Oktay EROL

Tarih: 06.02.2026 16:06

ADANA’DA AYNI ÇAMURDA DEBELENMEK…

Facebook Twitter Linked-in

Ne oldu anımsayalım… Önce AKP Adana Milletvekili Abdullah Doğru, basınla gerçekleşen buluşmasında iktidarın kente yaptığı hizmetleri anlatırken yerel yönetimlerin Adana’daki işlevini “Çapsızlıklarına bakmadan yerel yönetim hizmetleri ürettiklerini söylüyorlar” diyerek tepki göstermişti. “İktidarın”, basınçlı boru sistemi projesini anımsatmış, “bu yıl projesine başlıyoruz, sağ sahil ile sol sahil ile çıkış yapacağız, OSB’lerde çok kişiye iş olanağı sağlayacağız” diyerek de sözlerinin altını çizmişti... 

Doğru, elli milyar bütçesi bulunan Adana Anakent Belediyesi’nin üç alt geçit yapmakla övündüğünü, bunu utanılması gereken bir olgu olduğunu vurgulamış, Karayolları Genel Müdürlüğü ile Ulaştırma Bakanlığı’nın yetersiz kalan otobanın iyileştirilmesi için çalıştığını, Karaisalı ile Salbaş Otoban bağlantısının kısa zamanda ulaşıma açılacağını, Adana’ya ilk TOKİ’yi getiren hükümetlerinin olduğuna belirtip “Güney Kuşak Bulvarı’ndaki kamulaştırma maliyetleri nedeniyle gecikmenin yaşandığını ve sorunun çözülerek bu projenin da hayata geçirilme müjdesini verebilirim’ demişti. 

***

Sonra ne oldu biliyorsunuz… Aylardır süren kuraklığın ardından, doğa “yasası” gereği, biriken bozgunluğu bir çırpıda attı, atarken de kanallar taştı, kıyıları araçlarla kurtarılmış sayılan geniş yollar geçilmez oldu, bodrumlu apartmanlar su altında kaldı, kirli kentleşme nedeniyle kanalizasyonlar yağmur sularını taşımadı, doldurulan dere yataklarına yapılan beton yapılar sular altında kaldı!

Bunu “iktidar” hep yapıyor; yine yaptı! Yaklaşık çeyrek yüzyıldır süren “iktidar” gücünü, bir/ iki dönem işbaşında bulunan belediyelerin sırtına yüklemeye çalışırken, “iktidar” sorumluluklarını göz ardı etti, her zaman olduğu gibi! 

***

Adana, her geçen gün kan yitiriyor; bunu doğru bulmuyorum! İş alanları eriyor, tarımsal alanlar yeterince üretim vermiyor, hayvancılık her geçen gün dip yapıyor, işyerleri kapanıyor, gençler iş umuduyla başka kentlere gitmek istiyor, üretimlerden gerektiğince katma değer sağlanamıyor, siyasetçiler çok “-cek, -cak” ekli tümceler kurarken elde olanı alıp götürüyor, tüketim odaklı mağazalar “yatırım” denilerek halkın aklıyla oynanıyor, betondan yapılar/ su geçirmez asfaltlı yaşam alanları “doymaya” yetiyor gibi dillerinden düşürülmü!

Biliyor musunuz, “OSB’lerde çok kişiye iş olanağı sağlayacağız” sözü yıllardır yineleniyor! Üstelik Şakirpaşa Havalimanı Adana’dan kapatılırken de yinelenmişti.  Çukurova Uluslararası Havalimanı açılalı, Şakirpaşa Havalimanı kapanalı yaklaşık birbuçuk yıl oldu! Belirtilen OSB’ler ne açıldı, ne de onlarca kişiye iş olanağı sağlandı! 

***

Yalnız milletvekilleri ya da “iktidarın” Adana sözcüleri değil; bir kez oturup/ yıllardır aynı koltuğu bırakmamak için her yolu deneyen “iktidar” sever/ sözde sivil toplum kuruluş başkanları da var! Açın, üşenmeden geçmiş yıllarda söyledikleriyle, bugün söylediklerine… Üreticinin, esnafın sorunlarını ortaya koyuyorlar, ancak çözüm konusunda bir türlü ivme göstermeyen “iktidara” tepki göstermedikleri gibi, her yeni izlence açıklanmasında övmekle bitiremiyorlar!

“İktidarın” milletvekilleri “-cek, -cak” demeyi bir övünç kaynağı sayarsa, il sözcüleri çeyrek yüzyıllık “iktidarın” beceriksizliğini yerel yönetimlere bulamaya çalışırsa, kurumları/ odaları “iktidar” seviciliğini sürdürürse, sorarım size Adana’da üretici nasıl toprağını ekecek, gençler Adana’da geleceğini nasıl arayacak, sokaklar şiddetten/ kavgadan/ gürültüden nasıl arınacak; söyler misiniz?

***

Sorduğum bu soruların yanıtı, yaşamımızın içinde... Adana, yıllardır "yapılacak, edilecek" gibi boş sözlere tutsak olmuş bir kent görünümünde. Kentin son yirmi yılına bakın… Oysa doğa, kendi yasasını uygularken ne siyasal erkini tanıyor ne de boş sözlere boyun eğiyor. Yaşadığımız su baskınları, sular altında kalan umutlar, ardı ardına kapanan iş yerleri, bu kentin yazgısına terk edilmişliğinin kanıtı değil mi siz söyleyin! 

Yerel yönetimlerin yetersizliğini dillerine dolayanlar, çeyrek yüzyıllık yönetim erkini ellerinde bulundurup da Adana’yı bir çıkmaza sürükleyenlerin kendileri olduğunu gizliyor. Kentin yaşanmışlıkları var; verilen boş sözler, kapatılan havalimanının sessizliğe gömülen pistleri unutmayacak. Artık günü kurtaran söylemlerle, betona gömülen yaşamlarla yitirecek zamanı kalmadı Adana’nın. Adana’nın gereksinimi olan şey, boyalı açıklamalar değil; üretimi odağına alan, genci işsiz bırakmayan, doğayla barışık bir yönetim anlayışıdır. Eğer bu dönüşüm gerçekleşmezse, bu günler de aranacak, aynı çamurda debeletmek siyasetçilerin çabası oldukça kurtuluş uzaklaşacak; biline… 

 

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —