Menü Adana Ulus – Adana’nın İlk Dijital Haber Portalı (2006)
Düzgün COŞKUN

Düzgün COŞKUN

Tarih: 09.03.2026 19:15

"DOST ACI SÖYLER" AMA!

Facebook Twitter Linked-in

 

Günümüzde sıkça kullanan bir atasözü var, "Terzi kendi söküğünü dikemez" diye! Bu sözü sıkça kullananları önemsemek gerek diye düşünüyorum. 

***

Çünkü bu söz, insanların uzman oldukları konularda başkalarına yardım ederken, kendi benzer sorunlarını çözmekte yetersiz kalmalarını veya ihmalkar davranmalarını ifade eder. Mecazi olarak, başkasına hizmet edenin kendi işini aksatması veya kendi ihtiyacını göz ardı etmeyi anlatır. 

Başkalarına fayda sağlayan kişinin, aynı faydayı kendisi için sağlayamaması ne acı bir şey!

***

Neden insanlar, kendi meselelerinde başkalarının sorunlarında olduğu gibi soğukkanlı ve rasyonel davranamıyor acaba! Bu söz, günlük hayatın her alanında sıklıkla kullanılıyor. Ama nedense bana itici geliyor. Mesela herkesin söküğünü diken terzi, kendi söküğünü niçin dikmesin.

***

Değerli okuyucularım, şimdi asıl konuya gelmek istiyorum. Şöyle ki; geçtiğimiz cuma günü sayfamda, "Bayram öncesi genelgenin gölgesine sığınmayın" başlıklı bir yazıyı kaleme almıştım 

***

Bu ilkyazım değildi. Daha önce aynı konuda yazılar yazdığımı biliyorum. Yerel gazetelerin yaşaması gerektiğine inananlardan olduğum için Ramazan Bayramına ramak kala konuyu bikez daha gündeme getirmek istemiştim aslında!

***

Olur ya! Belki bir kurum yöneticisi, özel teşebbüs ya da Oda Başkanı çıkar, "Yerel basın susarsa sesimizi nasıl duyuracağız? Sorunlarımızı nasıl dile getireceğiz? Kim bizi dinler" der.

***

Ancak yazıyı yazarken, "Terzi kendi söküğünü dikemez" Atasözü aklıma gelmedi. O an için düşünemedim desem daha doğru olur sanırım. 

***

Terzi kendi söküğünü dikemediği malum. Atalar bunun için o sözü söylemiş. Peki günümüzde yerelde gazetelerde alın teri döken, gecesini gündüzüne katan, olaylar peşinden koşan, omuzunda kamera ya da fotoğraf makinesi, elinde not defteri ve kalem olan bazen ölümle tehdit edilen gazeteciler, neden hak arama mücadelesi veremiyorum ya da bu konuda yetersiz kalıyor. Hatta başarısız bir grafik çiziyor neden?

***

Hep derim ki, yerel gazetelerin yaşaması kaçınılmazdır. Yerel medya halkın nefes almasını sağlar. Yerel medya zorda, bu tehlike her geçen gün etkisini artırarak gösteriyor. Bu tehlike artık görmezden gelinemez. Ama ben söylüyorum sahada olan her türlü tehlike ile karşı karşıya bulunan gazeteciler tepki vermiyor. Bırakın olumlu tepkiyi olumsuz konuşan derdini dile getiren de yok gibi!

***

Bugün yerelde çalışan gazetecilerin büyük çoğunluğu asgari ücretin altında maaş alıyor. Hakkım bu değil diyemiyor. Sesini yükseltmeyi bırakın, tepki vermeye cesaret edemiyor, "işimden olurum" endişesi taşıdığı için. Üzülerek ifade etmem gerekirse; pek de haksız sayılmazlar. 

***

Sabah evinden çıkarken, acaba bugün işten kovuluyor muyum endişesi beynini kemiriyor gazetecinin. Biliyor ki, her şey patronun iki dudağı arasında. Basın emekçisi çalışma yaşamı ile ilgili yapılan yasal düzenlemelerin işveren lehine olduğunu biliyor. 

***

Bırakın aleyhte lehine yazılan yazılara yorum yapamıyor. Basın emekçileri bu yazıları önemsemediği için mı yoksa beğenirse patrondan "azar" duyar diye mı, bunun takdirini kamuoyuna bırakıyorum.

- "Yerel basın, yazdıklarınıza sahip çıkmalı" -

Geçmişte aynı kurumda fakat farklı kentlerde özveriyle görev yaptığımız kadim dost Halil Cengiz Çiçek, yazımla ilgili ciddi bir paylaşımda bulundu. Paylaşımı çok kıymetli bulduğumu ifade etmeden geçemeyeceğim.

***

"Dost acı söyler" atasözü, gerçek dostlar kişinin hata ve yanlışını, canı sıkılsa bile iyilik için, yüzüne karşı dürüstçe söyler. Kişinin hatasını düzeltmesini sağlamak ve daha büyük yanlışlara düşmesini engellemek ister. Tıpkı kadim dostum Halil Cengiz Çiçek gibi!

***

Bakınız Sayın Çiçek ne diyor: "Üstat, (Estağfurullah) kaleminize sağlık ama ben dahil 4 kişi beğenisini ifade etmiş. Önemini dile getirdiğiniz yerel basın, “işte benim sesim” diye yazdıklarınıza sahip çıkmayınca, destek çağrısı yaptığınız kurumların tavrı ne olur?

***

Sansür oto sansürden daha özgürlükçü dediğimde lütfen yanlış anlamayın. Çünkü oto sansürde birey kendisini her konuda kısıtlar ve geriye hiçbir şey kalmaz. Belediyeye, siyasetçiye, bürokrata ve reklam verene “ters gelecek” bir şey yazılmaması için birey kendisine acımasız sansür uygular. 

***

Yeniden başa dönersek, basın mensubu kendisi lehine yazılan yazıya beğeni, yorum ve paylaşım ile sahip çıkmazsa, sizin sorumluluk duygusu ile yaptığınız paylaşım, boşa kürek çekmenin ötesine geçemiyor. Bu durum Adana’ya özgü değil, her yerde durum aynı. Selamlar".

***

Objektif bir bakış açısı. Söylenecek söz bırakmayan bir paylaşım.

***

Kıymetli meslektaşıma içtenlikle teşekkür ederim. İyi ki böyle dostlarımız var. Boşa kürek çekmenin bir anlamı yok doğru bir söz. Ben paylaşımını uyarı olarak nitelendiriyorum. Payıma düşeni de alırım. Bundan onur duyarım. Nitekim, dost acı söyler ama doğru söyler diye. 

***

Kadim dost Sayın Çiçek'e tekrar teşekkür ederim. İnanın yerel medya konusunda benimle hemfikir. Ancak basın mensuplarının sorunlarına vakıf olduğu halde savunmasız kalmalarına en az benim kadar üzülüyor. 

***

O nedenle derim ki, meslek etiği gereği, içimizden birilerinin çıkıp bu sorumluluk duygusu ile hareket etmesi gerekir. Halil Cengiz Çiçek her ne kadar böyle bir uyarıda bulunsa da gönlü bizimle. Yoksa yanılıyor muyum!

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —