“FAŞİZME HEVES ETMEK”

Üstelik yalnızca demokrasiyi değil, çok sesli medyayı, kadınları, çocukları ve LGBTİ bireyleri kapsayan insan haklarını, modern hukukun koruduğu her şeyi  “Batı kaynaklı” olmakla itham edip ortadan kaldırmaya çalışıyorlar.

 

Dünyanın demokrasiden uzaklaştığına dair işaretler her geçen gün artıyor. Göçmenlere yönelik tepkilerle beslenen aşırı sağın yükselişi, Filistin’deki katliamları Batı karşıtı siyasi politikalarına gerekçe yapan İslamcı partilerin merkeze yerleşmesi, eski dünyanın normalini yani liberal demokrasiyi zayıflatıyor. Sosyalistler kötü olan her şeyin batıdan geldiğini yıllardır bıkıp usanmadan tekrarlamışlardı. Şimdi aynı şeyi dinci radikaller yapıyor. Kötüledikleri şeylerin başında da demokrasi geliyor. Bu çevreler salgıladıkları ajitasyonla parlamenter demokrasiden istediğini bulamayan mutsuz yığınları etkilemekte başarılı oluyorlar. Üstelik yalnızca demokrasiyi değil, çok sesli medyayı, kadınları, çocukları ve LGBTİ bireyleri kapsayan insan haklarını, modern hukukun koruduğu her şeyi  “Batı kaynaklı” olmakla itham edip ortadan kaldırmaya çalışıyorlar.

Birkaç yıl önce İstanbul’da düzenlenen bir sergide genç bir sanatçının eserini görmüştüm. Karışık teknikle üretilmiş eserde insanların başına gelen neredeyse tüm felaketlerin sorumlusunun demokrasi olduğu ileri sürülüyordu. Genç sanatçıyla tanışıp neden böyle bir resim yaptığını sorduğumda bana kendinden emin bir tavırla şöyle demişti: “Siz aynı fikirde değil misiniz ?”

Yozlaşmış yönetimlerin, kötü siyasetçilerin suçunu demokraside bulmak çağımızın hastalığına dönüşmüş durumda. Kavramsal olarak parlamenter demokrasi, güçler ayrılığı, düşünce ve ifade özgürlüğü hala günümüzde insan hayatına en uygun yönetim biçimidir. Ancak bazı ülkelerde gördüğümüz örneklerde olduğu gibi demokrasinin verdiği olanakları kullanarak iktidara gelenler zamanla demokrasiyi ortadan kaldıracak eylemler içine girebiliyorlar. Örneğin kuvvetler ayrılığı ilkesini yok ederek tüm gücü tek kişide topluyorlar, medyayı sayıca çoğaltıp çok sesliliğini ortadan kaldırıyorlar, hukuku vatandaşı koruyan bir unsur olmaktan çıkarıp devletin hukuku haline getiriyorlar. Ortaya üzülerek gördüğümüz yarı-otoriter denebilecek hibrid rejimler çıkıyor.

Yakın zamanda Almanya’da yapılan bir YouGov anketinin sonucuna göre Avrupa’da barışı ve güvenliği en çok tehdit eden kişi Rusya Lideri Vladimir Putin. Kırım’ı ilhak eden, ardından Ukrayna’ya saldıran Putin’in başka ülkelere yönelebileceğinden endişe ediliyor. İlginç olan şu ki Putin’den sonra Avrupa’nın güvenliğini en çok tehdit eden ikinci kişi  ABD Başkanı Donald Trump. Oysa yakın zamana kadar Avrupa’nın güvenliği ABD’den soruluyordu. Gelinen noktada ABD artık başlı başına bir güvenlik sorunu haline gelmiş durumda.

