GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ

“Hakkını Aramayana ben "adam" demem?”

Çocukluk yıllarını bilemiyorum. Kendisini 12 Eylül darbesinden sonra tanıdım. Tanışmamız tesadüf müydü? Gelin bu sorunun cevabını 24 yıl sonra yani 2004 yılında birlikte çalıştığımız yerel Toros gazetesinde kendisinden dinleyelim:

"Yoksul aile çocuğuyum. Alidede Mahallesi'nde yaşıtlarım gibi sokaklarda büyüdüm. Bir lokma ekmek için çok bedel ödedim.

-Her Yerde Hak Mücadelesi Verdim-

Çocukluğum gençliğim hep mücadele ile geçti. Hocam, ben kendimi bildim bileli hakkımı kimseye yedirmemek için mücadele ettim. Bana dik kafalı, söz dinlemez, kavgacı biri diyorlardı. Değildim, şartlar beni zorladı. Ben çocukluğumdan da hakkımı arardım. Hakkımı ararken,(Mustafa çelik gibi bir çocuk ama kavga etmeden duramıyor, başı beladan kurtulamıyor) derlerdi.

-Bana Çelik Oğlan Derlerdi-

Tekrar söylüyorum: Ben kavgacı değildim. Kavganın içinde kendimi görüyordum. Aynı mahalle ve aynı sokakta birlikte büyüdüğüm yaşıtlarım çoktu, ama mahalleli bana, "çelik oğlan" derdi. Bu söz hoşuma gidiyordu. Cesaretimi de bir kat artıyordu.12 Eylül Sokak çatışmalarından çok acı çektim, gözaltında çok işkence gördüm. Tanımadığım o kadar genç tanıdım ki"? 

Anlattığına göre, çocukluğundan beri gözünü daldan budaktan esirgemeyen bir yaşantısı varmış.

Başarılı bir gazeteciydi. Çantasını yanından ayırmazdı. Lavaboya çıksa bile fotoğraf makinesini yanında taşırdı.

-O, Artık Lakabıyla Çağrılıyordu -

Güçlü bir istihbarat ağına sahipti. Tabiri caizse Adana'da kuş uçsa Mustafa'nın haberi olurdu. Özellikle polise intikal eden olayları çok dikkatli şekilde izlerdi. Bu konuda meslektaşlarına çok haber atlatırdı. Gecesi gündüz olmadığı için meslektaşları kendisine lakap takmışlardı. O bir "Atom Karınca" ydı. 

İki karpuzu tek elden tutmayı severdi. Bir yandan Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreterliğini yürütüyordu, diğer yandan Türkiye Gazeteciler Sendikası Adana Şube Başkanlığı koltuğunda oturuyordu.

-Her İki Koltuğu da Dolduruyordu

İtiraf etmeliyim ki her iki koltuğun hakkını veriyordu. "Örgütlü toplum" derdi hep. "Hak aramanın yolu örgütlülükten geçer" derken gözlerinin içi parlıyordu sanki. Mustafa Gümüşdamla, Bağırır, çağırır bazen küsüp giderdi, ama yufka yürekli bir insandı. Arkadaş dost canlısıydı. Dostları için canını esirgemezdi.

-Erken Gitti, Yokluğuna Alışamadık-

"Kardeşim" diye hitap ettiğim, Mustafa Gümüşdamla yakalandığı hastalıktan dolayı 24 Kasım 2011’de aramızdan ayrıldı.

Dün "Atom Karınca" nın doğum günüydü. Birlikte hem sendikadan hem Cemiyette hem de sosyal hayatta arkadaşlıktan öte kardeşlik yaptık.

-Kelimeler Gümüşdamla'yı Anlatmaya Yetmez-

Demem o ki, kelimeler Mustafa Gümüşdamla'yı anlatmak için kifayetsiz kalır. Mertti, yiğitti, mücadeleciydi. Herkesle dosttu, arkadaştı. O’nu her geçen gün daha çok özlüyoruz. Çünkü yukarda ifade ettiğim gibi onurlu, yiğit, cesur bir gazeteciydi. Halktan, haklıdan, doğrudan yanaydı.

Kardeşim yattığın yerde rahat uyu, seni her geçen gün daha çok özlüyoruz.

Ve seni asla unutmayacağız.


Düzgün COŞKUN

20.03.2025 21:02:00

YAZARLAR


Mahmut TEBERİK yazdı / BEŞ ÇOCUK TALEBİ VE ASGARİ ÜCRET

Nurettin ÇELMEOĞLU Yazdı/ BİZ BEŞ OCAKLARI DOYA DOYA YAŞAMIŞ KUŞAĞIZ

Suat UMUTLU Yazdı / ​MİZAN / ABD: "AMA!" BİLE DİYEMEMEK...

Aydın SİHAY Yazdı / KOLAY MI BU ŞEHRİ BIRAKIP GİTMEK

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNDEN 500 OKULA SPOR MALZEMESİ

ADANA 2025’TE İHRACATTA İSTİKRARINI KORUDU

Düzgün COŞKUN Yazdı/ BASIN MESLEK İLKELERİNİN YILMAZ SAVUNUCUSUYDU

ADANA’DAN YÜKSELEN BAĞIMSIZLIK ÇIĞLIĞI

"ADANA MİLLİ MÜCADELEYE BÜYÜK KATKI SAĞLAMIŞTIR"

5 OCAK’I ONUR VE GURURLA KUTLUYORUZ

SATRANÇ ŞAMPİYONASINA 320 SPORCU KATILIYOR

KIRSALI KALKINDIRAN PROJEDE 32 ÜRETİCİYE MAKİNE DESTEĞİ

LAHANA TURŞUSU TOK TUTUYOR!

“HİND RAJAB’IN SESİ” FİLMİNİN ADANA GÖSTERİMİ

ZAYIFLIK TAKINTISI HAYATI TEHDİT EDİYOR!

ERDOĞAN VAROL SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI

FERDİ TAYFUR, SARICAM’DA ANILDI