Platon, demokrasiye güvenmez. Güvenmediği, yanlış ve liyakatsiz ellere geçmiş demokrasidir. Çünkü sınırsız özgürlük vadeden demokrasi her türlü istismara açıktır.
Ona göre devlet bir gemiye benzer. Geminin sahibi güçlüdür fakat denizcilik bilgisi yoktur. Tayfalar ise kaptanlık konusunda yetersizdir ama hepsi dümeni ele geçirmek ister. Aralarında tartışır, birbirlerini kandırır, hatta gerektiğinde zor kullanırlar. İçlerinden en çok bağıran dümeninin sahibi olur
Oysa gemide gerçekten denizcilik bilgisine sahip biri vardır. Ama o yıldızları, rüzgârı, rotayı anlamaya çalışırken, diğerleri onu hayalcilikle suçlar. Sonuçta geminin yönetimi, bilgisiz ama iktidarı en çok isteyenlerin eline geçer.
Burada, gemi devleti, tayfalar halkı ve siyasetçileri, gerçek kaptan ise filozofu simgeler.
Platon’a göre demokrasi, yönetme bilgisi olmayan kişilerin çoğunluk iradesiyle iktidarı belirlediği bir sistemdir. Burada temel sorun, siyasal kararların bilgiye değil, kanaate dayanmasıdır. Çoğunluk, doğru olanı değil, kendisine hoş geleni tercih edebilir. Düzenbazlık gerçeğin önüne geçebilir.
İşte bu tehlikelidir çünkü yönetim, sıradan bir iş değil, uzmanlık gerektiren bir faaliyettir. Nasıl ki, bir hastayı iyileştirmek için doktora, bir gemiyi yönlendirmek için kaptana ihtiyaç varsa, devleti yönetmek için de “iyinin bilgisine” sahip birine ihtiyaç vardır.
Burada temel soru şu: Yönetme hakkı bilgiye mi, yoksa çoğunluk iradesine mi dayanmalıdır?
Platon’a göre siyaset bir teknik ve bir bilgelik alanıdır. Çoğunluğun tercihi, gerçeği garanti etmez. Bu nedenle demokratik düzen, kolayca demagogların etkisine açık hâle gelebilir. Sadece konuşan ama gerçeği bilmeyen kişiler, halkın desteğini alarak yönetime gelebilir. Bilgisiz kişiler iktidarı ele geçirirse devlet otoriter bir yapıya dönüşür.
Gemi benzetmesi, Platon’un demokrasiye duyduğu güvensizliğin bir ifadesidir. Ona göre mesele yalnızca yönetim biçimi değil, yönetimin ele geçirdiği güçlerdir. Devletin dümeni, arzulara ve kanaatlere değil, bilgiye ve bilgeliğe teslim edilmelidir.
Platon’un korkusu gücün yanlış kullanılmasından doğacak kaostur. Bunu önleyecek olan da, kurumlar, hukuk ve denge–denetim mekanizmalarının adil kullanılmasıdır. Bir başka ifadeyle belki de mesele “demokrasi mi filozof yönetimi mi,” değil, bilgiyi demokratik sistem içinde nasıl koruyacağımızdır.
Buradaki düşüncelerin hepsine katılıyor muyum? Hayır. Ama çabam Platon eleştirisi değil, Platon’un devlet anlayışını anlayabildiğim kadarıyla anlatmaya çalışmak.