TUTKU ÇİÇEĞİ

Faşizm, insanın yaşam alanlarını kuşatan, onu umutsuzluğun karanlığına iten, hayallerini ve yaşama sevincini yok eden, nefes almasını bile engellemeye çalışan, her yanını kuşatarak kıpırdayamaz hale getiren bir yönetim biçimidir

 

Faşizm, insanın yaşam alanlarını kuşatan, onu umutsuzluğun karanlığına iten, hayallerini ve yaşama sevincini yok eden, nefes almasını bile engellemeye çalışan, her yanını kuşatarak kıpırdayamaz hale getiren bir yönetim biçimidir. Okuyarak öğrenmiştik, yaşayarak da öğrendik. Ne bekler bu duruma düşen bir insan? “Kalkın, silkinin; yalnız değilsiniz,” diyen bir ses.

Çıktı öyle bir ses. Hem de Faşizmim en aşağılık yöntemlerinin uygulandığı bir ülkeden. Bir kadından: “Dizlerimizin üzerinde yaşamaktansa ayaklarımızın üzerinde ölmek daha iyidir,” dedi, Dolares Ibarruri. Toplum ona bir isim verdi: ”TUTKU ÇİÇEĞİ.” 

Yoksul bir madenci ailesinin 11 çocuğundan sekizincisi idi, Dolaraes. Daha küçük yaşlarda, konuşma yeteneğiyle tanındı. Öğretmeni onun da öğretmen olmasını istiyordu. Ama ailesi ekonomik sebepler yüzünden okutamadı. O da balık satarak, hizmetçilik ve terzilik yaparak hayatını kazanmaya çalıştı.

Büyüdü, çalıştı, didindi ve Halk Cephesi koalisyonunda, komünist partisinden milletvekili ve Halk Cephesinin en güçlü hatiplerinden biri oldu. 

Faşistler Madrid kapılarına dayandığında  “Geçemeyecekler,” diye haykırdı. Bir radyo programında, sürgündeki kadınları cumhuriyeti savunmak için yurtlarına davet ederken, söylediği, ‘‘Dizlerimizin üzerinde yaşamaktansa ayaklarımızın üzerinde ölmek daha iyidir,’’ sözlerini, “Faşizmi Ezeceğiz,” diyerek, her konuşmasında tekrar etti. Başına ne geleceği umurunda değildi. Önemli olan onurlu yaşamaktı.

Cumhuriyetçilerin yenilgilerinin sebebinin, güçsüzlük değil, bölünmüşlük ve birlik olamamak olduğunu söylüyordu. İnançla ve inatla, “Nehirler denizi kıpkızıl kana boyamadan, bizi kimse tutsak edemeyecek,” diyordu. 

Nehirler kan aktı, tam üç yıl. 1939’da, önce Madrid, sonra Barcelona düştü. Dolares, yoldaşlarıyla birlikte önce Paris’e, ardından da Sovyetler Birliği’ne sığındı. Mülteciliği sırasında Moskova’da İspanya Komünist Partisi’ni temsil etti ve sonraki yıllarda defalarca parti başkanlığına seçildi.

Franco’nun ölümünün ardından ülkesine döndü ve yeniden milletvekili seçildi. Aktif politik yaşamını ölümüne kadar sürdürdü. 1989 yılında, 93 yaşında, iş başında zatürreden öldü. Arzu ettiği gibi: AYAKTA.

Hiç kolay bir hayatı olmadı. Ama hep onurluydu. Dediği gibi, yaşadı. Hiç diz çökmedi.

TIPKI FRANCO FAŞİSTLERİNİN KURŞUNA DİZDİĞİ GARCİA LORCA'NIN ÖLÜRKEN SÖYLEDİĞİ GİBİ:

 

"Özgür olmayan insan nedir,

Söyle bana Marina.

Söyle, seni nasıl sevebilirim.

Özgür olmazsam?

Sana kalbimi nasıl açabilirim,

Bu yürek benim değilse?


İfral TURGUT

16.02.2026 21:25:00

YAZARLAR


“KENTE DEĞER KATACAK BİR MERKEZ YAPILMALI”

İNSANA YENİ YOL ARKADAŞI KEDİLER!

“DİŞ HEKİMLERİ TEMEL SAĞLIĞIN BEL KEMİĞİDİR”

“BAYRAM İKRAMİYESİ YOKSULLAŞMANIN BELGESİDİR”

İMO ADANA ŞUBESİNDE HIDIR ÇAK GÜVEN TAZELEDİ

YEŞİLAY’DAN “BIRAK ŞİMDİ” KAMPANYASI

Şahin ESENDEMİR Yazdı/ KRALLAR NEDEN KAYBEDER?

VALİ YAVUZ’U ZİYARET ETTİ, PARTİSİNİN KONGRESİNE KATILDI

YOLLAR ULAŞIMA AÇILDI

Nurettin ÇELMEOĞLU Yazdı/ SOKAK HAMBALLARI

SEYHAN’DA PARKLAR YENİLENİYOR

“ADANA’DA 4 YENİ YATIRIM TEŞVİK KAPSAMINA ALINDI”

184 BİN KİŞİYE SOSYAL EKONOMİK DESTEK

ADANA’DA “RADYOTERAPİ VE BESLENME” HASTA OKULU

HAYAL PARK’TA AĞAÇ KATLİAMI!

ÇGC BAŞKANLIĞINA KURTUL ÇAKIN SEÇİLDİ

ŞEHİR HASTANELERİNDEN SAĞLIK ÇALIŞANLARININ KAÇIŞI