Bilimi, “aklın yolunu” önüne almayan geride kalıyor; doğa nasıl kullanılıyorsa “onun” yanıtını veriyor! Dere yataklarını doldurup beton yapılarla donatıyorsanız selden, dağlarındaki yıllanmış ağaçları “altın madenleri” için yok ediyorsanız yabanıl yaşamdan, sera etkili ürünler kullanılmasını yaygınlaştırıyorsanız hava koşullarından, toprağı işlemeyi/ suyu kullanmayı bilimsel yönüyle ele almadığınızda verimin düşmesinden doğacak kaygıları bolca duyacaksınız!
Dağların zeytinliklerini “bize zeytinlik mi önemli, sanayi mi diye sorsalar, elbette sanayi deriz” anlayışı değişmediği, dağdaki ormanlık alanların da bazı canlılar için “yaşam alanı” olduğu savsaklandığı sürece “doğa” kendine zarar verenlere bedelini ödetecek! Üreticilerin modern yöntemlerle üretim yapmalarına olacak sağlamadıkça, toprağa zarar verici ilaçlama/ sulamada yenilikçi çözümler uygulamaya geçmedikçe hep sorunlar yaşanacak, hep “doğa” bir adım önce gidecek!
***
Şimdi eskisi değil; hava koşullarının “önümüzdeki” süreçte nasıl olacağı konusunda ileri sürülen öngörüler genelde gerçekleşiyor! Hava sıcaklıklarının ne olacağı, neleri etkileyeceği, nasıl önlemler alınması gerektiği gibi birçok yönlü bilgiler veriliyor! Günler öncesinden sıcak havaların yerini soğukların alacağını, belli bölgelerde kar, tipi, don olaylarının yaşanacağını duyduk! Yola çıkardan dikkatli olunmasını, araçlar için gerekli malzemelerin bulundurulmasını, yaşanacak “don olayı” için önlemlerin alınması gerektiğini duymayan kalmadı!
Kimler duydu, kimler uyarıları dinledi bilmiyorum! Ama son yaşananlar gösteriyor ki, “uyarılardan” gereken ders çıkarılmamış, geçmişte olduğu gibi “birden” değişen hava koşulları nedeniyle üreticiler zarara uğramış, zaten darboğazda kıvranarak sürdürdükleri üretim kaygıları büyümüş!
***
İki gün önce Kozan’daydım… Gerek narenciye bahçeleri, gerekse tarla bitkileri yetiştiricileri yaşadıklarından dolayı yalnızlıklarından söz etti. Yılın ikinci ayı geride kalmasına karşın narenciye üretiminin yüzde otuzunun daha dalında olduğu ileri sürülüyordu! Normal kış aylarında olması gereken soğuklar yerine “sıcak/ yaz” havaların yaşanması birçok ağaçların uyanmasına, filizlenmesine, ışınlanmasına, sürgülenmesine neden olmuştu! Geçtiğimiz günlerde gerçekleşen, günler öncesinden de “uyarıları” yapılan “don olayı” nedeniyle başta taze sürgüler zarar gördü!
Bir fotoğraf görmüştüm: zerdali çiçek açmıştı, hava koşulları izin verse yaprakları yeşersek, ardından da çiçekler meyve olmaya kendini hazırlayacaktı! Ama “doğa” izin vermemişti! Yaprağa durmayı bekleyen çiçekli dallar buza kesmiş/ sarkıtlaşmıştı! Belli ki bu olgu diğer ağaçlar için de geçerli olacaktı; narenciye, zeytin ağaçları gibi dönemlik ekilen tarla bitkileri de aynı zorlukla karşılaşmıştı!
***
Bilim, akıl “doğanın” nasıl daha yararlı kullanılacağını da söylüyor! Yoksa bunca üniversiteye ne gerek vardı ki, tarımın konuşulması gereken bir coğrafyada ziraat mühendisliğinin ne anlamı vardı ki? Bölgemizde özellikle narenciye ile seracılık konusunda üreticilerin “don olayı” nedeniyle karşılaşılacaklar için bilgilendirilmesi gerekmez miydi, şimdi birçok ülkede yaygın biçimde kullanıldığı belirtilen “erken uyarı sistemlerinin” kurulması sağlanamaz mıydı? Toprağı işliyor gibiyiz, suyu kullanıyor gibiyiz; hepsi o kadar!
Doğayı koruyarak, üniversiteli ziraat mühendislerini üretime katarak “don” benzeri olguların zararlarını daha aza indirmek olası iken, biz şu an “adları” üretimle eşdeğer tutulan odaların iğdiş “iktidara” yaranma yaklaşımlarıyla karşı karşıyayız! Bu nereye dek sürecek ki? Pamuğa ne olduğunu düşünün, diğer ürünlerin başına benzerinin gelmeme gibi bir güvencesi olmadığını düşünün!