Orhan Veli'nin şiir kitabı başucumda durur.
Ve her sabah bir şiirini okuyarak güne başlarım.
Günümü aydınlatır.
Ankara Ankara, güzel Ankara!
Çocukken nasıl da neşeyle okurduk bu marşı.
Ve ''seni görmek ister her bahtı kara" diye coşkuyla devam ederdik.
Ankara, çocukluk günlerimin güzel kenti.
Okullar kapanıp ta yaz tatili başlayınca annem biz üç kardeşi alıp Ankara'ya teyzemlere götürürdü.
Dikmen vadisinde kuzenlerimle koşturup dururduk.
Aşağı Ayrancı'daki kuzenlerimle de geçirdiğimiz neşeli günler unutulur mu?
Ankara'da kitapçı dükkânlarında kendimi kaybederdim adeta.
Zafer pasajına sabah girip akşam çıkardım.
Kızılay'dan yürümeye başlar Operanın, radyo binasının ve müzenin önünden geçip Ulus'a ulaşırdım.
Bazen troleybüse binerdim.
Sonra Çankaya'ya tırmanırdım.
Bazen Kızılay'daki sinemaların birine girerdim.
Goralı'da sandviç yerdim.
Sakarya'da bira içerdim.
Severdim bu aydınlık kenti.
Ankara'nın neresinden baksam Mustafa Kemal'i görürdüm.
Bu bana güven verirdi.
Mutluluk verirdi.
İçimi aydınlatırdı.
Hele akşamları Ankara'nın...
Binlerce ateş böceği geceyi aydınlatırdı sanki.
Severdim bu kenti.
Orhan Veli, beni alıp o güzel günlere götürür.
1950'ye kadar Ankara'daydı Orhan Veli.
Belediyenin sorumsuzluğu sonucu bir çukura düştü.
Sonucunda hayatını kaybetti.
Başında fötr şapkası, elleri beyaz pardesüsünün cebinde hiç konuşmadan birlikte dolaştık Ankara'yı bugün.
Kızılay'da buluşalım mı?
Aydın Sihay