere dairdi. 2023 depremlerinde çok şiddetli depremler de oldu, bu açık, ancak öncekilerden en önemli fark olarak esas kırılmalar sosyal, siyasi, ahlaki yanlara dairdi.

Afetin tanımı ve iki ana türü: Doğal afet ve sosyal afet

Depremlerde insanlık bakımdan ana sorun insana ilişmesi ve insanlık bakımından yaşananlar, insanlık bakımından açığa çıkardıklarıdır. Depremin açığa çıkardığı her zaman afet değildir, afetlerin de hepsi doğal afetler değildir, bu ayrımların yapılabilmesi kritik önemdedir.

Depremin bir kısmı doğal afet bir kısmı sosyal afet sayılır.

Yaşanan insani yıkımlar, öngörülemez ve öngörülse bile bilim akıl teknoloji organizasyon ile; tasarısını, planını, işini, gücünü iyi yapmakla önlenemeyecek durumda ise bunlar doğal afetlerdir. Burada dikkat edilmesi gereken doğal depremlerin veya çok yağmur yağmasının sonucu binalar yıkılmıyor, bu şiddette deprem olacağı veya bu kadar yağmur yağacağı kestirilebildiği halde, farklı bir yerleşim ve yapı mimarisi ile yıkılmayacak barınaklar yapılabildiği halde, bunlar yapılmıyor ve depremde, yağmurda evler kayıyor, yıkılıyorsa bunlar doğal afetler değil, sosyal afetlerdir.

Doğal afetlerin sebebi insanlığın geldiği bilgi teknoloji ve iktisadi olanaklarla önleyemeyeceği afetlerdir, bunları bile öngörebilir ama ne yaparsa yapsın tedbir alamayacağı sonuçları ise bu felaketler doğal afetlerdir.

Mevcut bilgi teknoloji ekonomi olanakları içinde önlenebilecek yıkımlar zararlar bunlar yapılmadığından oluyorsa bu felaketler doğal değil sosyal afetlerdir.

Sosyal afette deprem ana sebep değil sebepleri, vektörleri açığa vuruyor

Doğal afetler de var, insanlık dört buzul evresi yaşadı. Ancak insani sosyal kayıplar insani toplumsal eksiklerden, hatalardan, kasıtlardan kaynaklanıyorsa işin sosyal siyasi ahlaki yanı öne çıkıyor, felaket insani, sosyal, siyasi, ahlaki bir afete varıyor. Pandemi, sel, deprem böyle durumlarda ana sebep, hatta vektör bile değil, ancak ana sebepleri ve vektörleri açığa vurucu, açığa çıkarıcı bir rolde bulunuyor.

Sosyal afetlerde ana sebep: Afet siyaseti, yönetimi, ahlakı

2023 depremleri, deprem jeolojisi bakımından da çok önemli olmakla birlikte, daha önceki depremlerden çok farklı olarak insanlığa, topluma, siyasete, ahlaka dair yaşananlar ile doğal yanından çok daha fazlasını, sosyal, siyasi, ahlaki yanını öne çıkardı.

Öteki ile birlikte yaşamak, hem doğa ve diğer canlılarla, hem de diğer insanlarla birlikte yaşamak, insanın ontik özelliği, insanın sosyal bir varlık olduğu açık. İnsan aynı zamanda akıllı bir varlık. İnsanın akıllı bir varlık ve sosyal bir varlık olması onun, Aristoteles’ten bu yana ifadesini bulduğu şekilde, “siyasi/politik zoon/canlı” olduğudur.

Siyaset; bir anlamı ile akıl sahibi canlıların amaç gütmesi ve gerçekleştirmesidir, daha iyisini yapma yönelim ve gücüdür. Siyaset akıl sahibi türler için zorunlu vazgeçilemez ertelenemez devredilemez bir özelliktir, öteki ile ilgili erekli örgütlü etkinlik/ eylemliliktir, öteki ile ilişkili her tür eylemimiz siyasidir, birlikte yaşam siyasettir. 

