TÜRKİYE SİYASETİNDE "YENİ YOL" ARAYIŞI

İzmir merkezli yapılan son araştırmanın sonuçları, aslında tüm Türkiye genelinde bir dip dalgasının habercisi niteliğindedir. Uzun yıllardır süregelen "o aday, bu aday" ikilemi, halk için inandırıcılığını yitirmeye başladı.

İzmir merkezli yapılan son araştırmanın sonuçları, aslında tüm Türkiye genelinde bir dip dalgasının habercisi niteliğindedir. Uzun yıllardır süregelen "o aday, bu aday" ikilemi, halk için inandırıcılığını yitirmeye başladı. İntegral Araştırma’nın verilerinde açıkça görülen "İkisine de oy vermem" çıkışı, yalnızca bir kentin değil, ülkenin genelinde olduğu öngörüsü oldukça yaygın bir görüştür. 

Seçmen kendisine dayatılan iki kutuplu siyaset dünyasında kendini bulamadığı gibi, çözüm üretemeyen kısır döngüden uzaklaşmış durumda. Bu olgu, Türkiye siyaseti için "Yeni Yol" arayışının artık bir seçenekten öte, toplumsal bir zorunluluk durumuna geldiğini gösteriyor. Seçmen, siyasetin merkezinde büyük bir boşluk olduğunu, var olan yapının bu boşluğu doldurmakta yetersiz kaldığını her fırsatta vurguluyor.

***

Ülke genelinde en yüksek güven oranına sahip isimlerden biri olan Mansur Yavaş’ın bile destek oranlarında yaşanan gerileme, genel bir siyasal yorgunluğun en somut kanıtıdır. İYİP, Zafer Partisi, üstelik "iktidar" blokundan oy alabilen tek aday olmasına karşın Yavaş’ın yaşadığı kan kaybı, seçmenin artık yalnızca isimlere değil, sisteme karşı duyduğu tepkiyi özetliyor. 

"İktidarın" yirmi yılı aşkın süren yıpranmışlığı ile “muhalefetin” bu süreci dönüştürmekteki eksikliği, halkı büyük bir kararsızlık sarmalına itmiş durumda. Seçmen, isimler değişse de siyaset yapma biçiminin değişmemesinden, sorunların özüne inilmemesinden derin bir kaygı duyuyor. Bu güven bunalımı, kişilerden daha çok, doğrudan siyaset kurumunun kendisine karşı beslenen güvensizliği açıkça kanıtlıyor.

***

Araştırmadaki en çarpıcı veri, tepki oylarının %29 gibi rekor düzeylere ulaşmasıdır. Bu kitle; milliyetçi, merkez sağ, sosyal demokrat ya da seküler fark etmeksizin ortak bir noktada buluşuyor: "Var olanı istemiyoruz." İstanbul odaklı siyasi davalar, bitmek bilmeyen soruşturmalar, ekonomik darboğaz karşısında üretilen yetersiz söylemler, seçmeni siyasetten soğuturken aynı zamanda yeni bir çıkış kapısı aramaya zorluyor. 

Türkiye’nin dört bir yanında gözlemlenen bu arayış, aktörlerin halkın gerçek sorunlarından ne denli kopuk olduğunu gösteriyor. İnsanlar gündelik geçim sıkıntısıyla boğuşurken, siyasetin kendi iç hesaplaşmalarına hapsolması, seçmen ile siyasetçi arasındaki bağı kopma noktasına getirmiş durumdadır. Bu kopuş, yeni bir siyasal dilin kurulmasını kaçınılmaz kılıyor.

***

Türk siyaseti 2026 yılına girerken tarihi bir yol ayrımında bulunuyor. Seçmen artık "kötünün iyisi" mantığıyla sandığa gitmek istemiyor. Halk; dürüst, ilkeli, kutuplaştırmadan uzak, somut çözüm sunan bir liderlik özlemi çekiyor. Eğer siyasi partiler bu büyük "kararsızlar" kitlesinin sesini duymaz, kendi iç çekişmelerine gömülmeyi sürdürürse, sandık sonuçları büyük bir sarsıntı olacaktır. 

Türkiye, kendi öz kaynaklarına dayanan, halkı merkeze alan, düşünsel saplantılardan arınmış yalın bir siyasal dilin doğum sancılarını çekmekte. Geçmişin kısır tartışmaları, toplumu kutuplaştıran söylemler artık alıcı bulmuyor. Yeni kuşak seçmenler, dogmatik bağlılıklar yerine akılcı, saydam, hesap verebilir bir yönetim anlayışının özlemi içinde geleceğe bakıyor.

***

Siyasal tıkanmışlık, "iktidarın" da, "muhalefetin" de ortak sorunudur. İzmir verilerinde görülen radikal oy düşüşleri, "muhalefet" adaylarının da kendilerini yenilemekte geç kaldığını kanıtlıyor. Halkın önüne konulan her seçenek, bir öncekinin kopyası gibi algılanmaya başlandı. Oysa Türkiye’nin gereksinimi olan şey; bir yüzün yerine başka bir yüzün gelmesinden çok, siyasetin öznesinin yeniden halk olmasıdır. 

Sosyal adalet, hukuk devleti, ekonomik gönenç gibi temel direklerin ancak yeni bir anlayışla oluşabileceği inancı toplumda kök salıyor. Üçüncü yol olarak tanımlanan bu yeni rota, aslında bir kaçış değil, özgürleşme çabasıdır. Bu çaba, toplumun her kesiminde kendine yer bulan büyük bir değişim isteğine dayanıyor.

***

Sonuç olarak; Türkiye genelinde kendini gösteren "Yeni Yol" istemi, siyasetçiler için bir son uyarı niteliğinde... Seçmen artık çantada keklik görülmeyi, belli düşünce kalelerine hapsedilmeyi istemiyor. 2026, geleneksel siyasetin tıkandığı, halkın kendi seçeneğini ortaya koyduğu bir yıl olmalı... 

Dayatmaların yerini halkın özgür istenci almalı, kazananlar yalnızca bu "yeni yolu" özveriyle açanlar, halkın değişim istemine içtenlikle yanıt veren, siyasetin geleceği eskiyi öykünenlerle değil/ yeni olanı savunanlarla olacaktır. 


Oktay EROL

23.02.2026 16:58:00

YAZARLAR


ADANA TAYLAND’DA ULUSLARARASI PLATFORMDA TEMSİL EDİLDİ

"HEEY KEÇİLER, HOOY KEÇİLER” MOZAİK SERGİSİ AÇILDI.

PORTAKAL ÇİÇEĞİ KARNAVAL STANT BAŞVURULARI BAŞLADI

KENT KÜTÜPHANESİ TAMAMLANIYOR

ADANA’DA SON DURUM

Aydın SİHAY Yazdı / BİR KİLO KUŞBAŞI, BİR KİLO DA KIYMA

VALİLİK, MAHKEMEYE KARALAR’IN DURUMUNU SORDU

“BİLİMDEN VE MÜHENDİSLİKTEN ÖDÜN VERMEYİN”

VALİ YAVUZ’DAN EĞİTİM DEĞERLENDİRME TOPLANTI

Vahit ŞAHİN Yazdı / HAKİMİYET-İ MİLLİYE- ULUS COM - İSMAİL BAŞKAN

PORTAKAL ÇİÇEĞİ KARNAVALI TARİHİ AÇIKLANDI

Düzgün COŞKUN Yazdı/ ÇGC'DE ATATÜRK POSTERLİ DEVİR-TESLİM TÖRENİN ARDINDAN

TATARLI HÖYÜK KAZASINA MODEL PROJE STATÜSÜ

DEMİRSPOR’DA 3 İSME GÖZALTI

TURHAN SELÇUK SANAT OKULU’NDA TİYATRO KURSU

''SUÇ NEREDE? SUSMAYACAĞIZ''

"ALİCAN ULUDAĞ SERBEST BIRAKILMALIDIR”