Düzgün COŞKUN

Tarih: 07.03.2026 00:37

BAYRAM ÖNCESİ GENELGENİN GÖLGESİNE SIĞINMAYIN(!)

Facebook Twitter Linked-in

Yerel gazetelerin yaşaması kaçınılmazdır. Yerel medya halkın nefes almasını sağlar. Sorunlarının çözümüne katkı amacıyla kaç yazı yazdığımı hatırlayamıyorum. Ancak şunu bir kez daha rahatlıkla söyleyebilirim: Yerel medya zorda, bu tehlike her geçen gün etkisini artırarak gösteriyor. Bu tehlike artık görmezden gelinemez.

***

Bu satırları kaleme alan, halk adına sorumluluk üstlenen bir yurttaş olarak olumsuz gidişata seyirci kalamam. Yerel medya ve dijital haber platformlarının sırtına kambur maliyet yüksekliği, ilan, abone ve reklam grafiğindeki düşüşü görmezden gelemem.

***

Bu sorunu ısrarla dile getirmeye devam edeceğim. Söz konusu sorun sadece yerel görsel ve yazılı basını etkilemiyor, aynı zamanda dijital haber platformlarının da abone, ilan ve reklam pastasından pay almasını büyük ölçüde önlüyor. Bir başka ifadeyle medya can çekişiyor. 

***

Baskı, dağıtım fiyatlarının yüzde yüz arttığı bir süreçten bahsediyoruz. Haftalık 15 günlük ya da aylık gazeteler denizin yüzeyinde değil, dip noktasında! 

***

Deniliyor ki, "Basın, demokratik toplumlarda yasama, yürütme ve yargı organlarının ardından gelen dördüncü kuvvet "olarak adlandırılır." Bu kadar mı? Elbette değil. Devamla, kamuoyu oluşturma, denetleme ve bilgi sağlama rolüyle, halkın bilgilendirilmesinde merkezi bir rol üstlenir ve demokratik düzenin korunmasında önemli bir güç olarak kabul edilir. 

***

Değerli okuyucularım, eğri oturup doğru konuşalım ve şöyle dönüp ülkemizde son 10-15 yılda yaşanan gelişmelere bakalım,

Türkiye'de son 15 yılda (özellikle 2016 ve takip eden süreçte), 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL kapsamında çıkarılan KHK'lar ile 16'dan fazla televizyon kanalı ve 45'ten fazla gazete kapatıldı. Yerel basında ise ekonomik nedenlerle 2013-2022 arası binlerce yerel gazete yayınını sonlandırarak kapandı. 

- Medyada ikinci büyük tehlike: "Otosansür"

Öte yandan, basında "Otosansür" denilen "İllet" de tüm hızıyla devam ediyor. Bu durum sektörü sosyal ve ekonomik yönden daha da güçsüz bırakıyor, itibar erozyonuna uğratıyor. Halk gazete sayfalarında kendini bulamıyor. Dolayısıyla gazete alıp okumuyor, internet üzerinden göz gezdiriyor. Yerel görsel ve yazılı basının imtiyaz sahipleri, siyasal iktidarların baskısını her an ensesinde hissediyor! Bu panik ve korku uykularını kaçırıyor. Dolayısıyla bağımsız duruş sergileyemiyor, "taraf" olmakla yüz yüze kalıyor. Bu da gazeteleri okursuz bırakıyor. 

***

Dolayısıyla bu gidişatın tersine dönmesi için, başta yerel yönetimler olmak üzere kent dinamikleri, Odalar, sivil toplum kuruluşları, sendikalar, demokratik kitle örgütleri, dernekler ve özellikle Adana iş dünyasına bir kez daha çağrıda bulunuyorum ve diyorum ki, yerel medya susarsa sesinizi Ankara duymaz. Meramınızı anlatacak makam bulamazsınız. Bulduğunuzu farz edin kimse derdinize deva olmaz.

- Bayram öncesi genelgenin gölgesine sığınmayın -

Basın kurumlarla halk ve iş dünyası arasındaki köprüdür. Herkesi ve her kesimi suyun karşı tarafına sağlıkla ulaşmasını tüm iletişim kanallarının açık tutulmasını sağlar. 

***

Yerel medya kapanırsa toplumun sesi kısılmaz aksine kesilir. Gelin Ramazan Bayramı öncesi genelgelerin gölgesine sığınmayın. Yerel basına kapılarınızı tamamen kapatmayın, aksine açık tutun ki, sorunlar kolay çözüme kavuşabilsin. Toplum rahat nefes alsın, herkesin yüzü güleç olsun.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —