EMEKLİ TEPİNİYORSA…

Hasan Ufuk Çakır, tanımayan kalmadı kanımca… CHP Mersin milletvekili olarak meclise girmiş, Genel Başkan Özgür Özel yönetimine yönelik eleştirilerle parti içindeki çıkışları nedeniyle disiplin kuruluna gönderilmişti...

Hasan Ufuk Çakır, tanımayan kalmadı kanımca… CHP Mersin milletvekili olarak meclise girmiş, Genel Başkan Özgür Özel yönetimine yönelik eleştirilerle parti içindeki çıkışları nedeniyle disiplin kuruluna gönderilmişti... Partiden atılma istemiyle karşı karşıya kalan Çakır, bu sürecin ardından partisinden istifa etmişti. CHP Sözcüsü, “hoşgörü sınırı aşıldı” diyerek kararın gerekçesini açıklamış, Çakır ise “CHP’de siyaset yapma” olanağının kalmadığını vurgulayarak, halkın AKP’ye geçmesini istediğini belirterek partiden ayrılmıştı...

Çakır, 7 Ocak’ta AKP’ye yapılan törende katılmış, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın rozet takması sırasında/ bu denli kısa sürede pek de alışık olunmayan davranışlar sergilemişti. Erdoğan’ın elinden rozetini alırken “topuk selamı” vererek kamuoyunun gündemine oturmuştu. Bu tutum hem sosyal medyada hem siyasi çevrelerde geniş yankı uyandırmakla birlikte, AKP’de katılım/ tutum hoşnutluk uyandırmıştı ki; Çakır’ın yeni dönemde partiye katkı sağlayacağının altı çizilmişti. Böylece disiplin süreciyle başlayan yolculuk, “iktidar” partisinde yeni bir sayfanın açılmasına neden olmuştu…

***

Siyasette en çok tartışılan noktalardan biri, kısa sürede parti değiştirenlerin geçmişte söylediklerini bir anda yok saymaları... Yolunun yönünü değiştiren, açık saçlarını kapatan, eleştirdiklerini savunan… Tüm bunları “ insan çiğ süt emmiştir” diyerek umursamayan olabilir; ana sütünü kaynatıp içen varmış gibi… Hasan Ufuk Çakır’ın CHP’den ayrılıp AKP’ye katılması, toplumcu gerçekçi bir bakışla sorgulandığında, kişisel duyarsızlığın ötesinde, siyaset dilinin güvenilirliği açısından da önemli bir sınavdır aslında; toplumsal Çürümenin apaçık belirtisidir!

Bir vekilin, dün tepki gösterdiği “icraatlarına” bugün katılması, halkın gözünde “sözün değeri”ni tartışmaya açtı bile... Bu durum, siyaseti/ siyasetin içtenliğini sorgulamaya sürükledi doğal olarak, birçok kişiyi. Emeklinin maaşına ilişkin küçümseyici, alaysı/ ağız bükerek ağzından çıkan sözcükler öyle yenilir/ yutulur olmamalı... Hiç kimse, “yaşamını sürdürebilmek” için emeklinin istediği aylığı bu denli çıbanlaştırmamalıydı, kendinde bu hakkı görmemeliydi!

***

“İktidar” partisinin içinde olmak böyle bir şey mi? Emekçiden, emekliden uzaklaşmak, halkın yaşamını nasıl sürdürdüğünü umursamamak, yönetilebilir üç/ beş yükleniciyi güçlendirmek midir? İşte, geçtiğimiz günlerde AKP’ye katılan Çakır’da çok zaman geçirmeden açlıkla boğuşan emeklileri gündemine aldı, “Emekli maaşı 20 bin TL deyip tepiniyorlar. Kardeşim sen İsviçre’de yaşamıyorsun” dedi. Yirmibin lira alan “geçinemiyoruz” diyerek tepiniyormuş, üstelik Türkiye’de yaşamanın bedeli de buymuş! “Utanmıyoruz” diyeni duyduk, “enflasyon altında ezdirmedik/ ezdirmeyeceğiz” yalanlarını da duyduk, “sen İsviçre’de yaşamıyorsun” diyeni hiç duymamıştık!  Buna halkın gündelik sıkıntısını “küçümseyen yaklaşım” denir! Emekliler hırsız değil, çapulcu değil, yaşamlarını sürdürebilecek/ gereksinimlerini karşılayabilecek kadar aylık istiyor, bu da ödedikleri pirimin karşılığı; o kadar!

