Dün George Orwell’in, yazarken veya konuşurken gereksiz kelime israfına girilmeden, herkesin bildiği kelimelerle ve en kısa cümlelerle düşüncelerini ifade edilmesiyle ilgili 6 ilkesinden bahsetmiştim. Şimdi doğrudan konuya giriyorum.
Orwell, distopik bir dünyayı anlattığı politik eseri “1984”te "Öyle bir zaman gelecek ki, bazı ülkelerde bazı yöneticiler, halklarını kendi istediği şekil ve inançlara eviremeyeceklerini anlayıp, dışarıdan kendilerine uyan başka toplumları getirip onlara vatandaşlık verecekler," demiş.
Hangi saikle bilemem ama bazıları büyük bir gayretle, George Orwell’in o kitapta böyle bir sözü olmadığını ispat etmeye çalışıyor. Ben kitabı hem Türkçe, hem de orijinal dilinden okudum. Ama aradan en az 35-40 yıl geçti ve böyle bir cümleyi ben de hatırlamıyorum. Keşke öyle bir hafızam olsa. Hatta kitapta geçen ve tüylerimi diken diken eden birkaç sahneden (fare işkencesi vs) ve kitabın genel mesajının dışında pek bir şey hatırlamıyorum. Mesela “Big Brother” tabirini ilk defa o kitapta okudum.
Şimdi bir grup insan bu sözü George Orwell’in söylemediğini ispat etmeye çalışıyor. İşte tezlerinden bir kaçı:
Bu kadar sağlam bilgiler ve güçlü referanslardan sonra, kabul etmeliyiz ki, George Orwell böyle bir söz söylememiş. Benim söylemek istediğim ise bambaşka bir şey. Şimdi yukarıdaki cümleyi tekrar okuyun ve farz edin ki, bu sözleri George Orwell değil de siz, ben, bir arkadaşınız, herhangi bir başka yazar, ya da iddia olarak bir politikacı söylemiş olsa, o sözler gerçekliğinden, anlamından ve değerinden bir şey kaybeder mi?
Kim söylemiş, kim gündeme getirmişse, kutluyor ve bu sözleri her kelimesiyle benimsiyorum. İlla ünlü birisinin mi söylemesi lazım? Yaşayarak da öğrenmemiz mümkün değil mi? Şimdi o sözleri parçalayarak, tekrar gözden geçirelim. Ne diyor?
O sözleri, Orwell söylemediyse de ben söylüyorum ve altına imzamı atıyorum. Güneş balçıkla sıvanmıyor. Aptal rolü yapmanın, ya da milleti aptal yerine koymanın gereği yok. Big Brother yanına piyonu İsrail’i de almış dünden beri oturduğu yerden İran’ı bombalayıp duruyor. Şu ana kadar (Pazar:14:30), Devlet Başkanı Hamaney, Savunma Konseyi Sekreteri / Güvenlik Danışmanı, Kara Kuvvetleri Komutanı, Savunma Bakanı, İstihbarat Direktörlüğü Başkanı, Hamaney’in Askeri Ofisi Başkanı, Savunma Araştırma ve Yenilik Organizasyonu Başkanı, Eski SPND Başkanı, İran Ordusu Komutanı, IRGC Havacılık Gücü Komutanı öldürüldü. Yani, İran’ın kolu kanadı kırıldı.
Bakalım arkasından kimler gelecek ve Big Brother ne zaman, “Şah mat,” diyecek.