Literatürde Toros sediri, halk arasında yaygın bilinen adıyla "Katran" Ağacının görüntüsünün arkasındaki gerçeği bilmek istersiniz diye düşündüm..
Aslında "doğanın insan karakterine tuttuğu bir ayna gibi" imiş Katran Ağacı..
***
Nasıl ki; "dertsiz, tasasız ve çok konforlu bir hayat" insanı olgunlaştırmaz, ham bırakırsa, Toros sediri de hazır, yumuşak ve zahmetsiz toprakları sevmezmiş!
O, tıpkı hayatın zorluklarıyla yoğrula yoğrula karakteri çelikleşmiş, görmüş geçirmiş bir bilgeye benzermiş..
"Zorluk insanı pişirir" sözünün doğadaki vücut bulmuş hali imiş bir başka ifade ile..
***
Bu asil ağacın yolculuğu sonbaharda, genellikle Ekim ve Kasım aylarında başlarmış. Kozalakları dalında kuruyup dağıldığında, içinden çıkan kanatlı tohumlar rüzgarın sırtına binermiş..
İnsan elinin, ayağının ulaşamadığı o sarp kayalıkların en ince çatlaklarına, yani "imkansız" denilen yerlere sığınırmış.. Orada insan eliyle dikim yapılamaz; o kendi kaderini kendi tayin edermiş!..
***
O küçücük kaya çatlağında biriken bir tutam toprak ve sonrasında eriyen kar suları, ona "hayata başla" emrini verirmiş..
Tıpkı zor zamanlarda insanın içindeki gizli gücü keşfetmesi gibi, sedir de filizlenir filizlenmez "kazık kök" denilen o muazzam silahını çıkarırmış..
Kökleri bir matkap ucu gibi çalışarak sert kireçtaşını deler, yarar ve su bulmak için metrelerce derine inermiş..
***
Bilirsiniz mutlaka; düz ovadaki bir kavak ağacı suya kolay ulaşır, hızlı büyür ama ilk sert rüzgarda devrilir..
Oysa kayada hayat bulan katran ağacı yani sedir, köklerini taşa geçirmek için büyük bir savaş verdiği için fırtınalara bin yıl boyunca meydan okurmuş!
Bize de o heybetli duruşuyla şu dersi verirmiş:
"Önemli olan ne kadar rahat bir yerde durduğun değil, ne kadar derine kök salabildiğindir."
Sedirin bu "inatçı" yapısı gibi güçlü ve karekterli dostlarımız olsun