SAVAŞ MI TİYATRO MU?

Sahada savaş yapılıyor, sahnede tiyatro oynanıyor. Sahne arkasında ise dünya soyuluyor. ABD, Rusya’ya karşı yaptırımlarını oldukça azaltıyor. Çin gemileri Hürmüz Boğazından güvenli ve yüklü çıkıyor.

Sahada savaş yapılıyor, sahnede tiyatro oynanıyor. Sahne arkasında ise dünya soyuluyor. ABD, Rusya’ya karşı yaptırımlarını oldukça azaltıyor. Çin gemileri Hürmüz Boğazından güvenli ve yüklü çıkıyor.

Petrol fiyatları inerken de çıkarken de Londra bankerleri kazanıyor. ABD ve İsrail'in tüm savaş giderlerini "koruma bedeli" adı altında zaten Körfez ülkeleri karşılayacak.

İran yanarken BM, vb. uluslararası kurumlar işlemiyor, bitik. Görünüşe göre kazananlar ABD, Rusya ve Çin. Gerisi kaybediyor. Yani, alavere dalavere Mahmut TEBERİK nöbete.

Bu cendereden çıkmak için; yeni bir dünya düzeni kurulup, yaşanan sürecin mağdur devletleri de bu düzende yerini alması gerekiyor.

Ülkemiz sınırlarına düşen füze parçaları

Ne hikmetse ülkemiz sınırlarına, havada NATO nun vurduğu füzelerin parçaları düşüyor. İsrail, Amerika ya da İran’daki kontrol dışı gruplardan kaynaklı bir sürü provakasyon olabilir.

İran, resmi olarak; “Biz dost ve komşu ülke Türkiye’ye füze atmadık” diyorsa doğrudur, tartışma bitmiştir. Hükümetin bu konuda davranışını ve politikasını tutarlı görüyorum.

Kendimizi dünya lideri sanıp ona buna meydan okumaya gerek yok. Elbette İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’i yürekten alkışlıyorum ama öyle davranmak için;

Ekonomik ve kültürel seviyesiniz yeterli, hukukun üstünlüğü, laiklik, sanayi ve ekonomide istikrar, kuvvetler ayrılığı ilkesine dayalı kurumlaşmış bir demokrasi gerekiyor.

Bir de Pedro gibi sosyalist, yani toplumcu olmanız gerekiyor.

Ve Hükümete önemli bir uyarı!

Amerika ve İsrail'in 28 Şubat'tan buyana saldırısı ile İran yerle bir oldu. Böyle giderse yek ekmeğe muhtaç olacak. Ancak katillerin kendi insanı kıymetli olduğundan İran'a kara saldırısı yapamıyor, ihanet çeteleri arıyor.

Türkiye bundan bir ders çıkarmalı ve mültecileri bir an önce göndermelidir. Çünkü emperyal güçler, yerli işbirlikçileriyle ülkemize Osmanlı Millet Sistemini dayatıyorlar. Anayurdumuz büyük bir potansiyel risk altında.

Özellikle 1970-1990 arasında yaşanan büyük göç nedeniyle, kent ağırlıklı bir toplumsal yaşantı ve taşranın merkezi istilası yaşandı. Kent yoksulu kitle, kırsaldan taşıdığı kendi değerlerini kent yaşamına ve siyasete hakim kıldı.

Siyasi iradesini sandığa yansıtırken, büyük ölçüde sosyo-kültürel ve kimlik farklarından kaynaklanan çatışmalı fay hatlarından (etnik, din, mezhep, gelenekler, vb.) besleniyor. Bugüne kadar yerleşim yeri ve sınıfsal kökenin, seçmen davranışını etkilediğine dair bir kanıt yoktur.

Zaten başımıza bela olan bu kültürel fay hatları, dışarıdan gelen etnik, din ve mezhep bağlamında aşırı bağnaz ve tutucu milyonlar yüzünden daha da kırılgan hale gelmiştir.

Dolayısıyla yok ensarmış, yok muhacirmiş, bu mavra politika bırakılıp yabancı göçmenler hızla Suriye ve Afganistan başta olmak üzere geri gönderilmelidir. Aksi halde Avrupa'dan mülteciler için gelen milyarlarca avroyu harcamanın bedeli ağır olur.

17 Mart 2026.

Mahmut TEBERİK

m.teberik@gmail.com


Mahmut TEBERİK

17.03.2026 14:38:00

YAZARLAR


SEYHAN’DA ZAM ORANI AÇIKLANMADI

AOSB’DEN YENİ PROJELER

ŞEVKİN: 20 BİN DİŞ HEKİMİ İŞSİZ!

BARUT, İKTİDARI GÖREVE ÇAĞIRDI

ADANA’DA ALZHEİMER FARKINDALIĞI İÇİN TİYATRO ETKİNLİĞİ

TEMSA, BATMAN BELEDİYESİ’NE 10 YENİ ARAÇ

ÇUKUROVA ÖDÜLÜ NESİN VAKFINA

ADALETİN TERAZİSİ KANUNLA DEĞİL TOPLUM VİCDANIYLA DENGELENİR

ADANA TİYATRO FESTİVALİ PERDELERİNİ AÇIYOR

TGC: BİLAL ÖZCAN SERBEST BIRAKILMALIDIR

Düzgün COŞKUN Yazdı/ SEVİNDİRİCİ ANCAK GECİKEN BİR KARAR

HEKİMLERDEN 14 MART’TA BEYAZ YÜRÜYÜŞ

TEKİRDAĞ'DA 3 ŞAİR GRUBU KURULDU

CHP’DEN ADANA’DA MEDYA BULUŞMASI

YURTÇU KABRİ BAŞINDA ANILDI

YASAK 1 MART’TA BAŞLADI

ADANA’DA KADINLARA FİLM