Emeklinin geçim derdi, kira yükü, sağlık gideri, gıda harcaması her gün artarken, siyasetçinin bu çıkışı güven duygusunu/ duygudaşlığı/ insan olmanın erdemini bir çırpıda yok eden bir tutum... Düşünüyorum da, Çakır’ın emekli/ emekçi bırakın yakınlarını hiç mi bildiği/ tanıdığı/ gördüğü yok acaba? Siyaset dilinin bu denli halkın soruna yabancılaşması, küçümsemesi, toplumsal çürümenin daha da derinleşeceğinin kıvılcımları olarak düşünülmesi yabana atılmamalı! Çakır, anlam kırılmasına neden olan sözünü şöyle sürüyor: Etrafında Yunanistan, Ermenistan, Suriye var. Şu taraftan İngiliz geldiğinde benim avrada bakacak da senin namusuna bakmayacak mı?

***

Hasan Ufuk Çakır’ın sözleri, siyasetin halktan kopuşunun en çıplak örneği oldu... Emeklinin geçim derdini “tepiniyorlar” diyerek küçümsemek, ardından “sen İsviçre’de yaşamıyorsun” çıkışıyla “biat etmeye” zorlamak, siyasetçinin asıl görevini yok saymaktır. Halkın derdiyle alay eden dil, aslında siyasetçinin kendi halkına yabancılaştığının da kanıtıdır.

Emekliler bu ülkenin taşını toprağını yoğurdular, alın teriyle bugünü kurdular... Onların hakkı olan yaşamı küçümsemek insanlık ayıbıdır. Siyaset, halkın derdini görmezden geldiğinde anlamını yitirir. Halkın sesi küçümsenemez, şov hiç sayılamaz; küçümsendiği yerde siyaset bitmiş demektir. İşte bu yüzden, emeklinin “tepinişi” çığlıktır; duymazdan gelen siyaset ise kendi sonunu hazırlar… 


Oktay EROL

4.02.2026 18:41:00

YAZARLAR


BOYUN FITIĞINA YOL AÇAN 5 HATALI DAVRANIŞ!

“ÇÖP BİLE TOPLAYAMAYAN BELEDİYE”

FERHAT GÜVEL, HKMO ADANA ŞUBESİ'NDE GÜVEN TAZELEDİ

SOSYAL MEDYA ÖNERİLERİ GÖZ SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR

SARIÇAM’DA HAYVAN BARINAKLARI KALDIRILIYOR

Düzgün COŞKUN Yazdı/ ADANA, BİR DEĞERİNİ DAHA KAYBEDİYOR(!)

CANAN AKSU GÜVEN TAZELEDİ

“KADINLAR, ERKEKLERİN HAKLARIN YALNIZCA YÜZDE 64’ÜNE SAHİP”

“ÇUKOBİRLİK BİNASI YIKILMAMALI, ADANA’NIN KENT BELLEĞİ YAŞATILMALIDIR”

“YÖK’ÜN GEREKÇELERİ GERÇEKLİKLE ÖRTÜŞMÜYOR”

“SEL VE SU BASKINLARINI “DOĞAL “ OLARAK NİTELENDİREMEYİZ”

ASKİ’DEN ADANA’DA “SU TAŞKINLARI” AÇIKLAMASI

MMO’DA DEMOKRAT MÜHENDİSLER ADAYLARINI AÇIKLADI

Düzgün COŞKUN Yazdı / ÇUKOBİRLİK'İ HASAN AMCA MI YOKSA FATMA TEYZE Mİ BATIRDI

ÇUKUROVA ÖDÜLÜ 2026 NESİN VAKFI’NIN

SEYHAN BARAJ GÖLÜ 5 YILLIĞINA KİRAYA VERİLİYOR

"DİŞİ HAYVANLAR BİLE KESİME GİDİYOR"