PORTAKAL ÇİÇEĞİ KARNAVAL MI, ŞÖLEN Mİ, YA DA…

Adana Portakal Çiçeği Festivali yaklaşıyor. Yine “karnaval” diye anılacak, yine aynı tartışma başlayacak. Şunu yinelemekte yarar var: Karnaval, Latince “carne vale / ete veda” demektir.

Adana Portakal Çiçeği Festivali yaklaşıyor. Yine “karnaval” diye anılacak, yine aynı tartışma başlayacak. Şunu yinelemekte yarar var: Karnaval, Latince “carne vale / ete veda” demektir. Katolik Hristiyanlığın Büyük Perhiz’ine (Lent) girmeden önceki son günlerde, et tüketimini bırakmadan önce yapılan coşkulu, maskeli, taşkın eğlencelerin adıdır. Her şeyin serbestçe yaşandığı, hiyerarşinin bir anlığına ortadan kalktığı, bedensel zevklerin ön plana çıktığı dinselliği yadsınmayan bir etkinliktir.

“Karnaval” sözcüğünün içini istediğinizce bir şeylerle doldurmaya çalışın; özü budur! Peki Adana Portakal Çiçeği nedir; karnaval mıdır, şenlik midir, festival midir, şölen midir? Portakal bahçelerinin ilkyazla sunduğu çiçek kokan havasıyla, doğanın canlanmasıyla, verimi/ umudu simgeleyen sevinciyle; maskeli, taşkın, “ete veda” etkinliklerinin aynı adla anılması nasıl bir dünyaya bakıştır, inanın anlamaya çalışıyorum! Adının festival, şenlik, şölen olmasının ne sakıncası var da yabancılaşmaya/ köleleşmeye/ toplumsal çürümeye yeni bir perde açılıyor anlamıyorum!

***

Yabancılaşma, çürüme, köleleşme denildiğinde rahatsız olduklarını biliyorum…  Dilimizde birçok sözcük bulunmasına karşın “karnaval” saplantısından çıkamayan, bir yandan da bununla ünlenmeye/ şanlanmaya çalışanları bilmeyen var mı? “Ne bu etkinlik” dediğimizde “gönüllüğün” öne çıktığından söz ediyorlar! Adana’nın sesini duyurmak, değerlerini uluslararası alanda gündem oluşturmasını sağlamak, Adana’nın ekonomisine katkı yapmak için bunu gerçekleştirdiğini söylüyor… Yaptıklarının büyük bir özveri olduğundan, işlerinin arasından bunlara zaman ayırmalarının unutulmaması gerektiğinden, hiçbir çıkar/ beklenti/ istek içinde olmadıklarını anlatıyorlar. Kime? Ulusal basına…

Evet, Adana’da bir etkinlik düzenleniyor, Adana’nın yararına olduğu konusunda toplantılar yapılıyor, ancak bilgileri Adana basınına ulusal basın duyuruyor! Etkinliğin sponsorları dışarıdan, tanıtan/ ağırlanan/ harcama yapmadan günlerce kalanlar dışarıdan, iyi karşılandıklarını anlatan/ yazan// konuşan/ sevinen/ eğlenen dışarıdan… Adana’ya, Adanalıya kalan neydi peki?

***

Olabilirdi aslında… Portakal bahçelerinin arasında, çiçek kokusunun sokaklara taştığı yalın, ancak dışarıdan gelen konukların yeniden gelmek isteyeceği bir şenlik olabilirdi! Öyle özel çağrılarla, insanları sponsor logosu altında ezerek, herkesin kapısından çıkıp gelebileceği bir kutlama olabilirdi... Adana’nın kaç ilçesi varsa, tamamında ilkyazın gelişi portakal çiçekleri arasında kutlanabilirdi. 
Çocuklar portakal dallarıyla oynar, yaş almışlar eski türküleri söyleyebilir, gençler bahçelerde doyasıya koşabilirdi. Kendiliğinden oluşan, arkasında kapitalist çığırtkanlar olmadığı için susturulan Rakı Festivalini anımsayın; günler öncesinden, neyin/ nereye verileceğini düşünenler mi vardı?

Öyle ya; her şey Adana’da yaşayanlar için değil miydi, Adanalının önündeki çalıları/ cam kırıklarını kaldırmak için değil miydi? Yarışmalar düzenlenebilirdi, portakal çiçeği güzeli seçilebilirdi, en güzel portakal çiçeği öyküleri/ şiirleri yarışması yapılabilirdi, yerel basınla elele verilir/ tüm her şey yerel basınla üleşilerek etkinliğe hazırlanılırdı, etkinlikten daha çok kent yerlisinin yararlanması sağlanırdı… Ne olurdu biliyor musunuz o zaman? Bedel ödenerek getirilenler kendi istekleriyle gelirlerdi, ulusal basın kendi isteğiyle etkinliğin haberini yapardı, etkinliğin daha geniş tabana yayılması için, örneğin yarışmaların sürekliliği için çaba harcarlardı! Dökme suyla değirmen döndürülüyor şimdi!

***

Şunu sormak gerekiyor kanımca; Adana gerçekten portakal çiçeğini mi kutluyor, yoksa her yıl aynı yabancı maskeyle mi avutuluyor? Portakal bahçelerinin mis kokusu, güzel/ varsıl dilimizde daha anlamlı tanımlar dururken “carne vale / ete veda” bilmezliğine sürüklenmek, Adana’nın ilkyaz sevincini ucuz bir panayıra dönüştürmek, yerel insanı kenara itip dışarıdan alkış toplamaya çalışmak, işte tam da bu yabancılaşmanın kendisi, Adana’yı bilmemezliğin ölçüsü…

Oysa Adana’nın gereksindiği ne büyük bütçeli şovlar ne de “karnaval” saplantıları içinde yitip gitmek… Gereksindiği, kendi toprağından, kendi çiçeğinden, kendi insanından doğan içten bir şenlik. Çocuğuyla, yaş almışıyla, genciyle sokaklara taşan, portakal çiçeği kokusunun egemen olduğu, yerel basının içinde bulunduğu, Adanalının kendini evinde saydığı bir ilkyaz kutlaması. Adını festival de koyun, şenlik de koyun, şölen de koyun…Yeter ki Adana’ya, Adanalıya kattığı değerler olsun, yeter ki portakal çiçeği kokusu yalan olmasın, yeter ki…

 


Oktay EROL

25.03.2026 13:17:00

YAZARLAR


ADANA’DA SU KRİZİNİN EŞİĞİNDE TÜRKİYE VE DÜNYA PANELİ

Oktay EROL Yadı/ PORTAKAL ÇİÇEĞİ KARNAVAL MI, ŞÖLEN Mİ, YA DA…

Hilal ULUDAĞ Yazdı/ ADANA’NIN KURALSIZ PARALEL CADDELERİ

KASAPLAR ODASINDAN BİRBİÇER AÇIKLAMASI

MİMAR KEMAL İLKOKULU ÖĞRENCİLERİNDEN FİDAN SEFERBERLİĞİNE DEV ÇIKARMA

TABİP ODASI’NDA 18 NİSAN’DA SEÇİM VAR

UEFA DEMİRSPOR’UN 6 PUANINI DAHA SİLDİ

TBMM GENEL KURULU TOPLANDI

ADANA “ALTIN ŞEHİRLER” SIRALAMASINDA 5.

"YENİ 75. YIL SANAT GALERİSİ'Nİ ÖZLEMLE BEKLİYORUZ"

HEPATİT SİNSİ İLERLEYEBİLİYOR!

Düzgün COŞKUN Yazdı/ PARKLAR PATİKA YOL DEĞİL AMA!

YÜREĞİR’E 3 YENİ ARAÇ

Oktay EROL Yadı/ ZEYDAN KARALAR GÖREVİNE DÖNMELİ…

CHP'Lİ BULUT: ÖZGÜR BASIN YOKSA ADALET DE YOKTUR!

TÜRKİYE’NİN İLK VE TEK KARNAVALI ADANA’DA BAŞLIYOR

ÖMER ÇELİK'TEN ÜLKÜ OCAKLARINA ZİYARET