KADININ GÖRÜNMEYEN EMEĞİ VE TOPLUMSAL EŞİTLİK ARAYIŞI

8 Mart Dünya Çalışan Emekçi Kadınlar Günüde, Kadının Görünmeyen Emeği ve Toplumsal Eşitlik Arayışı

8 Mart Dünya Çalışan Emekçi Kadınlar Günüde, Kadının Görünmeyen Emeği ve Toplumsal Eşitlik Arayışı

Toplumların karşı karşıya kaldığı hemen her sorunun ekonomik krizler, gıda güvensizliği, yoksulluk, savaş ya da sosyal eşitsizlikler incelendiğinde, bu olumsuzluklardan en fazla etkilenen kesimlerin başında kadınların geldiği görülmektedir. Bu nedenle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yalnızca sembolik bir kutlama günü değil; aynı zamanda kadınların emeğini, karşılaştıkları yapısal eşitsizlikleri ve emeklerinin görünmezliğini ve toplumsal adalet arayışını hatırlatan sembolik de olsa önemli bir farkındalık günüdür.

Kadınlar özellikle gıdaya erişim, yoksulluk ve bakım emeği açısından dezavantajlı grupların başında yer almaktadır. Birçok toplumda kadınlar, kendi ihtiyaçlarını geri plana iterek önce çocuklarının ve aile bireylerinin beslenmesini ve ihtiyaçlarını karşılamayı düşünmektedir. Birçok anne için çoğu zaman yemeden yediren, içmeden içiren kişi olarak görülür; fakat bu görünmez emek çoğu zaman yeterince fark edilmez. Fedakârlığın temsilidir kadın. Bu fedakârlık yalnızca ekonomik koşulların bir sonucu değildir; aynı zamanda toplumların kadınlara yüklediği fedakârlık rolünün de güçlü bir göstergesidir.

Toplumsal hayatta yaşanan en küçük bir sorunda bile sorumluluğun çoğu zaman kadınlara yüklenmesi ise dikkat çekici bir başka gerçektir. Aile içi sorunlardan sosyal problemlere kadar birçok durumda eleştirinin ve suçlamanın hedefi çoğu zaman kadın olmaktadır. Bu yaklaşım, tarihsel olarak kökleşmiş ataerkil toplumsal düzenin bir yansımasıdır.

Kadının toplum içindeki konumunun çoğu zaman geri planda bırakılması, onu adeta ikinci sınıf bir vatandaş gibi değerlendiren anlayışların varlığı, insan onuruna ve insan olma erdemiyle bağdaşmamaktadır. Oysa kadın yalnızca aile içinde değil, ekonomik üretimde, eğitimde, bilimde, siyasette ve kültürel yaşamda da toplumun gelişmesinde belirleyici rol üstlenmektedir.

Kadını toplumsal hayatta geri planda tutan, onun yaşam alanını sınırlayan, ona eksik ya da zayıf bir rol biçen erkek de aslında bir annenin dünyaya getirdiği çocuktur. Bir annenin karnında can bulan, onun emeği ve sevgisiyle büyüyen bireyin büyüdüğünde kadını ikinci planda görmesi toplumsal düşünce biçimlerimizin ne kadar sorgulanması gerektiğini gösteren çelişkilerin başında gelmektedir. Çoğu zaman kadının “namusunun korunması” gibi gerekçelerle yaşam alanının sınırlandırılması, aslında kadının özgürlüğünü ve toplumsal varlığını daraltan kültürel normlar ortaya çıkarabilmektedir. Kadınların çoğu zaman daha yüksek toplumsal beklentilere maruz kaldığı da bir gerçektir. Normalde çağdaş toplumlarda kadının korunması gereken bir varlık olarak değil, hakları ve sorumlulukları bakımından erkekle eşit bir birey olarak görülmesi beklenir. Kadının eğitim, çalışma hayatı, karar alma mekanizması ve ekonomik yaşamın her alanında güçlü bir biçimde yer alması, yalnızca kadınlar için değil, toplumun bütün kesimleri için de daha adil ve sürdürülebilir bir gelişmenin sağlanması gerekir. Unutmayalım ki kadınların güçlendiği bir toplum, aslında insanlığın da güçlendiği bir toplum olacaktır. Kadınların içinde olduğu her toplumda, savaşların ve kanın gözyaşlarının daha az yaşandığı bir dünya olacaktır.

Kadının özgür ve üretken bir birey olarak hayatın her alanında erkekler kadar haklara sahip olana kadar bu hak arama mücadelesi davam edecektir. Bu nedenle 8 Mart yalnızca bir kutlama değil; aynı zamanda kadının belirli alanlarda geride tutulmasının sorgulanması ve toplumsal eşitlik için sorumluluk alma günü olarak görülmelidir. Kadınların emeğinin görünür olduğu, fırsat eşitliğinin sağlandığı ve insan onurunun her birey için eşit şekilde korunduğu bir toplumun, daha güçlü ve daha adil bir geleceğin de teminatı olacağını unutmayalım.

Bu vesileyle tüm çalışan kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü içtenlikle kutlarım. 

Haksız hukuksuz savaş döneminde İranlı kadınlar yalnız değil ve Dünya Kadınlar günleri kutlu olsun.  

08/03/2026, Adana

İbrahim Ortaş, iortas@cu.edu.tr


İbrahim ORTAŞ

8.03.2026 20:30:00

YAZARLAR


DİYABET GÖZ SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR!

İbrahim ORTAŞ yazdı/ KADININ GÖRÜNMEYEN EMEĞİ VE TOPLUMSAL EŞİTLİK ARAYIŞI

“KADINLARIN EŞİTLİK ÇIĞLIĞI HİÇBİR DUVARI TANIMAZ”

CEYHAN’DA PAZAR YERLERİNDE GRAMAJ VE FİYAT ETİKETİ DENETİMİ

MUHASEBE HAFTASI’NDA TÜRK SANAT MÜZİĞİ KONSERİ

ALTINORAN’DAN ŞİİR GECESİ

2025 YILINDA 203 KADIN AİLE ÜYELERİ TARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜ

NESİN VAKFI KİTABI YAYINLANDI

“KADININ YAŞAM VE KENT HAKKI BİRLİKTE SAVUNULMALIDIR”

“EŞİT BİR GELECEK MÜCADELESİNİ SÜRDÜRECEĞİZ”

FARK EDİLMEYEN BİR İÇ KOPUŞ: SESSİZ ÇATLAMA!

DEMİRSPOR’DAN VALİ YAVUZ’A ZİYARET

YÜREĞİR’DE "ENGELSİZ İLETİŞİM" EĞİTİMİ

Aydın Sihay Yazdı/ ADANA KÖPRÜBAŞI

“ADİL YARGILAMA YAPILSIN, ADALET YERİNİ BULSUN”

KADINLARIMIZ HER ALANDA ERKEKLERLE EŞİT YER ALMALI

OYA TEKİN, TRT2'DEN KADINLAR ADINA İSTEDİ