Tüm bu sonuçlar, demokrasiden uzaklaşan liderlerin korkutucu bir yaratığa dönüşmesiyle ilgili. İngiltere’de yayınlanan The Economist Dergisi, Mart 2025 sayısının kapağında Trump’ın izinden giderken resmedilen liderleri gösteriyordu. Arjantinli tarih profesörü Federico Finchelstein’in yazdığı  kitap işte tam da bu konuyu anlatıyor.  Kitabın adı “Faşizme Heves Etmek.”  Alt başlık: “Demokrasiye Karşı En Büyük Tehdidi Anlamak İçin Bir Rehber.” Zeynap Şarlak tarafından çevrilen kitap, İletişim Yayınları’nın “faşizm incelemeleri” serisinden yayınlanmış.

Kitapta Prof. Finchelstein Donald Trump üzerinden dünyadaki faşizm kaymasını anlatıyor.  Popülist politikalarla iktidara gelen liderlerin zamanla dijital dünyanın olanaklarını da kullanarak nasıl kendi rejimlerini kurduklarını örneklerle dile getiriyor.

Kitaba göre faşizmin dört temel unsuru var: Siyasal şiddet, yoğun propaganda, düşmanlık yaratma ve gücün tek kişide toplanması.

Şöyle yazmış Profesör Finchelstein: “Faşizm, aşırı sağın bir yapılanmasıdır. Aşırı milliyetçilik ve yabancı düşmanlığıyla öne çıkar. Faşistler özünde eşitlik karşıtıdır ve bu yüzden liberalizme ve sosyalizmi küçümserler. Faşizmin temel amacı modern bir diktatörlük kurmak için demokrasiyi içeriden yıkmaktır. Faşistler çoğulculuğun ve sivil toplumun susturulduğu, vatandaşın devletleştirildiği totaliter bir model tasarlarlar. Faşist rejimler bağımsız basını susturur ve hukukun üstünlüğünü ortadan kaldırır.”

Faşistlere göre Mussolini ve Hitler gibi liderler halkı halktan daha çok seviyordu ve neyin doğru neyin yanlış olduğunu halktan daha iyi biliyordu. Nazi Almanyası’nda pek çok hukukçu, savcı, yargıç ve kamu görevlisi Hitler’in demokrasiyi ortadan kaldırmasını kabul etmiştir. Liderin meşruiyeti uğruna yasallığın ve hakikatin çarpıtılması kurala dönüşmüş, insan hakları ve tüm siyasi haklar giderek yok edilmiştir. Aynı anlayış bugün başka ülkelerde de görülebilmektedir. Faşizm bir ideoloji olarak ilk olarak 1919’da İtalya’da kurulmuş olmasına rağmen kısa zamanda tüm Avrupa’ya yayılmıştır. Bugün dünyanın pek çok ülkesinde faşizme heves eden yönetimler görülmektedir. Bu yönetimler başlangıçta serbest seçimlerle işbaşına gelmiş ancak zamanla uyguladıkları popülist siyasetle kendilerini demokrasinin üstünde görmeye başlamışlardır. Bu yönetimler halk iradesini homojen bir bütün olarak görmeye çalışır ama kastettikleri genellikle kendilerine oy verenlerdir. Rakipler hızla düşmana dönüşür ve vatan hainliğiyle yahut bozgunculukla suçlanır. Güçler ayrılığı, medya bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü giderek geçerliliğini ve meşruiyetini yitirir. Adı ne olursa olsun bu tek adamlar her rejimde ortaya çıkabilmektedir. Hepsi halka dayandıklarını söylerler. 1920’de Lenin proleterya diktatörlüğünün işçi sınıfı hareketi için merkezi bir önem taşıdığını savunmuştur. Hatırlanacağı gibi demirperde ülkelerinin pek çoğu kendisini  “demokratik halk cumhuriyeti” olarak adlandırmıştı. Hepsi “halk adına” karar verdiğini iddia eden komünist diktatörler tarafından yönetiliyordu.  Komünizmin çökmesi diktatörlükleri ortadan kaldırmadı.