Aristoteles, Nikomakhos’a Etik’te erdemleri; düşünce/teorik erdemler ve karakter erdemleri olarak ikiye de ayırmaktadır. Erdemlerin en başında düşünce erdemleri, düşünce erdemlerinin en başında da “sophia” gelmektedir, bilgisini bilimini insanlık adına kullanmak, insanlığın iyiliği için kullanmak bilgi sevgisidir, ana felsefedir, etik olandır, böyle eylemek, böyle yönelmek ve böyle yapmak siyasettir:

“Eğer bir şeyi kendisi için amaçlıyor, diğer şeyleri de ona ulaşmak için istiyorsak ve bir şeyi bir başka şey için istemiyorsak, bu en iyi durumdur. (…) Eğer söylediğimiz doğruysa onun ne olduğunu, hangi bilim olduğunu ve nelerle ilgilendiğini ifade edebilmemiz gerekir. Bu en önemli bilgi olmalıdır. Evet, siyaset bahsettiğimiz tarzda­dır, çünkü bir ülkede hangi bilimlerin gerekli olduğunu, kimlerin neyi ne kadar öğrenmeleri gerektiğini belirleyen bilim budur. Yine askerlik, ekonomi, hitabet gibi insan­ların çok önemsedikleri bilimlerin de siyasetin alanında yer aldıkları bilinir. Öte yandan siyaset nelerin yapılması, nelerden uzak durulması gerektiğiyle ilgili yasalar hazır­lar, buradan hareketle siyasetin diğer tüm iyileri içerdiğini ve insanlar için iyi olanı bulmaya çalıştığını söyleyebili­riz. İyi olan şey, insan için de ülke için de aynı şeyse, bu durumda iyiyi ülkenin elde etmesi daha güzeldir.” (Aristoteles, Nikomakhos’a Etik,”  1094 a, b)

Türkiye’nin ve insanlığın depremlerden yayılmacılığa, yoksulluk, yoksunluğa birincil sorunu doğadan geleni, kaçınamayacakları değil, kaçınabilecekleri, başarabilecekleridir.

Bu da siyasettir, siyasi ahlaktır. 2023 depremlerinin açığa vurduğu siyasetin ahlak dışılığıdır, ahlaksızlıklarıdır. Bundan sonra daha ağırlarını yaşamak istemiyorsak doğru düzgün bilgi, bilim, eğitim, yönetim, politika, afet siyaseti ve afet ahlakı şart bulunuyor. 

 


Adnan Gümüş

7.02.2026 20:49:00

YAZARLAR


ÖZGÜR ÖZEL ZEYDAN KARALAR İÇİN ADANA’DA

Düzgün COŞKUN Yazdı/ ADANA "KAN" KAYBEDİYOR!

TGC MEDYADA ETİK İZLEME BÜLTENİ’Nİ YAYINLADI

TGC: DEPREMDE KAYBETTİĞİMİZ MESLEKTAŞLARIMIZ İLE YURTTAŞLARIMIZI SEVGİ VE SAYGIYLA ANIYORUZ

Ergül HALİSÇELİK Yazdı / KARTTAN KONUTA BORÇ KISKACI: TÜRKİYE'DE GEÇİM ARTIK KREDİLİ

VALİ YAVUZ’DAN DEPREM PAYLAŞIMI

LÜTFİ SAVAŞ’TAN ZEYDAN KARALAR PAYLAŞIMI

GÜRSEL TEKİN’DEN ZEYDAN KARALAR PAYLAŞIMI

AK PARTİLİ TAYYAR: TAHLİYE DOĞRU VE YERİNDE BİR KARAR

SİLİVRİ’DEN ÇIKTI, ADANA’YA GELDİ, DEPREM ANMA ETKİNLİĞİNE KATILDI

“TÜRKİYE, KANSERİN ERKEN TANI VE TEDAVİSİNDE GÜÇLÜ BİR NOKTAYA ULAŞTI”

Düzgün COŞKUN Yazdı/ TARİHSEL DEĞERİNE SAHİP ÇIK ADANA!

ZEYDAN KARALAR CEZAEVİNDEN ÇIKTI

Nazım ALPMAN Yazdı/ HAPİSHANELER LİGİNDE AVRUPA ŞAMPİYONU!

ADANA’DA YAŞAR KEMAL GÜNLERİ

"KASIM GÜLEK’ KÖPRÜSÜNDE YIKIM BAŞLIYOR

FATIH ERAY:  “DERTLIYIM”