NASIL/ KİMLER TARAFINDAN YÖNETİLMEK İSTERSİNİZ?

Kimine göre “ütopik” gelecek ama; son günlerde yaşananları düşünürken, dostlarla söyleşirken kaygıdan başka birleştiğimiz yerin çok az olduğuna tanık olmak şu soruyu sormama neden oldu:

Kimine göre “ütopik” gelecek ama; son günlerde yaşananları düşünürken, dostlarla söyleşirken kaygıdan başka birleştiğimiz yerin çok az olduğuna tanık olmak şu soruyu sormama neden oldu: “Nasıl bir ülkede yaşamak istersin” deseler, hiç düşünmeden yanıtım “yaşadığım ülkem” diye yanıtlardım. Ancak “nasıl/ kimler tarafından yönetilmek istersin” diye de sorsalar, bugün var olan hiçbir siyasetçiyi istemezdim büyük olasılıkla. Bir eli yağda/ diğer eli bağda, gölge gibi “hırs” peşinde olan doymazlardan başka bugünün politikacılarından hoşnut kaç kişi bulabilirsiniz acaba?

Bir Atatürk gelmiş, ondan sonra yönetimin başına kim gelmişse toplumun benliğini yok etmiş, insanları sömürü aracı gibi görmüş, “bir koyup beş alma” fırsatçılığı doğmuş, yurdun köşelerinde Amerika özentili makyajlı yüzler oluşmuş, ülkede komplo teorilerle yöneten anlayışlar egemenlik kurmuş, öz değerler yerine dışalım hazır tüketim yaygınlaşmış, emekler sömürülmüş, bu yurdun insanları Amerika adına savaştırılmış, “işini bilen memurlar” el üstünde tutulmuş, emekçiler mülksüzleştirilmiş, emekliler açlığa tutsak bırakılmış… Ülkeyi kurtuluştan bu güne dek getirenlerin, yaşadığınız yurdu yönetmesini siz ister miydiniz?

***

Bu yurdun yurttaşlarının “birliğe gereksinimi var, aynı yazgıyı yaşadıklarını kanıksamalılar” dedikçe, “ayrışmaya” neden olanların; sokakta, okulda, iş bulma kurumunda, fırsatlarda, hakça sonuç beklenen durumlarda her zamanki sertliklerini ortaya koymaktan geri durmuyorlar! Yaşanılır denilen yerler şiddetin, kavganın, hoşgörüsüzlüğün, birbirini anlamamanın, duygudaşsızlığın yaşam bulduğu alanlar oluyor. Kadınlar, çocuklar katlediliyor, işyerinin kapısı zorlanıyor…

Konyalı bir öğretmenin İstanbul’da/ görev yaptığı okulunda canına kıyıldı iki gün önce… Tüm yurtta konuşuldu, onyedi yaşındaki öğrencisinin bıçaklı saldırısında ağır yaralanıp yaşama tutunamayan öğretmen Fatma Nur Çelik… Şimdi saldırıyı gerçekleştiren öğrencinin, psikolojik sorunlarının olduğunu, rehber öğretmenlerinin buna ilişkin tutanaklarının bulunduğundan söz ediliyor. Oruç ayı girecek diye sınıflarda etkinlikler düzenleyen eğitim sisteminin, psikolojik sorunları olan bir öğrencinin okulda olmasının doğuracağı çıkmazı bilmemesi düşünülebilir mi? Üstelik zaman zaman bulunduğu yerlerde “terör” estirmesine göz yumulduğu anlaşılıyor; bunların, ütopyanızda olan bir ülkede “yönetici/ eğitici” olmasını ister misiniz gerçekten?

***

Bir öğretmen bıçaklanarak/ geride çocuğunu bırakarak yaşamdan ayrılıyor, bir öğrenci kimin içine sürüklediği sorulmayan/ bilinmeyen/ üzerinde durulmayan psikolojik sorunları nedeniyle elinde bıçakla saldırıyor, rehber öğretmenine “bu okulda birilerine zarar vereceğim” diyebiliyor, akıl hastanesinde sekiz gün kaldıktan sonra okula dönüyor, sınıfa bıçakla rahatça girebiliyor…

Işıklarda uyusun, liseli yıllarımızda haftada en az bir kez sınıflarda arama yapıldığını anımsıyorum. Sigara/ çakmak araması yapılırdı ama, kimi zaman öğrencilerden kurşun kalem açmak için kullanabileceği dört/ beş santimlik küçük bıçaklar çıkardı. Öğrencilerin üzerinden çıkan, öğrencinin okuldaki yaşamını zora sürükleyecek ne varsa toplanır, kimileri cezalandırılır, bazılarının velileri çağrılarak uyarılırdı. Öyle ya, rehberlik öğretmeninin ödevi nedir, psikolojik sorunları olan birine karşı ne yapılır bıçak saldırısına dek ya umursamamış olmalı ya da öngörememiş… Haydi bunlara ütopik yurdunuzda yer verin…

***

Bugün yaşadığımız tablo, karanlık bir aynada kendi yüzümüzü görmeye çalışmak gibi bir şey olmalı... Karartılmış, her gün daha karartılan bir ortamda kendi yüzümüzü seçemiyoruz, “bulunduğumuz kabın biçimini almaktan” kurtulamıyoruz, sistemin belirlediği çizgi içinde tutsaklığımız sürüyor; iyi mi? “Ütopya” dedim de, yurttaşın birbirine güven duyduğu, hakça kurulan tartacın yaşamda yer bulduğu, emeğin değer gördüğü bir düzenin adı bu. Çocukların okula umutla gittiği, öğretmenlerin güvenle ders anlattığı, kadınların, emeklilerin yaşamdan koparılmadığı bir ülke…

“Nasıl/ kimler tarafından yönetilmek istersin” sorusunun yanıtı burada işte: halkın kaygılarına çözüm arayan, yurttaşın hakkını koruyan/ doymasını sağlayan/ geleceğin karartısını aydınlatan, ayrışmayı değil birliği büyüten bir yönetim... Yönetenlerin değil, yönetilenlerin çıkarını gözeten bir anlayış... Belki kimine göre “ütopik”, ama aslında en gerçekçi özlem bu… Bugün gerek ülkemizde gerek komşularımızda yaşanan gelişmeler bu “ütopyayı” anlamamıza yetmiyor mu?


Oktay EROL

6.03.2026 10:59:00

YAZARLAR


Nurettin ÇELMEOĞLU Yazdı/ ADANA’NIN MARTLARI KIŞKIRTIR MARTILARI

İMO’DAN AFET BİLİMİ EĞİTİMİ

Ergül HALİSÇELİK Yazdı / TÜRKİYE EKONOMİSİNİN 2025 BÜYÜME GERÇEĞİ: RAKAMLAR BÜYÜYOR, REFAH YERİNDE SAYIYOR

Nazım ALPMAN Yazdı/ KAHROLSUN AMERİKAN EMPERYALİZMİ

SARIÇAM’DA GERİ DÖNÜŞÜME “POTALI” ÇÖZÜM

“DEPREM GERÇEĞİYLE YÜZLEŞMEK ZORUNDAYIZ”

TGC’DEN YAPAY ZEKA, TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ VE GAZETECİLİK

SAVAŞ HABERLERİ ÇOCUKLARI OLUMSUZ ETKİLİYOR!

"TÜTÜN BAĞIMLILIĞI HALK SAĞLIĞI SORUNU"

AKAR'DAN 'İNCİRLİK ÜSSÜ' AÇIKLAMASI

ÇUKUROVA BELEDİYESİ’NDEN PAZARLAR DENETİMİ

ÇUKUROVA’DA 1.1 MİLYON ABONE DOĞALGAZ KULLANIYOR

“ADANA’NIN İHRACATI ŞUBAT AYINDA YÜZDE 17,8 ARTTI”

“OSB’LER ADANA’NIN KATMA DEĞERLİ ÜRETİM GÜCÜNÜ PEKİŞTİRECEK”

GÜZELLİK SALONU İŞLETMECİLERİ ESNAF ODASI KURULDU

İfral Turgut Yazdı/ GÜNEŞ KRAL VE SARAYIN GÜCÜ

Düzgün COŞKUN Yazdı/ KARNAVAL TUTKUNLARI ADANA'DA BULUŞUYOR