Nazım ALPMAN

Tarih: 03.04.2025 12:22

HALKIN ‘KURTARICI’ İHTİYACI KALMADI!

Facebook Twitter Linked-in

Türkiye 19 Mart 2025 gününden itibaren başka bir yörüngeye girdi. En büyük meziyet olarak “seçim kazanmayı” gösteren AKP, İstanbul’un üst üste üç seçim kazanmış Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu devlet gücü ile makamından indirerek sandıkları tekmeledi!

Her dönemde “sandık kutsiyetini” öne çıkararak demokrasi nutukları atan AKP sözcüleri, bu sözlerini yalayıp yuttular.

Böylece ülkede yeni bir dönemi başlattılar:

-Anayasal direniş kutsaldır!

***

AKP’yi çok seven ve onlarca da çok sevilen Mehmet Barlas bir seçim gezisinde Urfalıların Kurtuluş Savaşına nasıl katıldıklarını anlatmıştı:

Fransızlar Urfa’ya doğru ilerliyorlar. Kimsede tık yok. Fransızlar şehrin kapılarına geldiler. Yine fazla bir hareket olmuyor. Derken bir çocuk koşarak geliyor:

-Fransızlar isot tarlasına girdiler, biberleri eziyorlar!

-Kalkın ey ahali!

Fransızlara karşı direniş böyle başlıyor.

Bu bir fıkra tabii… Ama her toplumun “yetti gari” diyeceği bir isyan noktasının varlığı inkâr edilemez.

***

AKP özgüvenini kaybetti. Artık seçim kazanacağına inanmıyor. Kazanacak olanları tasfiye ederek iktidarını sürdüreceğini düşünüyor.

Daha önce de yazmıştım. Tayyip Erdoğan başbakan olarak ilk demecini 2003’te Akşam gazetesinden Şakir Süter’e vermişti. Şakir’in sorusu üzerine de tahmini iktidar süresini açıklamıştı:

-Üç dönem hedefliyoruz. Zaten hedeflerini hayata geçirmek için bir partiye üç dönem yeter!

Erdoğan bile siyasi ömrünü 15 yıl olarak öngörmüştü. Ama kader “kısmet” AKP’yi 20 yılın ötesine taşıdı. Ayrıca iktidarda olmanın lezzeti bir başka idi.

***

AKP iktidardan ayrılmak istemiyor. Ama artık yapacağı hiçbir şey kalmadı, baskıdan başka… Siyasi rakiplerini hapse atınca halkın alım gücü yükseliyor mu?

Dünyada örnekleri çoktur. Ömrünü tamamlamış her iktidar, baskı, şiddet ve zorbalık yoluna girer. Tepkileri bu şekilde gerileteceğini hesaplar. Ama bu hesapların hiçbiri tutmaz.

19 Mart’ta başlayan yeni süreç baskı politikalarıyla sönümlenecek gibi görünmüyor. Çünkü bu sefer ortaya çıkan tepki iktidarı darmadağın etti. Tam olarak neye karar vereceklerini bilemiyorlar. Son derece pasif bir itaatsizlik eylemi olan “2 Nisan Alışveriş Boykotu” karşısında bile elleri ayaklarına dolaştı. Bir yandan savcıları devreye sokarak “canınıza okuruz” dediler.  Diğer yandan “ekonomiye yazık oluyor” gibi mağduriyet makamından gözyaşı döktüler.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat “zarara uğrayanlar dava açabilir” diyerek daha en baştan boykotun başarılı olacağına inandığını gösterdi.  

Ayrıca alışveriş boykotu konusunda hem Tayyip Erdoğan’ın hem de her konuda üstün(!) fikirleri olan Ali Erbaş’ın (Diyanet İşleri Başkanı) bomba gibi açıklamaları var:

-Boykot kutsaldır! Bir Müslüman boykota uymuyorsa imanını sorgulasın!

Erdoğan “kazıkçı marketler” için, Erbaş ise İsrail kökenli mallar için söyledi. Bu çok açık biçimde “bize yasal size yasak” anlayışının ağlak halini sergiliyor.

Bunlar iktidarın artık kendi kontrolünü bile kaybettiğini gösteriyor.

***

Söz İsrail’e gelince AKP’nin Filistinlilere reva görülen zulüm karşısındaki “insani duygularını” da sorgulamak gerekiyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat’ın, ağır sağlık sorunlarına karşın hastanede değil de hapishanede tutulmasının İsrail zulmünden nasıl bir farkı olduğunu vicdan sahibi AKP’liler açıklasınlar lütfen!

Mahir Polat 48 yaşında olmasına karşın kalp damarlarında altı stent bulunuyor. Diyabet ve yüksek tansiyon hastası. İstanbul’a bir İstanbul daha katmış bir kültür insanı. Savaş esirlerine bile reva görülmeyen bu düşmanlığın altında hangi “insani” duygularınızın olduğunu söyler misiniz?

***

Bir de gençlerin yeni süreçteki belirleyici rolü var. Tutuklu olan 301 arkadaşlarının derhal serbest bırakılmalarını istiyorlar. Daha önemlisi büyük tepki patlamasının mimarları olduklarını herkes kabul ediyor. Gençlerin peşinden milyonlar sokaklara çıktı. Bütün ülkeye “yeter artık” dedirten gelişmelerin vardığı önemli nokta ise şu oldu.

-Halkın ‘kurtarıcı’ ihtiyacı kalmadı!

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —