İNSANIN KENDİSİNE KARŞI GÖREVLERİ:

İnsanın kendisine karşı ilk ve vazgeçilmez görevi, kendi yaşamını ve bütünlüğünü korumaktır. İnsan, kendi varlığını bile salt bir araç olarak kullanamaz;

Ahlâk felsefesi çoğu zaman bireyin başkalarına ve topluma karşı yükümlülükleri üzerinden ele alınır. Oysa bu yaklaşım eksiktir. Çünkü insanın başkalarına karşı sorumlulukları, öncelikle kendisiyle kurduğu ahlâkî ilişkiye dayanır. Ama  ahlâkın bir başka boyutunu, yani insanın kendisine karşı görevlerini  düşünecek pek vakti olmamıştır.

Kendimize  karşı görevlerimizi düşünmek, bireysel bencilliğimizden değil; aksine ahlâkî tutarlılığımızın bir göstergesidir. Bu görevler olmadan ne etik bir kişilikten, ne de sürdürülebilir bir toplumsal ahlâktan söz edilebiliriz.

İnsanın kendisine karşı ilk ve vazgeçilmez görevi, kendi yaşamını ve bütünlüğünü korumaktır. İnsan, kendi varlığını bile salt bir araç olarak kullanamaz; çünkü insan, bir araç değil, amaçlı bir değere sahiptir. Bu ilke, insanın kendi bedenine ve ruhuna yönelik tutumunu da ahlâkın konusu hâline getirir.

Kendine saygı, insanın kendine biçtiği değerdir. Bu, ahlâk felsefesinde “onur” kavramıyla ifade edilir. İnsan, çıkar, korku, ya da baskı karşısında ahlâkî ilkesini terk ettiğinde, başkasına değil; önce kendisine haksızlık etmiş olur.

Aristo, insanın amacının akla uygun etkinlik olduğunu söyler. Öyleyse, insanın yetilerini geliştirmesi bir tercih değil, ahlâkî bir yükümlülüktür. Bilgiden bilinçli olarak uzak durmak, düşünsel tembelliği benimsemek, ya da potansiyeli atıl bırakmak, bireyin kendisine karşı sorumluluğunu ihlâl etmesi anlamına gelir.

Vicdan, insanın kendi eylemlerini ahlâkî ölçülerle değerlendirme yeteneğidir. İnsan, yanlış olduğunu bildiği bir davranışı gerekçelendirdiğinde, aslında ahlâkî yargı yetisini askıya alır.  

Sokrat’ın “Kendini bil,” sözü, ahlâkî bir taleptir. İnsan, kendisini doğru tanımadığında, eylemlerinin sorumluluğunu da üstlenemez. Kendini kandırma içgüdüsü, ahlâkî muhasebeyi imkânsız kılar. Bu nedenle kendine karşı dürüstlük, diğer bütün erdemlerin ön koşulu olarak değerlendirilmelidir.

Özgürlük, insanın kendi tutkuları üzerindeki hâkimiyetiyle tanımlanır. Ölçülülük de arzularını bastırması değil; onları aklın rehberliğinde düzenlemesi anlamına gelir.

İnsanın kendisine karşı görevleri, bireysel bir iç disiplin meselesi olmanın ötesinde, ahlâkî düzenin kurucu unsurudur. Kendine karşı sorumluluklarını yerine getirmeyen bir bireyden, topluma karşı tutarlı bir ahlâk beklemek mümkün değildir. Ahlâk, başkasına yönelmeden önce, insanın kendisiyle kurduğu ilişkide başlar.

Kendisini denetleyen, düzenleyen ve kendisine karşı görevlerini eksiksiz yerine getirdiğine inanan insan, artık toplumsal görevlere yönelebilir.

TOPLUMSAL GÖREVLERİNİN ÖZETİ DE. KENDİNE SAĞLADIĞI MUTLULUĞU BAŞKALARI İÇİN DE SAĞLAMAYA ÇALIŞMAKTIR.


İfral TURGUT

28.01.2026 23:03:00

YAZARLAR


OYA TEKİN 9 AY SONRA SAVUNMASINI YAPTI

SİLİVRİ'DE TUTUKLU ZEYDAN KARALAR SAVUNMASINDA NELER DEDİ?

BEL FITIĞI 20’Lİ YAŞLARDA GİDEREK ARTIYOR!

KARALAR’A DESTEK İÇİN SİLİVRİ’DE BULUŞTULAR

“ŞAP HASTALIĞI HAYVANCILIĞI VURUYOR!”

“SİBERKONDRİ SAĞLIK KAYGILARINI KÖRÜKLÜYOR”

“ÜRETİCİLERİMİZİN YÜZÜ GÜLMELİ”

TUTUKLANDIKTAN SONRA İLK KEZ

ÇEKÜL’DEN BİR YILDA 116 BİN FİDAN

İBB EMEKLİ PAZAR DESTEĞİ BAŞVURULARI BAŞLADI

ERİŞKİNLERDE BU 6 AŞIYA DİKKAT!

ASKİ’NİN FİLOSUNA 13 YENİ ARAÇ

“KASIM GÜLEK KÖPRÜSÜ YIKIM SÜRECİ KENT YÖNETİMİ KONUSUDUR”

EVDE KALAN ANTİBİYOTİKLER HASTALIĞI AĞIRLAŞTIRABİLİR

KALİTELİ UYKU VE DAHA SAĞLIKLI BİR YAŞAM İÇİN 5 ADIM

Oktay EROL Yazdı/ EMEKLİ “GARİBAN”SA…

"ÇUKOBİRLİK YENİDEN AYAĞA KALDIRILMALI"