BEŞİNCİ BÖLÜM
Atatürk “DEV” miydi, “DAHİ” miydi… Öncelikle bu noktaya değinelim.
İsmet Paşa’yı anlatan Süleyman Demirel’e göre “DEV ADAM”dı. Şöyle anlatmıştı: “ Memlekette tecrübeli generaller mareşaller varken Garp Cephesi Komutanlığına Miralay (Albay) İsmet’i tayin etmesi boşuna değildi. Arkasında duran DEV ADAM tarafından bu vazifeye tayin edildiğine göre, Miralay İsmet büyük adamdı.”
Toprağı henüz kurumamış olan Profesör Dr. İlber Ortaylı da, yakın geçmişte gerçekleştirilen bir televizyon tartışmasında Ulu Önder için demişti ki: “Osmanlı ordusunda çok yetenekli, çok deneyimli komutanlar vardı. Fakat dahi değillerdi. Atatürk DAHİ’ydi…”
103 YIL ÖNCESİNDEN
GÜNÜMÜZE BAKALIM
Çiftçilerle sohbet ederken söylediklerine bakınız; “Acaba o günden bugünkü dünyayı mı görebilmiş” diye düşünmemek mümkün değil. Demiş ki:
“Bizi yanlış yola yönlendiren habisler çoğunlukla din perdesine bürünmüşlerdir. Saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatmışlardır. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz. Görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harabeden fenalıkları hep din perdesi altındaki melanetten gelmiştir. Onlar, her türlü hareketi dinle karıştırırlar.”
Ne dersiniz? Günümüz koşullarında cuk oturmuyor mu?..
ÇİFTÇİLERLE SOHBETTE:
“Milletimiz çok derin acılar çekti. Mağlubiyetler gördü. Bütün bu ıstıraplardan sonra yine bu topraklarda yaşıyorsak, bunun asıl kaynağı şundadır. Çünkü Türk çiftçisi bir eliyle kılıç kullanırken, diğer eliyle ve sabanıyla topraktan ayrılmadı. Eğer milletimizin çoğunluğu çiftçi olmasaydı, biz bugün dünya yüzünde bulunmayacaktık.”
Bu paragrafı hazırdaki dünya geneli ve ülke özeli koşullarıyla değerlendirdiğimizde derin anlamlarla karşılaşıyoruz. Şöyle özetleyelim. Bir; savunma konusuna her zaman önem verilmeli. İki; fakat zayıf ekonomi olmaksızın savunma yetersiz kalır. “Ekonomi…” deyince, vallahi aşağı tükürsen bıyık, yukarı tükürsen sakal. (Terslikler yüzünden biz de bıyıkla sakalı ters yere koymuşuz, başka anlam çıkarılmasın da…).
MUAZZAM TESBİT
Yine bir değerlendirme:
’’ Evet, arkadaşlar, o saraylar ve o sarayların etrafını çeviren hainler asırlarca bu milleti gaflette bıraktılar; onu nura koşmaktan men ettiler. Onlar bu milleti ve bu memleketi yalnız iki zamanda düşünürlerdi. Biri paraya, diğeri askere muhtaç oldukları zaman!.. (…). Sonra onların, saraylardaki debdebe ve gösterişi temin için paraya ihtiyaçları vardı. Bu parayı milletten sopa ile alırlardı. Bütün bunların neticesi milleti fakirliğe, haraplığa, nihayet ölümün kıyısına götürürdü. İşte bu idare tarzına padişahlık idaresi denir.”
Yorum gerekmiyor bence. İlkokulda okuduğumuz tarih kitaplarında da vardı aynısı.
BİTTİ