Bu noktaya dikkat çeken Profesör Finchelstein “Donald Trump’ın dünya siyasetinin merkezine yükselmesi, üzerinde düşünülmesi gereken bir olgudur” diyor. Çünkü onun otoriter ve popülist tavırları kolayca faşizm heveslilerinin işine yarayabilir. Trump’ın 2020 seçim sonuçlarını reddetmesi, Kongre baskınını özendirmesi, medyayı her fırsatta suçlaması, kendisi hakkında çıkan her haberi düşmanlaştırması onun otoriter yanını ortaya koymaktadır diyor yazar. Sonra ekliyor: “Geçmişteki faşist hareketlerin demokrasiyi nasıl yok ettiğini iyi kavrarsak günümüzdeki post-faşist ve popülist hareketlerin oluşturduğu tehditleri o kadar net görebiliriz.”

Trump’ın “Amerika’yı Yeniden Büyüt” sloganı tarihçiler ve iletişimciler tarafından elbette sorgulanacaktır. Bir iletişimci, Trump’ın kastettiği dönemde Amerika’da neyin bu kadar büyük olduğunu soracaktır. Popülist liderler her şeyin en büyüğünü yapmaya çok meraklıdır. Çünkü büyüklük geleneksel olarak büyük lideri yani tek adamın büyüklüğünü simgelemektedir.

“Trumpçılığın dünya genelindeki etkileri ve küresel ölçekte meşrulaştırdığı faşizm hevesi özellikle demokrasinin hala bir nebze de olsa var olduğu ülkelerde kendini gösteriyor” diyor Profesör Finchelstein.  Bir başka teşhisi de şöyle hocanın: “Trumpçılık esasen demokrasinin içinde gelişen küresel bir demokrasi karşıtı saldırının parçasıdır.”

Kitapta başka teşhisler ve başka örnekler de var. Arjantinli profesör Federico Finchelstein, geçmişinde darbeler ve faşizm olan bir ülkeden geldiği için başarılı tespitler yapmış. Bize de bu kitabı okumak ve üzerinde dikkatlice düşünmek kalıyor.(Kaynak: edebiyathaber.net)


Murat ERDİN

3.04.2025 23:30:00

YAZARLAR


KILIÇDAROĞLU: GENEL BAŞKAN ADAYI OLMAYACAĞIM

GÜRER:SARIMSAKTA ‘BEYAZ ALTIN’ OLDU

8 SORUDA DİYABET TESTİ!

ADANA PORTAKAL ÇİÇEĞİ KARNAVALI 5 NİSAN’DA BAŞLIYOR

HALİSÇELİK’TEN ADANA İÇİN ÖNERİ

TBB BAŞKAN VEKİLİ KARALAR’DAN İLK TÖREN

MOBBİNG EN FAZLA SAĞLIK SEKTÖRÜNDE GÖZLEMLENİYOR!

Hüseyin SUNGUR Yazdı/ PORTAKAL ÇİÇEĞİ FESTİVALİ “FIRSATÇILIK” FESTİVALİ OLMASIN

SERAMİK SANATINDA ULUSLARARASI BAŞARI, AYŞE YEREBAKAN'A İKİ YENİ ÖDÜL

Düzgün COŞKUN Yazdı/ KARNAVALDA PASTANIN BÜYÜĞÜ BU KEZ YEREL MEDYANIN OLMALI!

KOZAN’DA TRAFİK KAZASI 5 ÖLÜ

Hüseyin SUNGUR Yazdı/ NİSAN’DA ADANA GÜZELDİR

EN’LERİN TAKIMI ADANA DEMİRSPOR

ADANASPOR’DA UMUTLAR TÜKENİYOR

KARALAR: MİLLETİN İRADESİNE GEM VURULMAZ

BAYRAMDA EN SIK DÜŞÜLEN 7 HATAYA DİKKAT!

Düzgün COŞKUN Yazdı/BU ETKİNLİK ADANA'YA NEFES ALDIRACAK