İfral TURGUT

Tarih: 07.02.2026 20:53

DEMOKRASİLERDE SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI

Facebook Twitter Linked-in

Hepimiz siyasetçi olamayız ama hepimiz bir sivili toplum kuruluşu üyesi olabiliriz. Nedir Sivil Toplum Kuruluşları (STK) ne iş yaparlar, ne gereği var gibi sorulara cevap ararken, “Aman Hocam, bunlar bizde olmaz,” diyebilirsiniz. Derseniz haklı da olabilirsiniz ama ben demokrasilerdeki(!)  STK’lardan bahsetmek istiyorum.

Demokrasi, tarih boyunca farklı biçimlerde tanımlanmış ve uygulanmış bir yönetim biçimidir. Çağdaş toplumlarda STK’lar demokrasinin vazgeçilmez ve tamamlayıcı unsurlarıdır. İngilizcesi (NGO) Non Govermental Organization’dır. Yani hükumet dışı organizasyonlar. 

STK’lar bireylerin gönüllülük esasıyla, ortak amaçlar doğrultusunda bir araya gelerek oluşturdukları kurumsal yapılardır. Yalnızca sosyal hizmet sunan yapılar değil; aynı zamanda siyasal süreçleri etkileyen, kamuoyu oluşturan ve yönetime katılımı sağlayan önemli aktörlerdir.

“Sivil Toplum” kavramı, kökeni Antik Yunan’a kadar uzanan bir düşünce geleneğinin devamıdır. Modern anlamda ise, 18. ve 19. yüzyıllarda özgür düşüncenin gelişmesiyle daha da  önem kazanmıştır. Toplumsal alanın özerkleşmesi, sivil toplumun gelişimini hızlandırmıştır.

Sanayi Devrimi sonrasında  farklı çıkar grupları ortaya çıkınca, STK’ların sayısı hızla artmıştır. Günümüzde STK’lar; sendikalar, dernekler, vakıflar, meslek örgütleri ve gönüllü platformlar gibi çeşitli biçimlerde faaliyet göstermektedir.

Demokrasilerde yönetime katılım sadece oy vermekle sınırlı değildir. Yurttaşların siyasal karar alma süreçlerine sürekli ve etkin bir biçimde katılması, demokrasinin niteliğini belirleyen önemli faktörlerden biridir.  

Bireyler, STK’lar aracılığıyla, görüş ve taleplerini kolektif olarak ifade edebilmekte, siyasal karar alıcılar üzerinde baskı ve etki oluşturabilmekte ve toplumsal sorunlara yönelik çözüm önerileri geliştirebilmektedir.  Özellikle yerel düzeyde çalışan STK’lar, yurttaşların yaşadıkları çevreye ilişkin kararlarda söz sahibi olmasını sağlayarak yerel demokrasinin gelişimine katkıda bulunmaktadır.

Demokratik rejimlerde STK’lar kamu politikalarını izler, devlet uygulamalarını eleştirir, şeffaflık ve hesap verebilirlik talep eder ve siyasal iktidarın keyfi uygulamalarının önüne geçilmesine katkı sağlarlar.  

Demokrasilerde temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması  yalnızca anayasal düzenlemelerle sağlanamaz. Uygulamada karşılaşılan ihlallerin tespit edilmesi ve giderilmesi için sivil toplum kuruluşlarının aktif rol alması gerekir.

Demokrasi yalnızca bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda bir yaşam kültürüdür. Bu kültürün gelişmesi; hoşgörü, katılım, eleştirel düşünce ve uzlaşma gibi değerlerin toplumda yaygınlaşmasına bağlıdır. Sivil toplum kuruluşları, bu değerlerin topluma aktarılmasında önemli bir işlev görürler.

 

Atatürk Nutuk’ta, “Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir,” diyerek bugünleri işaret etmiş, Süleyman Demirel de Zincirbozan’a götürülürken, Odalar ve Borsalar Birliği Başkan’ı Mehmet Yazar’a, “Kalelere sahip çıkın,” demişti. Atatürk görevi gençliğe vermiş, Demirel ise devletin devamında STK’ların önemine vurgu yapmıştı.

Bugün STK’lar fiilen uykuda. Umarım bir gün uyanır da tarihten gelen görevini hatırlar.

Namık Kemal “Hürriyet Kasidesi’nde çok daha gür bir sesle haykırmıştı:Kilâb-ı zulme kaldı gezdiğin nâzende sahrâlar.

Uyan ey yâreli şîr-i jeyân bu hâb-ı gafletten. 

 

SİZ HANGİ SESİ İSTERSENİZ ONA KULAK VERİN. BELKİ DE HEPSİNE.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —