Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin; Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın’ın, İstanbul Milletvekili İskender Bayhan’ın, Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş’in, Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç’ın, Denizli Milletvekili Yasin Öztürk’ün, Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever’in, Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun, Diyarbakır Milletvekili M. Sezgin Tanrıkulu’nun, Kars Milletvekili İnan Akgün Alp’in yazılı soru önergelerine topluca yanıt vermiş bulunuyor.
Burada bu sorulardan birkaçına ve MEB’in yanıtlarına yer vereceğim.
1-Kayıt dışı kayıp öğrenciler sorunu
Soru: “Eğitim çağı nüfusunda 3-17 yaşta okul kaydı olmayanların yaşa göre sayıları nedir?” Yanıt: Net okullaşma istatistiklerinde bu bilgiler bulunmaktadır.
Değerlendirme: MEB örgün eğitim istatistiklerinde yaşa bağlı net okullaşma oranları bulunmakta ancak sayıları verilmemektedir. Soru sayılarına yöneliktir, bakanlık sayıları yine vermemiştir.
Soru: “Açık okullarda aktif ve pasif kayıtlı öğrencilerin ne kadarı 19 yaş ve altı gruptadır? Açık ortaokul, lise, meslek ve imam hatip programında kayıtlı aktif ve pasif öğrencilerin yaşlarına göre sayıları nedir?” Soru: 7. Eğitim çağ nüfusundan açık okullara kayıt olanlarla ilgili istatistik ve araştırmalarınız nelerdir? Açık okullara hangi eğitim ve meslek grubundan ailelerin çocukları geçiş yapmaktadır? Geçiş gerekçeleri nelerdir?” Yanıt: “Açık öğretim okullarında kayıtlı öğrencilere ait bilgiler açık öğretim okulları bilgi yönetim sisteminde bulunmakta olup kayıtlı öğrencilerin velilerinin mesleklerine ait bilgi tutulmamaktadır. Örgün ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerin açık öğretim liselerine geçişlerine yönelik iş ve işlemler, Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin “Açık öğretim liselerinden örgün ortaöğretim kurumlarına nakil ve geçişler” başlıklı 41. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yürütülmektedir.”
Değerlendirme: Açık okullar ile ilgili tek yaşlara göre veriler ne mevcut istatistiklerde ne de raporlarda verilmektedir. Pasif öğrenci sayılarına hiç erişilememektedir. Bakanlık bu sorulara yine yanıt vermemiştir.
2-Sığınmacıların eğitim sorunu
Soru: “Geçici koruma ve yabancı statüsünde Türkiye’de kaç çağ nüfusu vardır? Bunların yaş dağılımı nedir, yaşlarına göre okula kayıtlı olan ve olmayanların sayısal dağılımı nedir?” Yanıt: “Göç İdaresi Başkanlığının eylül 2025 yılı verilerine göre ülkemizdeki yabancı nüfusun 1 milyon 32 bin 321’i eğitim çağındaki (5-17 yaş) nüfusu oluşturmakta olup eğitim çağındaki tüm yabancı nüfusun yüzde 79.58’i (821 bin 545) eğitim öğretime dahil edilmiştir. Ülkemizde, 870 bin 37 (yüzde 34.47) eğitim çağında geçici koruma altında (Suriye) nüfus bulunmaktadır. Bu nüfusun yüzde 77.64’ü (675 bin 521) eğitim öğretime dahil edilmiştir.” (…) “Örgün eğitim çağındaki çocukların eğitime erişimlerinin sağlanması için yürütülen proje ve programlar; sürdürülebilir ve sosyal olarak kapsayıcı iş gücü piyasası entegrasyonun teşvik edilmesi projesi, yaşam becerileri programı, Türkiye’deki Suriyeli çocuklar ve ihtiyaç sahibi Türk çocuklara yönelik erken çocukluk eğitimi projesi ve yabancılara yönelik şartlı eğitim yardımı (Y-ŞEY) projesi’dir.”
Değerlendirme: Yanıt uygundur. Uluslararası proje ve yardımlar nedeniyle geçici koruma altındaki çocuklara dair bazı bilgiler ve projeler üretilmekte ve paylaşılmaktadır. Bununla beraber sığınmacı çocukların yüzde 22’si hâlâ okulda kayıtlı bulunmamaktadır. Okul süreci ve yaşadıklarına dair de ayrıntılı çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır.
3-Devamsızlık sorunu
Soru: “5-17 yaş grubunda kaydı bulunmayan 1 milyon 57 bin çocuk ile yabancı/sığınmacı öğrencilerle birlikte toplam 1.4 milyon çocuğun okul dışı kalmasının sorumluluğu kime aittir? Bu çocukları eğitime kazandırmak için hangi somut adımlar atılmıştır?” Soru: “Son iki yılda eğitim sisteminden kopan yaklaşık 2 milyon öğrencinin neden eğitim dışına çıktığı konusunda Bakanlığınızın yaptığı bir araştırma var mıdır? Varsa sonuçları kamuoyu ile neden paylaşılmamaktadır?” Soru: “Okul kademelerine ve yıllara göre öğrencilerin devamsızlık oranları nedir? Soru: “Bakanlığınızın istatistiklerinde devamsızlık oranlarının yer almamasının gerekçesi nedir? Özellikle ortaöğretimdeki devamsızlık oranlarını kamuoyundan gizlemenizin nedeni, öğrencilerin kitlesel olarak eğitim sisteminden kopuşunun izlenmesini örtbas etmek midir?” Yanıt: Milli Eğitim Bakanlığının 2024-2028 stratejik planı kapsamında, devamsızlık ile ilgili olarak aşağıdaki stratejiler belirlenmiştir” (…) “Bakanlığımızca hazırlanan, 2025 yılında başlayan ve üç yıl sürmesi planlanan ‘Temel eğitimde devamsızlığın azaltılması projesi’ (…) “Mevsimlik tarım işçileri” (…) “Herkese erişim sağlayarak eğitim erişimi ve beceri düzeylerinin artırılması” (…) “Pilot illerde saha ve izleme ziyaretlerinin gerçekleştirilmesi” gibi çeşitli çalışmalar yürütüldüğü belirtilmektedir.
Değerlendirme: Bakanlık devamsızlık ile ilgili veri toplamaya başladığını ve bazı araştırmalar yaptığını ifade etmekte birlikte hiçbir sayı veya araştırma sonucu vermemiştir. Bu yanıtlarda değil ama bütçe görüşmelerinde geçen bir bilgide her okul kademesinde -ilkokul evresinde bile- çok yüksek devamsızlık olduğuna dair bazı oran bilgileri geçmiştir (ilkokullarda yüzde 13, ortaokullarda yüzde 16, genel ortaöğretimde yüzde 28, imam hatiplerde yüzde 31, mesleki teknik liselerde yüzde 50).
4-Çocuk işçiliği ve MESEM/çıraklık sorunu
Soru: “TÜİKverilerine göre 720 bin çocuk işçi bulunmaktadır. Ancak sendikalar sayının 1 milyonun üzerinde olduğunu belirtmektedir. Bakanlığınızın bu konuda yaptığı güncel bir çalışma var mıdır? Eğitimden kopan çocukların işçileşme oranı nedir?” Soru: “Eğitim çağ nüfusundan MESEM’lere kayıt olanlarla ilgili istatistik ve araştırmalarınız nelerdir?” Soru: Tarım, tekstil, inşaat ve hizmet sektörlerinde çocuk emeği yoğun biçimde kullanılmaktadır. Bu alanlarda çalışan çocukların kaçı halen zorunlu eğitim çağındadır? Bu çocukların okula dönüşünü sağlamak için hangi somut adımlar planlanmaktadır? Soru: “MESEM’de kayıtlı öğrencilerin ne kadarı 19 yaş ve altı gruptadır? MESEM öğrencilerinin yaşlarına göre sayıları nedir?” Soru: “MESEM (mesleki eğitim merkezi programı) kapsamında kaç çocuk iş gücü sömürüsüne yönlendirilmiştir? Bu çocukların kaçı fiilen okuldan kopmakta ya da iş yükü nedeniyle eğitime devam edememektedir? Bu programların denetimi var mıdır?” Soru: “Bakanlığınızın açıkladığı 2 milyonluk öğrenci kaybı ile çocuk emeği sömürüsündeki artış arasındaki ilişkiyi araştıran herhangi bir bilimsel rapor ya da çalışma yapılmış mıdır? Yapıldıysa sonuçları kamuoyuyla neden paylaşılmamaktadır?” Soru: “İktidarınızın dayattığı MESEM ve benzeri projeler, çocuk emeğini ucuz iş gücüne dönüştürmekten başka bir amaca hizmet etmemektedir. Bu uygulamaların eğitimde niteliği düşürdüğü, çocukları okuldan kopardığı yönündeki eleştiriler karşısında Bakanlığınızın araştırmaları var mıdır, cevabı nedir?” Yanıt: “Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) 138 No.1u Asgari Yaş Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesinde yer alan “Bu sözleşme, çocuklar ve gençler tarafından genel, mesleki ve teknik eğitim için okullarda ve diğer eğitim kuruluşlarında yapılan işlere veya (…) bir iş yerinde yürütülen bir eğitim programının veya eğitim veya meslek seçimini kolaylaştırmak amacıyla hazırlanmış bir yönlendirme ya da rehberlik programının ayrılmaz parçası olan işlere uygulanmaz’ hükmü ile asgari sözleşmenin asgari yaşa ilişkin hükümlerinin mesleki eğitimin ayrılmaz bir parçası olan işlerde uygulanmayacağını ortaya koymaktadır. Sonuç olarak mesleki eğitim programları kapsamında öğrenim gören öğrencilerimiz, yürürlükteki mevzuat ve uluslararası hukuk çerçevesinde öğrenci statüsündedir, 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nun ‘Denetleme ve Ceza’ başlıklı 41 ‘inci maddesinde (…) iş ortamı, sosyal güvenlik, iş güvenliği ve sağlık şartları bakımından ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca denetlenir.’ hükmü doğrultusunda iş yerlerinin iş sağlığı ve güvenliği bakımından denetim görev ve yetkisi 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile ilgili mevzuatı uyarınca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı uhdesindedir.”(…) “Değerlendirmede komisyonlar; işletmelerin mesleki eğitime uygunluğunu, işletmede öğretim programına uygun üretim ve hizmet yapıldığını, öğretim programının en az yüzde 80’inin uygulanmasını sağlayacak donanıma sahip olduğunu, 3308 sayılı Kanun gereğince on veya daha fazla öğrenciye mesleki eğitim yaptıracak işletmelerde eğitim biriminin bulunduğunu, meslek alan/dallarında görevlendirilecek usta öğretici/eğitici personelin bulunduğunu, öğrencilerin giyinme, temizlik ve sosyal gereksinimleri için uygun yerlerin bulunduğunu, işletmelerdeki mesleki eğitim uygulamasının il sınırları dışında yapılmasını gerektiren programlarda öğrencilerin konaklama ve yemek gereksinimlerinin ilgili işletme tarafından karşılandığını, önceki ders yılında ilgili işletmede mesleki eğitim uygulanmış ise eğitimin bu yönetmelik ve öğretim programına uygun olarak yapılmış olduğunu, işletmelerde sağlık ve güvenlik koşullarının tam olarak sağlanıp sağlanmadığını göz önünde bulundurarak belirlemektedir.”(…) “3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu ve Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği hükümlerine göre (…) Öğrenciler, usta öğretici gözetiminde ve bir program dahilinde işletmede beceri eğitimi alırlar. Öğrencilerin işletmede aldıkları beceri eğitimlerinin müfredata uygunluğu, görevlendirilen koordinatör öğretmenler tarafindan düzenli olarak kontrol edilmektedir.” (…) “Bakanlığımız 02.02.2024 tarihli Mesleki Eğitimde İş Sağlığı ve Güvenliği konulu ve 2024/36 sayılı Genelge yürürlüğe girmiş olup işletmelerin öğrencilere yönelik iş sağlığı ve güvenliği konusunda vermesi gereken eğitimler ile alması gereken tedbirleri ve okullarda öğrencilere yönelik yapılacak bilgilendirmeler açıklanmıştır.” (…) “Bakanlığımızca 2025 yılı ocak, şubat ve mart aylarında 230 mesleki eğitim merkezinin denetimi yapılmıştır. Söz konusu Genelge ile, işletmelerin 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümlerine göre iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini alması ve valiliklerce takibinin yapılması hususu da belirtilmiştir.”
Değerlendirme: Bakanlık çocuk işçiliği ve MESEM ile ilgili mevzuat hükümleri saymakta ancak ne ayrıntılı sayısal bilgi ne de usta öğreticiliğin, iş yerlerinin, iş yerlerinde denetim durumlarının uygunluklarına, dahası çocukların bu süreçte yaşadıklarına, tüm bu süreçlerin eğitim ilkelerine uygunluğuna dair bir bilgi veya araştırma sunmamaktadır.
5-İçme suyu ve beslenme sorunu
Soru: “Okul kademelerine ve çeşitlerine göre (ilkokul, genel ortaokul, imam hatip ortaokulu, genel liseler, imam hatip liseleri, mesleki teknik liselere göre) kaçında çocukların tuvalet dışında su içebileceği çeşme/sebil imkanı bulunmaktadır?” Soru: “Okul kademelerine ve çeşitlerine göre (ilkokul, genel ortaokul, imam hatip ortaokulu, genel liseler, imam hatip liseleri, mesleki teknik liselere göre) kaçında yemekhane imkanı bulunmaktadır?” Soru: “Okul kademelerine ve çeşitlerine göre (ilkokul, genel ortaokul, imam hatip ortaokulu, genel liseler, imam hatip liseleri, mesleki teknik liselere göre) kaç öğrenciye ücretsiz, kaç öğrenciye ücretli yemek verilmektedir?” Soru: “Çocukların açlık, yoksulluk ve yetersiz beslenme nedeniyle okuldan kopmasının önüne geçmek için her okulda ücretsiz bir öğün yemek ve içilebilir temiz su sağlanması yönünde bir projeniz var mıdır? Yoksa bu konuyu da “Kaynak yok” bahanesiyle görmezden gelmeye devam etmeyi mi tercih ediyorsunuz?” Soru: “İllere göre okul kantinlerinde ortalama 0.5 l su, ayran ve tost fiyatları kaç TL’dir?” Soru: “Okullardaki içme suyu hakkı ve okulda beslenme hakkına yönelik çalışmalarınız nelerdir?” Yanıt: “Bursluluk ve parasız yatılılık hizmetleri, söz konusu yönetmelik kapsamında maddi durumu yetersiz olarak tespit edilen öğrencilere sunulmaktadır.” (…) Bununla birlikte Bakanlığımızca, Millî Eğitim Bakanlığı Taşıma Yoluyla Eğitime Erişim Yönetmeliği hükümleri doğrultusunda yürütülen öğrenci taşıma uygulaması kapsamında taşınan ilköğretim ve ortaöğretim öğrencileri ücretsiz öğle yemeği hizmetinden yararlanmaktadır. Ayrıca, ilköğretim ve ortaöğretim öğrencilerine öğrenci taşıma uygulaması kapsamında ücretsiz öğle yemeği hizmeti sunulan okullarda açılan özel eğitim sınıflarına devam eden öğrenciler ile taşıma merkezi okullarda eğitim gören öğrencilerden kapsam dışında olanlardan Sosyal Yardım Dayanışma Fonu verileri doğrultusunda tespit edilen öğrenciler de ücretsiz öğle yemeği hizmetinden yararlanmaktadır. Öte yandan 11.09.2025 tarihinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün intemet adresinde yayımlanan duyuru ile maddi durumu yetersiz ailelerin çocuklarına yönelik sosyal ve ekonomik destek hizmeti (SED) verileceği bildirilmiştir.”
Değerlendirme: Bakanlık birkaç küçük istisna dışında taşımalı öğrencilerle sınırlı ücretsiz yemek verildiğini belirtmektedir. İçme suyundan yemekhane ve yemek olanaklarına, kantindeki ücretlere, çocukların içme suyu ve beslenme durumlarına dair hemen tüm soruları yanıtsız bırakmıştır.
6-Bakanın Çocuğu için özel okul tercihi ve okul ücreti
Soru: “Çocuğunuzun özel bir okulda kayıtlı olduğu basına yansıdı. Son 3 yılda her yıl için yaptığınız eğitim giderinin tutarı nedir?” Yanıt: “Ülke vatandaşlarının çocuklarının eğitimi için yasal statüde eğitim veren herhangi bir eğitim kurumunu tercih edebilmeleri demokratik bir hukuk devleti olmanın göstergelerinden biri olduğu gibi, kamu görevlileri de aynı tercih hakkına sahiptir. Bireylerin eğitim için tercih ettikleri okullar, siyasi bir değerlendirme aracı olamayacağı gibi etkin görevde olan kamu görevlileri için de siyasi bir değerlendirme aracı değildir. Öte yandan başta kamu görevlisi olmak üzere hiçbir ülke vatandaşının eğitim tercihine ilişkin bilginin üçüncü şahıslarla paylaşılması hukuki ve ahlaki açıdan uygun olmadığı gibi kişisel tercihler ve aile mahremiyetini gözetmek de görevlerimiz arasındadır.”
Değerlendirme: Soru özel bir soru içermemektedir. Bakan veya üst kamu görevlisinin bakanlık bünyesinde resmi okullar dururken çocukları için özel okul tercih etmesinin sebebi, dahası ücretli bir okuldan hizmet alırken hizmet ücreti ödeyip ödemediği sorulmuştur.
Sorular doğrudan olgu soruları, bu olgulara dair bilgiler açıklanmadığından cevap anahtarı oluşturamıyoruz. Soruların cevap anahtarı verilen yanıtların bilgi değeri olacaktı. Böyle bir bilgi/cevap anahtarı olmasa da en azından sorulara yanıt verilip verilmediği bir doğruluk değeri oluşturuyor, eğer yanıt verilmiş ise D doğru, biraz ipucu varsa E eksik, yanıt verilmemişse Y yanlış diye puanlayabilirsiniz. Tam puanı 10 kabul edersek soruların yanıtlanma durumuna 10 üzerinden kaç puan verirsiniz?
Daha saf basit bir soruyu bu köşeyi okuyanlara sormuş olalım: Çocuğunuzu böyle bir okul veya öğretmende okutmak ister miydiniz?
İlmin karşıtı cehaletse/ bilgi yoksunluğu ise, cehaletle doğru eğitim politikası oluşturulabilir mi? Cahil bırakılan bir toplumdan uygar bir toplum yaratılabilir mi?